|
 |
|
|
ABD ve güven
ABD, Avrupa'daki silahlı kuvvetlerini yeniden yapılandırıyor. Üslerini Doğu Avrupa'ya kaydırıyor. İncirlik'i yeniden aktif hale getirmek istiyor.
New York Times'ın haberine göre, ABD'nin amaçlarından biri Ortadoğu'ya süratle müdahale edebilecek bir yeniden yapılanma...
Bu bağlamda Almanya'daki 72 savaş uçağını da İncirlik'e yerleştirmek talepleri arasında. Ayrıca, bu filonun İncirlik'in sınırsız ve bildirimsiz kullanılması isteği de haberler arasında yer alıyor.
Aynı yönde haberleri daha önce duyuran Türk gazetelerini yalanlamaya kalkışan ABD'nin Türkiye'deki yetkilileri ve bazı Türk yetkililer, aynı haberi New York Times günler sonra yazınca, sessiz kaldılar.
New York Times, Türkiye'nin buna izin verip vermeyeceğinin tartışma konusu olduğunu da belirterek, sınırsız ve bildirimsiz biçimde sonucun cepte keklik olmadığını da duyurmayı ihmal etmiyor.
Türkiye, bir Kuveyt, bir Katar olabilir mi?
Olmadığı ve olamayacağı ABD'nin Irak'ı işgalinden önceki çetin müzakereler döneminde anlaşıldı. Sonuç da bunu gösterdi.
Türkiye'nin ciddi bir devlet geleneği ve yapısı, güçlü bir ulus bilinci ve kamuoyu olduğu, siyasi iktidarın tercihlerine rağmen istenilen kararın üretilemeyeceği de yine bu süreçte ortaya çıktı.
Bunu ABD'nin anlamış olması gerekir...
Irak'ın işgali öncesinde olduğu gibi bugün de Türkiye - ABD ilişkilerinde en önemli sorun özellikle Ankara açısından "güven sorunu"dur. ABD, Irak işgali öncesindeki süreçte Ankara'ya güven vermemiştir. Özellikle Kuzey Irak konusundaki müzakerelerde ABD heyetinin tutumu bunu göstermiştir. Müzakerelerin yarattığı güvensizlik ortamı, savaş sırasında ve sonrasında sürmüş; 1 Mart tezkeresinin geri çevrilmesine karşın ABD'ye çok önemli katkılar yapan Ankara, beklentilerine karşılık bulamamıştır. Savaş sonrasında ABD'nin Türk askerleri ve Türkmenlere karşı tavrı, bu güvensizliği daha da artırmıştır. Güven sorunu aşılamamış, aksine büyümüştür.
Bu sorun ortada dururken, ABD'nin, Türkiye'nin karşısına yeniden sınırsız bildirimsiz uçuş hakkı dahil, yeni taleplerle çıkması, üzerinde iyi düşünülmesi gereken bir gelişmedir.
ABD'nin, Türkiye topraklarını istediği gibi konuşlanıp kullanabileceği bir üs gibi görmemesi gerektiğini şimdiye kadar anlamış olması gerekirdi. Yaşananlara karşın, hala bu taleplerde bulunuyorsa ya "isteyenin bir yüzü..." mantığıyla hareket ediyor ya da bildiği bir şey var, demektir.
Türkiye'yi G-8 zirvesine "demokratik ortak" olarak davet etmesi, Büyük Ortadoğu Projesi'ni dünya gündemine oturtma hazırlıklarının bu taleplerle ilgisini de yakında ortaya çıkacaktır...
ABD'nin "bildiği ve güvendiği" yeni gelişme veya söz mü var, yoksa, "ben isteyeyim de..." diye mi hareket ettiği de anlaşılacaktır.
Hangi mantıkla hareket ediyor olursa olsun, Washington'un unutmaması gereken, Türkiye açısından güven sorununun en azından halk nezdinde devam ettiğidir.
fbila@milliyet.com.tr
|
|
|

|