|
 |
|
|
Lolita Tahran'da!
Adı: Lola. Kafa kağıdına göre baba adı: One night stand (bir gecelik seks). Ana adı: Snowball (kartopu)
İrice bir beyaz yün yumağı üzerine iki siyah göz, sürekli ıslak burun, genellikle dışarıda pembe bir dil. Havada fingirdeyen küçücük kuyruk...
Henüz üç aylık.
Yeni köpeğimiz...
Aynı cinsten Bücür'ün yanına arkadaş.
Lola, karşıdan eşimle birlikte gelirken, ben de İranlı Yassi adlı bir genç kızdan satırlar okuyordum.
Yassi, "Sokağa köpeğimle çıkabilmek ve canımın çektiği kadar uzun yürüyebilmek istiyorum. Bunu bile bizden esirgiyorlar" diyor.
Genç kız özlemi
Kitabın adı: Reading Lolita in Tehran... (Tahran'da Lolita'yı okumak) Azar Nafisi yazmış. İran'da dini baskı altındaki üniversitenin Batı Dilleri profesörü bu hanım, artık dayanamaz, istifa eder.
Bir süre sonra, fakültedeki öğrencilerinden - aralarından biri de Yassi olan - yedi genç kadınla, her perşembe kendi evinde "edebiyat toplantıları" düzenler. Rejimin yasakladığı kitaplar da okunur. Bunlardan biri Nabakov'un Lolita adlı kitabı onlara, İran'daki baskı rejiminin simgesi gibi görünür. Türkiye'de filmi de oynayan ve ikinci kez çekilen Lolita, 12 yaşında bir kız çocuğudur. Annesi ölmüştür, gidecek yeri yoktur.
Üvey babası Humbert ile yaşamak ve onun seks kölesi olmak zorunda kalır.
Simge olarak görülen hoşgörü ve güzellikler dini İslam değil, dini siyaset ve zulüm için kullanan Mollaların baskı rejimidir.
Konu "bekaret" ve "seks" de değil.
Din adına Mollaların baskı rejiminin, masumiyeti "tutsak" alışıdır.
Yazar ve 7 kadın öğrencisi uzun süre, Tahran rejimindeki yaşamın, masumiyetin ve özgürlüklerin "istimlak" edilişini tartışırlar.
Bu toplantılar gizlidir.
Çünkü Nabokov'un Lolitası dahil, bu grup çalışmalarında okudukları ve tartıştıkları kitaplardan çoğu yasaklıdır.
Ve hep birlikte karar verirler. "Onlar ve onlar gibiler, tüm güzellikleri ve masumiyetleri, ruh ve düşünce renkleriyle tıpkı tahtaya raptiyelenmiş kelebek gibidirler."
İşte bizim üç aylık Lola'yı uzaktan gördüğümde, Lolita'nın Tahran'da okunuşunu anlatan kitabı ve Yassi'nin köpeğini gezdirme özgürlüğünün bile olmayışını bu nedenlerle yansıttım.
Okuma toplantılarına katılan 7 kadından 6'sı, 1980'de Humeyni, İran'da yönetimi ele alana kadar başlarını örtmemiş.
Çarşaf giymemiş.
Sadece biri çarşaflıymış. O da, bir tarikata üye olduğu için, Humeyni yönetimi tarafından 5 yıl hapse mahkum edilmiş.
Bu kitaptan çıkarılacak dersler var.
Türkiye'yi, tarihin en büyük medeniyet projesi olan AB'ye üye olmasına "potansiyel engel" bir tünelin gerisine kaydırmamak önemli.
Evlenme yaşı 9
Profesör hanım neden üniversiteden istifa ettiğini anlatıyor:
"Üniversitede en iyi eğitimi vermek için uğraşırken Hemingway'in satırlarında geçen bir şarap övgüsünü bile bu baskı rejiminde Farsçaya nasıl çevireceğimi düşünmek zorunda kalıyordum. Öğrenci geç kaldığı için merdivenleri koşa koşa çıkınca, devrim muhafızları tarafından çevrilip azarlanıyordu... Onun gözyaşlarını silerken teselli etmek zorunda kalıyordum. Bir başka öğrencinin çantasından allık çıkmışsa, onu cezadan kurtarmak asıl işim oluyordu. Erkek öğrenci ile konuşan kız öğrencileri problem oluştururdu. Kadınlar otobüse ancak belirlenmiş kapıdan girebiliyorlar. Sadece siyaha boyanmış "kadınlara mahsus" koltuklarda oturabiliyorlar. Fakat sıkış sıkış dolmuşlarda muhafızlar tarafından rahatsız edilen de gene o kadınlar. Kızlarda evlenme yaşı 18'den, 9'a düşürüldü. Dayanamadım. Ayrıldım."
Mesajı bu...
Hoşgörü dini İslamın, baskıcı Molla kafalarından ve onların pençelerinden kurtarılması gerek.
Müslüman, Hıristiyan, Musevi, Budist, Agnostik, inanan inanmayan herkesin barış ve mutluluk içinde bir arada yaşaması gerekir.
Atatürk'ün kurucusu olduğu laik - demokrat - insan haklarına dayalı Türkiye, bunun örneğidir.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|
|

|