Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 06 Haziran 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Bilmediğimiz Bizans

Metropolitan Müzesi'ndeki Bizans: İman ve İktidar (1261-1557) adlı sergi bizi bilmediğimiz bir uygarlık ile tanıştırıyor, İstanbul'u yeniden keşfetmemizi sağlıyor

new york

İstanbul'u yeniden keşfetmek mümkün. Keşif yolculuğuna, New York'tan başlamak da. Metropolitan Müzesi'ndeki Bizans: İman ve İktidar (1261-1557) adlı sergi, ideal çıkış noktası bu yolculuk için. Dile kolay; bin altı yüz yetmiş dört yaşındaki bir şehre yaklaşmaktan söz ediyorum. İstanbul ile, ancak geçmişine dokunarak kurabileceğimiz bir özel ilişkiyi kast ediyorum.
Sergi, bizi bilmediğimiz bir Bizans'la tanıştırmaya, kapsadığı dönemle başlıyor. 1261, eski adıyla Konstantinopol'ün Latin İmparatorluğu'ndan yeniden Romalılara geçtiği tarih.
Biliyorum, "Romalılar" deyince aklımız bugünkü Roma'ya gidiyor ve bugün bizim olan topraklarda kurulmuş "Roma" devletine ise, "Bizans" deyip çıkıyoruz işin içinden.
Oysa Metropolitan'daki sergi, Bizans'ın ancak 1557'de, yani Osmanlı gelip Bizans'ın bağrına oturduktan yüz yıldan fazla zaman geçtikten sonra "Bizans" adını aldığını öğretiyor. Bu adı veren kişi, Alman tarihçi Hieronymous Wolf (1516-1580). Gerçekte, Konstantinopol'ün kurulduğu yere yakın bir eski Rum kasabasının adı Bizans. Wolf'un "Bizans" adını vermesi, şehrin ve geçmişteki imparatorluğun "Elen" kökenini vurgulamakla kalmıyor, onu, Wolf'un kuşağının Roma İmparatorluğu'nun kalbi saydıkları, bugünkü Roma'dan da ayırıyor.
Oysa İstanbul'un doğum yılı, İ.S. 330 ve doğar doğmaz da, başşehri olduğu imparatorluğun adı "basileia ton Rhomaion" yani "Romalılar İmparatorluğu". İşte 1261'de Konstantinopol'ün yeniden Romalıların eline geçmesi de, şehrin kurucusu ve çok sonradan Bizanslılar olarak tanınacak ama kendisini Romalı (dilimize yerleştiği haliyle Rum) diye bellemiş "Elen" devletinin eline geçtiği tarih. 1204 ile 1261 arasında, tarihte "Latin İmparatorluğu" olarak bilinen batı devletinin egemenliğinde kalıyor şehir. 1204'te, Rum uygarlığının yaklaşık 900 yıl boyunca yeşerttiği bir kültür, Dördüncü Haçlı Seferi'nin gazabına uğruyor. Latin baskını sonrasında, Romalılar İmparatorluğu'nun merkezi İznik'e taşınıyor.
İşte Metropolitan'daki sergi, İstanbul'da "Roma / Rum" iktidarının yeniden kuruluşuyla başlıyor ve üç yüzyıla yakın bir uygarlığı, mozaikleri, ikonaları, takıları, haritaları ve kitapları ile bugüne taşıyor.

