Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 05 Haziran 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Iskaladıklarımızdır bizi yoksul bırakan

Görüş / Bülent Buda

Banu Şen'in 28 Mayıs günkü yazısı, okuyanı ne denli etkiledi bilemem. Hele bizim gibi futbolla yatıp kalkanları gıdıklamaz bile. Bize ne kitap, tiyatro, sanat ya da kentleri yaşatanların size anlattıkları... Futbolsever olmak, (O da nasıl olunuyorsa) bir ayrıcalık gibi görülmeye başlandı ne zamandır dolan tribünlere, azalan tiyatro koltuklarına bakıldığında.
Eğer bu süreç tersine işleseydi yani şöyle başlasaydı yaşam, önce kitap, tiyatro, sanatla beslenen insan. Sonra aynı insan spor yapan, sporu izleyen, sporu yöneten olsaydı. Ne tür şarkılar söylenirdi o küfür yüklü dolu ağızlardan. Ne tür takılmalar olurdu, yenenden yenilene insanca, insana bakarak?

Ağıtlarla donanıyor
Uyuşturucu oralarda barınamaz, döner bıçakları ustasının elinde yine güzelim İskenderleri üretirdi. Şike, doping, teşvik primi, mafya soluk alamazdı elinde kitap, koltuğunda tiyatro izleyenlerin ülkesinde. Ve bir de elbette, bu kadar can sıkmazdı futbol. Bir yenilgiyle ya da bir başarısızlıkla sanki dünyanın sonuymuş gibi sergilenen görüntülerle, başka sorunlarımız yokmuş gibi. Hele şu bizim İzmir'de bu sorun iyice abartılıyor. Gazete sayfaları, televizyon ekranları düşenlere, çıkamayanlara ilişkin yakılan ağıtlarla donanıyor. Çoğumuzun bir yanından üfleyerek körüklediği kentin temel sorunu gibi gösteriliyor futbol.
Oysa, bakıyorum çevreme insanlar temel gereksinimlerine ilişkin çabalarını sürdürüyor, çalışıyor, kazanıyor, kaybediyor, alış veriş yapıyor, geziyor, seviniyor, üzülüyorlar. Son bir ay içinde yaşamımdan sevdiğim beş insan eksildi. Ama yaşam sürüyor. Eksilmeler kadar çoğalmalar da var. Elbette sevdiklerim de çoğalıyor, eksilmelere karşın.

Kimseleri suçlamadan
Göztepe ile İzmirspor düşmüş, Bucaspor şampiyon olamamış, Altay'ın daha fazla kaynağa gereksinimi varmış, Karşıyaka'nın Süper Lig'e çıkma zamanı gelmiş.
Olağan, hayatın içinden şeyler bunlar. Çıkmak, düşmek, varsıllaşmakla yoksullaşmak gibidir. Yaşarsınız, taşırsınız bunları. Göğsünüzün sol üst yanındaki aygıt sönmedikçe de aşarsınız da. Hem de kimselerden öyle çok şey beklemeden, kimseleri suçlamadan, salt inandığınız ve istediğiniz için aşarsınız.
Uzun yıllarımı aldı futbol. Bu hala sürüyor. Sevinçliyim öyle de olduğu için. Yoksuldum başladığımda. Varsıllaştım sonradan. İnsan zengini oldum. Daha da varsıllaşırdım, ıskaladıklarım olmasaydı.

Kentiniz size neler anlatıyor
Kitaplar, tiyatro ve daha neler. Oysa, ne çok zaman vardı yeni şeyler öğrenmek için. Kamplar, idman sonrası dinlenceleri, izinli günlerimiz. Futbolcu tembelliği ya da gelişmemiş yeni okyanuslara açılma bilinci. Takvim yaprakları eksildikçe yüzleşme öne çıkıyor. Yargıç ile savcı tek kimlikte.
Duruşmadan duruşmaya koşuşup duruyoruz. Sorgulama sürüyor, sürmeli de. Neyse, "Kentleri yaşatan size anlattıklarıdır" diyor Banu, yazısının başlığında.
İletişim çağındayız. Okumadıysanız, ulaşıp okuyun. Bakalım kentiniz size neler anlatıyor? Bana beni yoksul kılan, ıskaladıklarımı anımsattı.

egespor@milliyet.com.tr




EGE
Çeşme havaalanı ve bir düzeltme
Hobisi, mutfak
Iskaladıklarımızdır bizi yoksul bırakan
Bizde mimarinin kalitesini düşünen var mı?
Kaos - Kozmos





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Kutlu Aktaş
Güneş Aynacı
Bülent Buda
Deniz Sipahi
Süha Tanrıöver
© 2004 Milliyet