Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 05 Haziran 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
15 yaşında kendi stüdyosunu kurdu, 23 yaşında "Türkiye'deki en iyi DJ" seçildi

Geçen günlerde düzenlenen Burn-MTV Dance Heat DJ Yarışması'nda birinci olan Burak Yeter "Arkadaşlar eğlenmeye giderdi, ben stüdyoda kalıp çalışırdım" diyor

GÖKÇE ACAR


Henüz dört-beş yaşındayken org çalan, gitarist babasıyla geceleri partilerde dolaşan DJ Burak Yeter sürekli çalışmış. Arkadaşları eğlenmeye giderken o stüdyosunda kalmış. Temmuz ayının ortalarında da MTV Dance Floor Chart Partisi'nde ünlü DJ'lerle çalmaya Malta'ya gidiyor. 23 yaşındaki Yeter bu partide çalan ilk Türk DJ olacak.

Yarışmaya katılmaya nasıl karar verdiniz?
Zaten internetten müzik hakkındaki bütün gelişmeleri takip ediyorum. Bir gün yine internette dolaşırken Burn-MTV'nin yarışmasını gördüm. 1996'dan beri müziğin içindeyim, birçok şey yaptığıma inanıyorum. Bütün bu yaptıklarımın bir karşılığı, bir ödülü vardır diye düşündüm; bu ödülü hak etmiştim. Bu yarışmayı öğrendiğim anda kazanacağımdan emindim. Ben birinciyim dedim kafamda.

Ne tür bir şarkı hazırladınız?
Bu yarışmaya nasıl bir şarkıyla katılabilir diye bir hafta boyunca stüdyomda düşündüm. Herkes yedi dakikalık, istediği bir müzikten tek bir demoyla katılabiliyordu. Bu kadar kısa bir sürede kendimi göstermek zorundaydım. Stüdyosu olmayanlar Burn Mobil Stüdyo'daki iki pikap ve bir mikserle bütün marifetlerini göstermek zorundalar. Ama ben kendi stüdyomda hazırlayıp demomu gönderdim.

"Türkiye'de bir ilki başlattım"
Bölge birinciliği nasıl geldi?
Aslında yarışmaya İstanbul bölgesinden katılmak beni biraz korkuttu çünkü orası en zorlayıcı bölge. Ama geri adım atmak istemedim. Hemen kendime telkinde bulundum. Hayır, güzel şeyler olacak, başaracaksın dedim. Önce bölgeler arası yarışıldı. Demomu İstanbul'a gönderdikten sonra başkanlığını DJ Murat Uncuoğlu'nun yaptığı bir jüri tarafından seçildiğim haberi geldi. O akşam "İstanbul birincisi DJ Yeter" dediklerinde gözlerim doldu. Çok mutlu oldum. Sonra dört bölge şampiyonu MTV-Burn partisinde final yarışı yapacaktı.

Final yarışması için farklı bir hazırlık yaptınız mı?
Evet çünkü yarışmada bize ayrılan süre beş dakikaydı. Benim şarkımsa yedi dakika. İnsan beş dakikada bir parça da çalar, dört parça da. Tamamen yetenek işi ve çok zorlayıcı. Performansıma benim kim olduğumu söyleyen intro'yla başladım, bir tek ben yaptım bunu. İki plak koydum ve ellerimle müdahale ederek onları oynattım. Bu hareket oldukça zordur ve normalde R&B gibi tarzlarda yapılır. Türkiye'de bir ilki de başlatmış oldum. Çünkü bunu kulüp müziğinde yaptım. Efektler ekledim, sağa sola dönerek şov yaptım. İnsanların çok beğendiği bir şey çıktı ortaya. Birinci olduğum o akşam rüya gibiydi.

"İşimi yaparken özgür olmak isterim"
Siz artık bu işi meslek olarak yapacaksınız herhalde...
Aynı zamanda Akdeniz Üniversitesi'nde inşaat bölümünde okuyorum. Üçüncü sınıftayım ve severek girmiştim bu bölüme. Ama sonra müzik ağır bastı ve evet, hobiden çok meslek oldu. Bana iş sözleşmeleri için teklifler geliyor ama ben kabul etmiyorum. İşimi yaparken özgür olmak isterim. Bir yere bağlanmak istemem. Ancak günübirlik çalarım.