Burada bir parantez açıp hatırlamamızda yarar var. Şehrin Osmanlı egemenliğinde aldığı "İstanbul" adı da aslında Rum kökenli ve Rumcada "şehre doğru" anlamındaki "istin polis" sözünün dönüşümünden geliyor.
İstanbul'u yeniden keşfimiz, adıyla bitmiyor tabii. Metropolitan'daki serginin kapsadığı yıllar, 1261'de şehri geri alan Paleolog hanedanının yanı sıra Osmanlı'nın İstanbul'a ve Rum İmparatorluğu'nun ikinci büyük şehri Selanik'e ilk yüzyılı da kucaklıyor. Öğreniyoruz ki, bugün bizim "Bizans" diye bildiğimiz devlet, sadece doğusuna dayanan Selçuklu ve Osmanlı devletlerinin değil, batısındaki Sırpların ve bir dönem egemeni olan Latinlerin tehdidini de sürekli hissederek, bir yandan da sadece İtalyan, Ermeni, Alman, Rus hanedanlarından değil, Moğol, Pers,
İlhani tahtına hakim ailelerden de kız alıp vererek yaşamış. Öyle ki, 1449-1453 arası iktidarda kalan son "Bizans" İmparatoru Konstantin IX, sadece on altıda bir oranında "Rum kanı" taşır imiş.
Daha ilginci, "Bizans" ile İslam arasındaki etkileşimin örnekleri. Fatih Sultan Mehmet'in, İstanbul'u almakla, sadece bu muhteşem şehre İslam'ı taşımayı değil, Osmanlı'yı da Eski ve Yeni Roma geleneklerinin devamı kılmayı amaçladığını biliyoruz. Metropolitan'daki sergi, Fatih'in "Keyşa (Sezar)" ve "Padişah-ı Rum" unvanlarını kendisine uygun görmesinin bu amacı yansıttığını, Fatih döneminin en önemli tarihçilerinden "Bizans" aristokratı Kritobulos'un el yazmasıyla duyuruyor.
Konya'daki İnce Minareli Medrese'den Metropolitan'a taşınma, taştan oyma iki başlı kartal; Eski ve Yeni Roma ile Selçuklu ve Osmanlı'yı birbirine bağlayan, zamanla Anadolu'nun her yerine yerleşmiş, Hıristiyan kökenini Müslüman kullanıma taşımış yüzlerce simgeden sadece biri.
Sergide, Fatih'in daha "fatih" olmadan, 1449'da, Edirne'de, Dulkadiroğlu Süleyman Bey'in kızı Sitti Hatun'la evlendiği muhteşem düğünü resmeden, on beşinci yüzyıldan kalma bir gravür, Sitti Hatun'u bir filin sırtında ve Paleolog Hanedanı'nın simgeleriyle süslü bir tentenin altında gösteriyor örneğin. Bir başkasında, Sitti Hatun'un kardeşi Melik Arslan'ın düğündeki hali, başında türban, üzerinde ise Rum kökenli iki başlı kartallarla süslü bir kaftanla resmedilmiş.
Beni özellikle bir dizi muhteşem İstanbul haritası ve resmi ile büyüleyen sergide, belki de en çarpıcı eser, 1314-1315 yıllarında Tebriz'de, kağıt üzerine mürekkep, boya, altın ve gümüşle yapılmış ve Moğol Veziri Raşid al Din'in derlediği dört ciltlik dünya tarihinin sayfalarından alınma bir resim. Resimde
Hz. Muhammed'in doğuşu, dönemin "Bizans" resminden ve İsa'nın doğuşunu konu alan sayısız örnekten esinlenerek, üstelik insanın resmedilmesine yüzyıllarca sırtını çevirecek olan İslam'da benzeri pek nadir görülecek bir ayrıntıda yansıtılıyor. Muhammed'in annesi Amine, doğum yatağında. Üçüncü Halife Osman'ın annesi yanı başında. Resimdeki diğer kadınların, Muhammed'in anneanneleri Berra ve Fatma ile süt ninesi Halime olduğu tahmin ediliyor. Bebek Muhammed'i kucaklayan meleklerin, doğum yeri ise tabii ki, "Bizans."

Yazara e-mail




PAZAR
Artık İstanbul'suz yapamıyorlar
Baba oynayacak, oğlu yönetecek
Dünyayı turlayanlardan Koç'a öneriler
Ünlü reklamların Türk yönetmeni
Rönesans tablolarında UFO'lar varmış!
"Cenazeden kafamı kaldıramıyorum"
Tuzlu suda yüzün, sıtma aşısı olun
Hasta ve okullu!
"Aldatıyorum, vicdan azabı çekiyorum ama mutluyum"
"Kaymak gibi" içkiler...
Vekilliğin sırrı: Seçmenden kopmamak
Şenliğin bütün geliriyle öğrenciye burs veriyorlar
Ancyra sofralarımızda
Uçuş coşkusu... Uçak kuşkusu...
Paris'te bir "Paris lokantası"
İmtihanda başarılar
İyilik yap, piyasaya at
"Siz bu oyunda Bolşeviklik görmediniz mi?"
Bilmediğimiz Bizans





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yasemin Çongar
© 2004 Milliyet