Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 05 Haziran 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Bizde mimarinin kalitesini düşünen var mı?

Satır Arası / Deniz Sipahi

İki gün üst üste "yapı kültürü" ile ilgili yazılar yazdım. Bu yazıları yazarken de "Almanya'da yapı kültürü üzerine durum raporu" başlıklı bir dosyadan yararlandım. Önsözünü dönemin Almanya Ulaşım, Yapı ve Konut Bakanı Kurt Bodewig'in yazdığı, editörlüğünü de bakanlık danışmanı Profesör Gert Kahler'in yaptığı bu raporda ilginç bölümler de yer alıyordu.
Bazı okurlar "yapı kültürü"nün açılımını sormuşlar.
Şöyle özetleyelim.
"Yapı kültürü, sadece mimar, mühendis ve kent plancılarını ilgilendiren bir konu değil, yapı sahibi işverenleri ve kentte yaşayan yurttaşları da ilgilendiriyor. Yapıların kalitesi, kullanılabilirlik, ticari verimlilik ve tasarımın birleşimi ile toplumsal ve ekonomik sürdürülebilirlikten kaynaklanıyor. Yapı kültürü terimi, yapılı çevreyi geliştirme sürecini ve bizim bu sürece yaklaşımımızı tanımlıyor. Terim, planlamayı, yapı üretimini, yapıların yeniden kullanımını ve bakımını içeriyor. Yapı kültüründe nitelik, toplumun tümünün yapılı çevreye ve bu çevrenin bakımına karşı duyduğu sorumluluk düzeyi ile belirleniyor..."

* * *

Ben İzmir'de, Türkiye'de böyle bilincin mutlaka geliştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bu konuda Avrupa Birliği'nin bakış açısını biraz daha irdelemeye çalışalım. Avrupa Konseyi, 12 Şubat 2001 tarihinde "kentsel mimarlık kalitesi" ile ilgili 2001/C7304 sayılı karar tasarısını kabul etti. Bu kararla, mimarlığa çevresel ve kültürel yeni misyonlar da yüklendi.
Avrupa Birliği'ne üye olan ülkelerde yapı sahiplerine, yatırımcılara kamuoyunun bilinçlendirilmesi adına önemli zorunluluklar getiriyor.
Öncelikle mimarlık hizmetlerinin ekonomik ve kültürel olarak özel değeri olduğu kabul edildi; kamuya ait projelerde örnek teşkil edecek önlemlerle iyi mimarlığın teşvik edilmesi ve deneyim aktarımı konusunda özel çalışmalar başlatıldı.

* * *

Bütün bunlar neden önemli?
Avrupa Birliği'nin önemli kentlerinde ve genelinde oturmuş bir alt yapı, korunmuş yapılar ve iyi planlamalar olmasına rağmen o ülkelerin yöneticileri bunları yeterli görmüyorlar. Daha iyisini yapmak için de uğraşıyorlar.
Bizde ise keyfi, plansız yapılaşma devam ettiği için şehirlerimiz yıllardır bitmeyen davalarla uğraşmak zorunda kalıyor.
Bakın ülke ülke neler yapılmış, nasıl çalışma grupları oluşturulmuş.
Hepsi birer ders niteliğinde...

ESTETİK ANLAYIŞINI YAYAMAZSANIZ, KENTLERİNİZ DE UCUBEYE DÖNER

Onlar aya, biz yaya
Mimarlık Politikası Avrupa Forumu" bikaç yıldır faaliyet gösteriyor. Bu forum, Avrupa Birliği başkanlığını üstlenen ülkenin, tartışmak ve deneyim alışverişini sağlamak için yaptığı çağrıyla, kültürel kuruluşlar, sektörel örgütlenmeler ve hükümet temsilcileri tarafından oluşturulmuş enformel bir grup... 1990'ların başından bu yana, pek çok Avrupa ülkesi mimarlıkla ilgili ulusal politikalarını değiştirdi.
İşte örnekler...
Avusturya'da yaklaşık 2 bin 100 mimar, bir mimarlar odası ve 6 üniversite düzeyinde eğitim veren kuruluşun yanı sıra kurulmakta olan pek çok politeknik bulunuyor. 1992'de hükümet, Mimarlık ve Tasarım Bölümü'nü kurdu. Burada üç saygın mimardan oluşan bir danışma kurulu görev yapıyor ve büyük fonlarla destekleniyor. Fonlar ayrıca bireysel mimarlık projelerinin sponsorluğunun yanı sıra sergiler, kataloglar ve mimarların yurtdışı gezileri için kullanılıyor.
Ayrıca, genç mimarların uluslararası alanda ünlü mimarlık bürolarına yerleştirilmesini sağlayan bursları içeren bir uygulama da bulunuyor. Devlet, genç mimarlara uluslararası bir bakış açısı kazandırmayı kendi sorumluluğu olarak görüyor.