"Ben asla kendime DJ demem"

DJ'liğe ilginiz nasıl başladı?
Babam müzisyendir, gitar çalıyor. Bir müzik grubu vardı. Onun sayesinde sürekli müzik olan bir ortamda büyüdüm. Daha küçük yaşlarda enstrümanlarla uğraşıyordum. Hatırlarım; dört-beş yaşlarındayken, elime bir org geçti, onu çalmaya başladım. Babam çalmak için gittiği partilere ortamı göreyim diye beni de götürüyordu. Sonra 1996 yılında Antalya'da kendi müzik stüdyomu kurdum. Orada reklam jeneriklerine kadar her türlü müzik işiyle uğraşıyordum. Gelen gruplarda vokal yapanlara altyapı sağlıyordum. Kendimi bu şekilde müziğin içinde buldum. Önce arkadaşların düzenlediği partilerde DJ'lik yaptım. Ardından küçük eğlence mekanlarında çaldım. İşi daha da genişleterek çaldığım parçalara kendimden bir şeyler eklemeye başladım. 2000 yılında arkadaşlarımla Tatbikat adında bir rap grubu kurduk. Grup beni çok geliştirdi çünkü her türlü altyapıyla ben ilgileniyordum. Üç kişilik grubun müziklerini yapıyor, bazen de şarkı söylüyordum. İstanbul, Ankara, İzmir'de konserler verdik. Zamanla DJ'liğe kaydım ve özel partilerde çaldım. 2000 yılından beri house müzik çalıyorum.

İyi bir DJ nasıl olmalı?
Alçakgönüllü olmak lazım. Hiçbir zaman kendime ben DJ'im demem. İşinizi yaparsınız. Yeteneklerinizi sergilersiniz. İnsanlar sizi gösterir ve "İşte DJ budur" der. O zaman DJ olabilirsiniz. İyi bir DJ ne zaman, nerede müziğin değişeceğini bilmeli, ortamdaki atmosferi oluşturmalı. Ayrıca sürekli müziği takip etmeli ve her türlü müziği dinlemeli. Ben öyle yapıyorum. Rock müzikten bir bölüm alıp elektronik müzikte kullanabiliyorum. İyi DJ görsellikle değil yaptığı işle insanların karşısına çıkmalı.

Bu iş sizin için ne ifade ediyor?
İnsanları mutlu etmek, onları dans ettirmek bana inanılmaz mutluluk veriyor. İnsanların karşısına en iyi nasıl çıkabilirim, insanları nasıl tatmin edebilirim, onlara nasıl güzel şeyler verebilirim diye düşünüyorum. Ben kendileri için çalan DJ'leri beğenmiyorum. Bence DJ şarkıları eğlenmeye gelen insanlara göre çalmalı.

Türkiye'de DJ'lik ne durumda?
İnanılmaz bir patlama var. Birçok yerde DJ'lik kursları açıldı, DJ yarışmaları düzenleniyor. Hatta Antalya'da ben de böyle kurslar veriyorum. İki kadın, dört erkekten oluşan altı öğrencim var.

Gerçekten çok çalışkan ve disiplinli birine benziyorsunuz.
Evet, müzik çok farklı bir şeydir. İnsan ikiye bölünür. Ya kızlar, gece hayatı, alkol gibi şeyler olur ya da disiplinli çalışma vardır. Ben ikincisine daha çok önem veriyorum. Arkadaşlar eğlenmeye giderdi, ben onlara katılmaz, çalışırdım. Bu birincilik işte o zamanların karşılığı, belki onlarla gitsem şu an burada olamazdım. DJ olmak için çok çalışmak lazım. Ailemi, arkadaşlarımı görmediğim zamanlar oldu. Hatta bazen kendimi bile kaybediyordum.

CUMARTESİ
Beşiktaş'ı tebeşirle boyayacaklar
"Yazmacılık benden oğluma, ondan da torunuma geçecek"
15 yaşında kendi stüdyosunu kurdu, 23 yaşında "Türkiye'deki en iyi DJ" seçildi
Çiçek fotoğrafları pula dönüştü
"İlk defa 3 yaşındayken perdeden etek yapmıştım"
Bebekler bu pusetlerde daha güvende olacak
"Sex and the City"nin New York'u
Köşe yazarları
18 saat sürecek dev parti
Hafta sonuna ısınmış bir hava ile gireceğiz
Ritimler özürlüler için tutulacak
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI





Sarıkız''ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
© 2004 Milliyet