Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 06 Haziran 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Bu projeyi ya iptal edin ya da önünü açın

Satır Arası / Deniz Sipahi

28 Mart yerel seçimlerinde İzmir gerçekten heyecanlı bir yarış yaşadı. Sol oyların Ahmet Piriştina isminde adeta bir koalisyon kurması, merkez sağ partilerin iddialı adaylar çıkaramaması seçimin kaderini değiştirdi.
Ancak bu süreçte önemli bir ayrıntı daha yaşandı. DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, adaylarının Yüksel Çakmur olduğunu açıklamasına rağmen Çakmur, CHP dışındaki diğer partilerin desteğini şart koştu, gerekli ortamın oluşmaması üzerine de seçimlere girmedi.
Çakmur'un seçimi kazanması imkansız gibiydi ancak sol oyların bölünmesi de Piriştina'nın işini bir hayli zorlaştıracaktı. Çakmur, bu tavrıyla da kamuoyunda büyük sempati topladı.
Bu olgunluğu gösterebilen Çakmur, ne yazık ki Dünya Ticaret Merkezi ile ilgili projede farklı bir çizgi izliyor.

* * *

Proje tam start alacakken, yeni bir mahkeme süreciyle uzuyor da uzuyor. Cuma günü Dünya Ticaret Merkezi'yle ilgili yaşanan bir dizi olayı sıralamıştım.
1997 yılında ihalesi yapılan, 1998 yılında başlanan proje tam yedi yıldır bekliyor.
Bugüne kadar aynı yer için üç yürütmeyi durdurma kararı verilmiş.
Proje üç kere değiştirilmiş; değiştirilen planlara iki kere ruhsat alınmış.
Üç bilirkişi üç değişik rapor hazırlamış. Bir kere bunu anlamak mümkün değil. Bir proje ya doğrudur ya yanlıştır. Yapımı ya uygundur ya da değildir.
Ama bizde aynı yerle ilgili her bilirkişi farklı görüş bildirebiliyor.
Neyse...
Türkiye gibi bir ülkede buna benzer binlerce örnek gösterebiliriz.

* * *

Şimdi soruyorum.
Çakmur'un başkanlığı döneminde Basmane'deki bu yerle ilgili benzer bir proje düşünülmemiş miydi?
Asil Nadir, buraya beş yıldızlı bir otel yapmak istememiş miydi?
Peki o zaman oraya böyle bir yatırım yapmak doğruydu da, şimdi mi yanlış?
Bir diğer ayrıntı...
Dünya Ticaret Merkezi ile ilgili mecliste parmak kaldırıp onay verenler, sonradan neden mahkemeye gidip itiraz ediyorlar?
Eğer mahkemeye gidiyorlarsa, neden meclisteki görevlerini tam yapmıyorlar?
Çakmur başkanlığı döneminde Basmane'nin görüntüsünü değiştirecek bir modern yapıyı yapmak için girişimde bulunduğuna göre neden şimdi karşı çıkıyor?
Acaba o zaman mı yanlış yaptı, yoksa şimdi mi?

* * *

Gelelim bu konuyu neden ısrarla yazdığıma...
Benim ne Güçbirliği Holding'e ait bir hissem bulunuyor, ne şirketin başındaki Kemal Zorlu ile bir akrabalığım, ne de diğer ortaklarla bir yakınlığım...
İlla da bu proje yapılsın diye de bir görüşüm yok.
Ancak "Biz olduğumuz sürece bu yatırım yapılmayacak..." anlayışına da tepki duyduğumu söylemek istiyorum.
Denilir ki; "İhaleyi iptal ettik", "Buraya ruhsat vermeyeceğiz", "Burada böyle bir yapı istemiyoruz..."
Bütün bu görüşlere saygım var; gereği de yapılır.
Ancak büyükşehir belediyesinden ve ilçe belediyeden böyle bir açıklama yok. Aksine plan değişikliğine uygun yeni ruhsat veriliyor ki; binanın yapılması isteniyor.
Sonra yine yürütmeyi durdurma kararı; devam eden mahkemeler... Yatırılan milyonlarca dolar, bu projeye inanıp para yatıran yüzlerce ortak...
Herkes bekliyor.

* * *

Tekrar ediyorum.
Kendi yolunuzu tıkamak istiyorsanız; yapabilirsiniz. Bu sizin tercihinizdir, hayatınızı kolaylaştırabilirsiniz ya da zehir edebilirsiniz.
Ama bir başkasının yolunu tıkayamazsınız. Ya projeyi iptal edin; yaptırmayın. Ya da kimseyi oyalamayın.
Çünkü her İstanbul'a gittiğimde, hemen herkes sanki sözbirliği etmişçesine...
"İzmir mi; orada yatırım yapmak çok zor. Baksanıza bir Dünya Ticaret Merkezi'ni 10 yılda bitiremediniz" cümlesini duymaktan inanın bıktım.