* * *

İsviçre mimarlığı, özellikle Herzog&de Meuron, Peter Zumthor gibi mimarların başarılarıyla iyi bir üne sahip. İkinci ilginç nokta, İsviçre'nin kantonlarının yarışmalarda kazananları ya da uygulanmaları için gereken kamu harcamalarını halkoylamasına sunabilmesi...
Referandum sonuçlarında artık İsviçre'yle özdeşleştirilen ve geleneksel mimarlığın dışında bir mimarlığın desteklendiği görülüyor.

* * *

Büyük inşaat şirketleri ve mimarlık bürolarının egemen olduğu bir inşaat sektörüne sahip olan İsveç'te, 1960 ve 70'lerin inşaat yöntemlerini değiştirecek bir mimarlık politikası oluşturdu. Bütün yapılarda estetiğin göz önüne alınmasını zorunlu kılan yeni maddeler, inşaat mevzuatına ve planlama, yol ve demiryolu yapımıyla ilgili yasalara eklenmiş. İsveç'te "güzellik bir haktır" anlayışı öne çıkarılmış durumda. Hükümet, "İsveç Mimarlık Müzesi", "Mimarlık Yılı", "Mimarlık Sergisi" gibi organizasyonlara kaynaklar aktarmış. Okul ve üniversiteleri de kapsayan çok sayıda kurum ve kuruluş geniş bir kampanyayla bir araya getirilerek "yapılı çevrede kalite" konusu kamuoyunun gündemine sokulmuş. Bir başka özel uygulama da son 50 yılın ulusal anıtlarını seçme yarışması olmuş.

* * *

Hollanda'da, "Rijksbouwmeester" yani onursal hükümet baş mimarı bütün ülkedeki yapı faaliyetlerinin gözetmeni gibi çalışıyor. Rotterdam'daki dünyanın en büyük mimarlık müzesi olan NAİ hükümet politikalarının kültürel boyutunu sağlıyor. Müzede arşivler, sergiler, çocuk ve gençlerin katıldığı eğitim turları gerçekleştiriliyor. "Stimuleringsfonds voor Architectur" devletin finanse ettiği bir kuruluş ve bütün mimarlık alanıyla ve mimarlığa ilişkin sübvansiyonlarla ilgileniyor. "Fonds voor Beeldende Kunts, Bouwkunst en Vormgeving" ise genç mimarların özellikle çeşitli burslarla veya sunum ve yayın yardımlarıyla desteklenmesini hedefleyen bir yan kuruluş... Yerel düzeyde mimarlık için ülke çapında 35 "Architectuur Lokaal" merkezi bulunuyor. Bunlar, yerel mimarlığı temsil etmenin yanı sıra girişimcilerle de ilişki kuruyor. "Weltstandstoezicht" geleneksel "Estetik Kurul"un yerini almış ve hala mimarlığın estetik yönleriyle ilgileniyor. Ulusal Konut Yasası her projenin estetik kalitesi açısından değerlendirilmesini zorunlu kılıyor.

Fantezi mi, olması gereken mi?

Bunları okuduktan sonra Türkiye için bunlar birer fantezi diyebilirsiniz. Eğer bu organizasyonları yapamazsak şehirlerimizi nasıl kurtaracağız?
Dikkat ettiğinizde her ülke araştırmaya, bilgilendirmeye önemli kaynaklar aktarmış.
Bizde ise planlamadan söz etmek mümkün değil.
Bu konuya devam edeceğim
Bakın "kamu yararı"nın Türkiye'deki anlamıyla Avrupa'da anlamı ne kadar farklı...

dsipahi@milliyet.com.tr




EGE
Çeşme havaalanı ve bir düzeltme
Hobisi, mutfak
Iskaladıklarımızdır bizi yoksul bırakan
Bizde mimarinin kalitesini düşünen var mı?
Kaos - Kozmos





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Kutlu Aktaş
Güneş Aynacı
Bülent Buda
Deniz Sipahi
Süha Tanrıöver
© 2004 Milliyet