Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 05 Haziran 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
İyi şeyler de oluyor


Hadi biraz içimiz açılsın. Türkiye'de futbol deyince hep can sıkıcı şeyler gelmesin aklımıza. Bilir misiniz yıllardır bir grup insan futbolumuzun kalkınması, gelişmesi, yenilenmesi, çağdaş düzeye gelmesi için çırpınıp durur federasyon bünyesinde ? Bazen geceleri gündüzüne karışır. Proje üretir bu kafalar. Uluslararası talimatlar konusunda FIFA ve UEFA yetkilileriyle takır takır tartışır, onların düşünemediklerini gündeme getirir, kendi fikirlerini kabul ettirirler. Hukuğu bilir, doğru yorumlarlar. Ancak sesleri solukları hiç duyulmaz bu insanların.
İşte Türk futbolunun gelecekteki kaderini şekillendirecek birimlerden biri olan "KLD" de bu grup içinde yer alır. Kulüp Lisans Departmanı, 2004-2005 sezonundan itibaren kademeli olarak liglerimizde uygulanacak yeni yapılanmanın sorumluluğunu üstlenir. Hukukçu Kemal Kapulluoğlu'nun başkanlığındaki departman, başta süper lig olmak üzere tüm kulüplerin UEFA kriterlerine uygun hale getirilmesi operasyonunu yönetir. Kulüp lisans sisteminin hayata geçirilmesini hedefler. Bunları yaparken ne federasyona, ne de kulüplere yük olur. Çünkü yıllık 800 bin franklık bütçesini UEFA karşılar.
Departmanın aylar süren çalışmalar sonunda geldiği nokta sevindiricidir. Bakın, süper ligde tüm kulüpler belirlenen sürede "mali ve altyapı" kriterlerini hazırlamış, eksiği olanlar 10 Temmuz'a dek bunları gidereceği taahhütünde bulunmuş. İkinci lig A katagorisinde ise iki kulüp hariç diğerleri sisteme entegre olmuş. Departman, tek tek istediklerini anlatmış, hiç birşey yapmadı denenler bile işin ucundan tutmaya başlamış.
Doğrusu biz korkuyorduk. Öngörülen sürede Türk futbolunun bu sisteme geçemeyeceğinden endişe ediyorduk. Ama gördük ki vitrinin ardındaki insanlar işlerini biliyor. Ve belki de en büyük hizmeti onlar veriyor. Ne diyelim.. Ellerinize sağlık.

Ümit'i yitirmek!

İki sezon önce ligin son haftasında oynanan Diyarbakırspor - Elazığspor maçında yaşananları anımsarsınız. Soyunma odasında silahlar çekilmiş, koridorda futbolcular kovalanmış, tehdit edilmiş, müsabakanın sonucu saha dışında belirlenmişti. Bunca çirkinliğe tanık olanlardan biri de Diyarbakırspor'un başında sahaya çıkan Ümit Kayıhan idi. Tüyler ürperten görüntülerden sonra stattan takım otobüsüyle değil, yürüyerek uzaklaşan Kayıhan, o gün başına gelenleri yakın dostlarına anlatırken, bir daha asla Diyarbakırspor'da çalışmayacağını ifade etmişti.
Aynı Kayıhan kısa bir süre sonra maçla ilgili iddiaları soruşturan "Şike Tahkik Kurulu'na" ifade verdi. Ancak ne hikmetse, ya söyledikleri dikkate alınmadı, ya da dikkate alınacak şeyler söylemedi. Tıpkı kurula ifade veren diğer tanıklar gibi. Sonuçta kurulun raporu "şaibesiz" çıktı! Sanki o sahada, o statta hiçbir şey yaşanmamıştı.
Keşke Kayıhan o günlerde dostlarına anlattıklarını kamuoyu ile paylaşsa, milyonlarca insanın vicdanını rahatlatsa ve futbolu kirleten eller "ibret-i alem" için cezalandırılsaydı. O zaman belki de bu sezona damgasını vuran çirkinliklerin önüne geçilir, Ümit Kayıhan'ın da heykeli dikilirdi.
Olmadı. Olamazdı da... Çünkü öyle ürkek, etik değerleri erozyona uğramış, bananeci bir toplum haline gelmişiz ki... Hesaplar hep yarın ne oluruz kaygısına endeksli. Baksanıza insanlar ne çabuk unutuyor yaşadıklarını. Ümit hoca bile bir daha asla diyerek ayrıldığı kente yine "taze bir umut" olarak geri dönüyor..!

