|
 |
|
|
Kaos - Kozmos
Soruyorum / Süha Tanrıöver
Bildiğiniz gibi yukarıdaki iki kelime bir diğerinin zıttı. Kaos karışıklık - karmaşa anlamında. Kozmos ise evren anlamını taşımakla birlikte, kökeninde "düzen, uyum içinde bir arada bulunma" manasına geliyor.
* * *
İşler, durumlar tahammül edilebileceğinden daha kötü gitmeye başladığı zaman kaostan bahsederiz. Kavram, gündelik hayatımız içine girmiştir.
Düzensizlik bizi ürkütür ve derhal alınabilecek tedbirler üzerine yoğunlaşırız. Halbuki işlerin en mükemmel gittiği zaman bile, "durumumuz çok kozmos" diyeni ben duymadım. Kavram, gündelik hayatımızda yok.
Galiba bunun nedeni, "kozmos" durumunun aslında var olmaması..
Kozmos olduğu, yani düzen ve uyumun bulunduğu söylenen evren, gerçekten bu niteliklere sahip midir?
Yaratıcısının niyetinde mevcut bir üst düzey anlayışı bilemem ama, insanın algılayabileceği mevcut düzen pek öyle görünmüyor. Dünya kendi ekseni etrafında dönerken bir yandan da güneşin etrafında dönüyor.
Güneş bütün gezegenleri ile birlikte Samanyolu adını verdiğimiz gökadanın içinde dönüyor. Samanyolu da, diğer bir çok benzeri ile birlikte ne olduğunu bilemediğimiz "büyük çekici"ye doğru hızla koşturuyor.
Bu arada gökadalar birbiri ile çarpışıyor, güneşler bitip, güneşler doğuyor. Sürekli oluşumun bitmeyen fırtınaları kozmos olduğu iddia (bence temenni) olunan evrende devam edip gidiyor.
Uzay boyutları içinde mevcudiyeti minüskül kere minicik dünyamız da, bundan 55 milyon yıl önceki yaşamın hakimleri dinozorların soyunu kurutan, canlı türünün yüzde 90'ından fazlasını yok eden göktaşı örneğinde olduğu gibi, içinde yer aldığı kaosun sonuçlarına arada sırada katlanıyor. Diğer bir örnek de, değişen iklim koşuları nedeniyle ortaya çıkan buzul çağının Neanderthal insanının yok etmesi. Bir süre önce Güneri Cıvaoğlu yazmıştı, dünya üzerinde canlıların huzur içinde bir arada yaşayabildikleri dönemlerin, dünya tarihine göre ne kadar kısa süreli olduklarını...
Şöyle bir bakınca, her biri yüz milyarlarca yıldızdan oluşan yüz milyarlarca gökadanın herhangi bir tanesinin uzak bir köşesinde yaşam bulabilmiş fanileriz. Çapının 156 milyar ışık yılı (1.482x1021) kilometre olduğu söylenen, büyüklüğü algılama/ölçme sınırlarımızın dışındaki bu mekanda hazır tutunabilmişken, yaşamı kaosa çevirmek için neden gayret ederiz?
Benim inancım seninkinden iyidir, benim ırkım seninkini yener ve benzeri tavırların temelinde korkunun yattığını düşünürüm. Kendimizi fazla ciddiye alıyor olmamızın temel motifi, bir gün yok olacağımızı bilmemiz ve çok korkmamız olsa gerek. Bunu örtebilmek/unutabilmek için neler-neler yaparız...Kanımca son zamanların en büyük filozofu Murphy'nin "you have taken yourself too seriously (kendini aşırı önemsedin)" sözleri, insanoğlu açısından çok yerinde bir tespit.
Değerli zamanlarımızın ağız tadıyla geçirilmesi dileklerimle...
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|