BİR BAŞKA GÖZLE

Türkiye üzerinde oynanan oyunlar ve Türkçe
Geçtiğimiz hafta Celal Bayar Üniversitesi Öğrenci Konseyi'nin düzenlediği 1. Öğrenci Kurultayı'nın konuğu Sayın Hulki Cevizoğlu idi. Öğrencilere "Türkiye Üzerinde Oynanan Oyunlar"ı geniş bir perspektif içinde anlatan Cevizoğlu, konuşmacı olarak da en az program yöneticiliğindeki kadar başarılı olduğunu ispatladı.
Konuşmasında AB'nin Türkiye'den düşük barajlı ve daha demokratik bir seçim yasası veya otoyollarını tamamlamasını istemediğini, ancak Atatürkçülükten vazgeçilmesi ve ordunun gücünün azaltılması gerektiği konularında baskı yaptığına dikkat çeken Cevizoğlu, her gencin en az bir yabancı dili iyi düzeyde bilmesinin çok gerekli olduğunu, ancak yabancı dilde eğitimin dünyanın hiçbir yerinde görülmediğini ve bu sistemin beyin göçünü hızlandırdığını öne sürdü.

* * *

Sayın Cevizoğlu'nun söylediklerine tümüyle katılıyor, Türkiye üzerinde oynanan oyunların bir bölümünün de Türkçe'mizi katletmek yoluyla gerçekleştirilmeye çalışıldığına inanıyorum. Artık yalnız markalarımız ve reklam sloganlarımız değil, dizilerin ve filmlerin adları da İngilizce. Reklamlarda artık Türkçe kelimelerin arasına İngilizce değil, İngilizce kelimelerin arasına Türkçe kelimeler serpiştiriliyor; yakında gerek kalmadı diyerek Türkçe altyazıları da kaldırırlarsa şaşırmamak gerek. Halk bu arada birkaç günde üne kavuşan "pseudostar"lar ile uyutulurken, gerçek sanatçılar unutuluyor.

* * *

Ancak son zamanlarda olumlu bazı gelişmeler de var. Türk dili ile ilgili kurum ve derneklerin yanında Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu'nun da önemli katkılarıyla Türkçe'mizi korumaya yönelik hareketler önemli bir artış kaydetti. Sayın Sinanoğlu'na atfen hazırlanmış http://www.sinanoglu.net adresindeki internet sitesinde çeşitli bilim alanlarındaki yabancı kelimelere önerilen Türkçe kelimeleri bulmak ve beğenilenleri oylamak olası; http://www.hurriyetim.com.tr adresinde yer alan ve birçok yazarın katıldığı "Bilgisayar Türkçesi İstemiyoruz" kampanyası ile F klavye (okunuşu Fe klavye) kullanımını destekleyen yazılar da olumlu gelişmeler.

* * *

Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, Türk Dili Dergisi'nde yayımlanmış bir yazısında F klavyeyi anlatırken, "Türkçe sözlerde çok sık kullanılan seslerin karşılığı olan harfler bu klavyede en kolay ulaşılabilecek yerlere serpiştirilmişti. Yaklaşık 30 bin Türkçe sözün ölçü alındığı bir değerlendirmede a harfi 26 bin 323, e harfi 16 bin 308, k harfi 13 bin 542, i harfi 13 bin 384, m harfi 11 bin 263, l harfi 10 bin 496, t harfi 9 bin 669, r harfi 8 bin 698 kez geçmekteydi. Bu oran göz önünde bulundurularak söz konusu harfler F klavyede en uygun yerlere yerleştirilmişti. Q klavyede ise tabir caizse klavyenin en ücra köşelerine dağıtılmış durumdadır. Buna karşılık, Türkçe'de 30 bin sözde sadece 125 defa geçen ve en az kullanılan j harfi, Q klavyede en uygun yere konmuştur" ifadelerini kullanmıştır.
Yorum ve karar sizin...
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok'un kaleminden)

BİZİMKİ DAHA İYİ TABİİ

Battalgazi ve Truva filmleri karşılaştırması
BattagaziTruva
Aynı anda 4 ok atabilmeEvetHayır
100 kişiye karşı tekEvetEvet
Yerden kaleye zıplamaEvetHayır
Takım çalışmasıEvetEvet
YakışıklıEvetEvet
Düşmanının kızına/yeğenine asılmaEvetEvet
Attan yukarı zıplamaEvetHayır
Attan aşağı zıplamaHayırEvet
İman kuvvetiEvetHayır
Savaştan önce seksHayırEvet

(Bu yazıyı bize yollayan Cem Karagözlü'nün yorumu "Bizimki daha iyi tabii...")

dsipahi@milliyet.com.tr




EGE
Sınavların sınavı
Bu projeyi ya iptal edin ya da önünü açın
Akif Küçükbay'ın öğrettikleri
Klazomenai'den Urla'ya





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Reşat Kutucular
Deniz Sipahi
İsmail Sivri
Sabri Yetkin
© 2004 Milliyet