Özerklik masalı
Yıllardır federasyonlarımız ağlar durur. Uluslararası alandaki başarısızlığa özerklik kılıfı uydurur, idari ve mali yetersizlikten söz ederler. Yalan... Vallahi yalan. Alın size kanıtı. Gençlik ve Spor Genel müdürlüğünce hazırlanan ve 12 Mart 2004 tarihinde yürürlüğe giren yasa, isteyen federasyonlara özerklik hakkı verdi. O tarihten bu yana ise sadece 6 federasyon yasadan yararlanmak için başvuru yaptı. Basketbolun dışında motorsiklet, satranç, briç ve otomobil sporları federasyonları özerkliği kaptı. Tenis ise bir sonraki MDK toplantısına kaldı. Diğerleri ? Hani nerede Türk sporunun lokomotifi güreş, halter, voleybol, atletizm federasyonları ? Nerede hentbol, yüzme, binicilik, tekvando, judo karete ? Nerede okçuluk ? Acaba özerklik mi istemiyor bu federasyonlarımız, yoksa mevcut sistemin nimetleri daha mı cazip geliyor bazılarına? Ne dersiniz?

Karadeniz dalgalandı!

Mehmet Ali Yılmaz'ın futbol federasyonu başkanlığına aday olduğunu açıklaması kuşkusuz seçim sürecinin seyrini değiştirecek. Bir başka aday çıkar mı bilinmez ama, bu tercih yıllardır tek başkan adayı ile gidilen genel kurulun daha demokratik bir ortamda yapılmasını sağlayacak.
İşin ilginç yanı, Yılmaz'ın adaylığını açıklamadan önce Karadenizliler Vakfı Başkanı İbrahim Cevahir kanalıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın nabzını yoklaması, ardından da bizzat konuyu kendisine iletmesiydi. Bunu kim nasıl yorumlar bilemeyiz. Ama görünen o ki Başbakan Erdoğan, Yılmaz'ın adaylığı ile bir anlamda rahatladı. Çünkü, Haluk Ulusoy'un yönetim kuruluna isim önereceği yolundaki haberlerden hoşnut kalmayan Erdoğan, ikinci bir adayın çıkmasıyla kendini tartışma ortamından sıyırmış oldu.
Bundan sonra ne mi olacak? Bu gelişme sonrası eli daha da güçlenen Kulüpler Birliği Vakfı, seçimin sonucu üzerinde belirleyici bir rol üstlenecek. Bu yeni rol elbetteki Ulusoy'un canını sıkacak. Seçim turlarına geçen hafta Karadeniz'den başlayan, ardından Kayseri'de nabız yoklayan Ulusoy, yeni bir strateji belirlemek durumunda kalacak. Federasyon başkanı en azından "hemşehrisi" karşısında, dün çantada keklik gördüğü Karadeniz oylarını yeniden gözden geçirmek zorunluluğunu hissedecek.

cersen@milliyet.com.tr





SPOR
Kura bize güldü
Zoltan Gera da tamam
Daum 'bingo' dedi
Aslan'ın yükü ağır
Bisconti atağı
Sizi seviyoruz
Ulusoy'un rakibi Yılmaz
Solberg zirvede
Paris'te son tango
Haber turu...
Magna Carta
İyi şeyler de oluyor
Bi daha bi daha
Kim yalancı?
At yarışları
Avrupa Ligleri
Ülker'den geçit yok: 87-92
İkinci Lig Puan Durumu
Önce NBA yüzüğü
Çekler'i bu kez devirdik





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Fevzi AKSOY
Magna Carta
Kişiye özel kanun çıkarılabilir mi? Çıkarılma...
Cemal ERSEN
İyi şeyler de oluyor
Hadi biraz içimiz açılsın. Türkiye'de futbol ...
Bilgin GÖKBERK
Bi daha bi daha
Melvin'in 'çok' attığı maçların Ülker çoğunu ...
Yavuz KOCAÖMER
Kim yalancı?
CNN TÜRK'te "Spor Ekspres" programında bir sü...



 Dünya Kupası 2002
 İstatisliklerle lig
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2004 Milliyet