|
 |
|
|
Özal ile Erdoğan!
Tayyip Erdoğan'ın Turgut Özal'ı beğendiği, bazı bakımlardan örnek aldığı, ama aynı zamanda Özal'ı aşmak istediği söylenebilir.
Özal'ın yapamadıklarını yapmak deyince, akla tabii önce AKP'yi siyasal yelpazenin merkezine oturtmak geliyor. Merkezden sağa açılan tüm renkleri, İslamcılar dahil büyük ölçüde AKP'de eritmek düşüncesi geliyor.
Özal istemişti bunları.
Ama yapamadı.
Bu bakımdan aklında Japon Liberal Partisi modeli vardı Özal'ın. Acaba AKP lideri Erdoğan'ın da böylesi tasavvurları olabilir mi?..
Yine Özal'ın arzulayıp vuramadığı bir başka hedefi vardı:
Başkanlık sistemi...
Buna da gücü yetmemişti.
Başkanlık sistemi Tayyip Erdoğan'la yakın çevresinde de, ne kadar sıklıkta bilmiyorum ama konuşulan bir konu. Belki de bir sonraki genel seçimle birlikte gündeme getirilecek. Bu nedenle şimdilik daha çok kapalı kapılar arkasında vakit buldukça zihin egzersizi yapılan bir konu...
Özal, başbakanlık koltuğunda oturduğu 1980'li yıllarda iki yönlü çaba içindeydi. Bir yandan ANAP'ı siyasal yelpazenin merkezine oturtmak istiyordu. Bu merkezde Demirel'in DYP'sini tümüyle eritmeyi, İslamcıları da büyük ölçüde içine çekmeyi amaç edinmişti.
Hesabı basitti Özal'ın:
İslamcılar dahil merkez sağda toplam yüzde 65 oy vardı. Sol bölünmüş durumdaydı, en çok yüzde 35 oyu vardı, (Bugün yüzde 20'yi bile bulamıyor). DYP'yi muhalefette çökertmek zor değildi. Bu arada 'radikal sağ'la İslamcıların büyük bölümü de ANAP'ta toplanabilirse, Anayasa'yı tek başına değiştirecek parlamento çoğunluğunu ele geçirecekti Özal. Böylece, Anayasa'yı değiştirip başkanlık sistemine götürecekti Türkiye'yi...
Yapamadı.
Bu açılardan demin belirttiğim gibi Özal'ın kafasında Japon Liberal Partisi vardı. Japonya'da bu parti siyasal istikrarı temsil ediyordu. Çünkü 1950'lilerden başlayarak hep iktidardaydı. Karşısında muhalefet yoktu.
İlginç bir durumdu bu.
İktidar kavgası yine iktidar partisinin, yani Japon Liberal Partisi'nin kendi bünyesi içinde verilirdi. Bu yüzden Batı basınında Japonya'daki rejim tek partili demokrasi diye alaya alınırdı.
Başbakan Özal'ın 1985 yılında Japonya'ya yaptığı ziyareti izlemiştim. Hem o ziyaret sırasında, hem daha sonraki birkaç yıl içinde Özal 'Japon modeli'nden hep övgüyle söz etmişti.
Özellikle siyasal istikrar sayesinde bu ülkenin yakalamış olduğu ekonomik patlamayı her fırsatta anlatmayı severdi. Oysa Japon Liberal Partisi, modern bir siyasal partiden çok, feodal bir beylik diye nitelenebilirdi.
Gücün kendisini de, gücü kullanmayı da seven, siyaseten kendi kendisiyle dopdolu bir Özal için 'Japon modeli'nin başka birçok çekici yanı vardı.
Ama başaramadı, kıvıramadı.
1989 yılı yerel seçimlerinde, muhalefet partileri DYP ve SHP karşısında uğradığı büyük yenilgi Özal'ın düşlerini bitirdi.
Şimdi de Erdoğan'ın düşleri var.
AKP lideri yükseliş eğrisi çiziyor. Oylarını yüzde 35'ten yüzde 42'ye çıkardı. Yıl sonunda AB'den tarih alır, 'enflasyon'u da kesin olarak yenerse, 'erken seçim'e gidebilir.
Böylece, AB ve enflasyon konularında Özal'ın yapamadıklarını yaptıktan sonra erken seçimle birlikte Özal'ı bir konuda daha aşmayı deneyebilir: Anayasa'yı tek başına değiştirecek çoğunluğu elde etmek ve başkanlık sistemi için düğmeye basmak...
Ne diyorsunuz?
Vakitsiz mi?
Yoksa arada bir sesli düşünme ve tartışmaya değer bir konu mu?..
———————
ÜÇ GÜNLÜK İZİN
Yurtdışında bir toplantıya katılacağım için yıllık iznimden üç gün kullanacağım. Haftaya buluşmak üzere, Hasan Cemal.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|

|