|
 |
|
|
Bir istihbaratçının en zor gecesi
Türkiye tarihinin en kilit isimlerinden biri, 90 yaşında vefat etti geçen hafta...
Fuat Doğu, 12 Mart döneminin MİT Müsteşarı'ydı.
Yani en kritik günde, en kritik mevkideydi.
1971 yılıydı.
Türk Silahlı Kuvvetleri, Başbakan Demirel'i devirme kararı almıştı.
Darbe gerçekleşene kadar, bu haber sızmamalıydı.
Ama nasıl?
İstihbarat Teşkilatı'nın başında bir asker oturuyordu ve kışlalarda olup biteni haber alıyordu. Bu istihbaratı, her hafta görüştüğü Başbakan'a bildirmeyecek miydi?
Bu sorunun cevabı, 11 Mart 1971 Perşembe gecesi verildi.
* * *
O gece, komuta kademesi düğmeye bastı.
Genelkurmay Başkanı Org. Memduh Tağmaç, saat 21.00'de MİT Müsteşarı'nı evine çağırdı.
Ona darbeyi haber verdi. Sonra da "Şimdi gidin, bunu Cumhurbaşkanı'na söyleyin" dedi.
Gece yarısı, devletin istihbarat teşkilatının başkanı, devletin Başbakan'ını devirecek darbeyi, gidip devletin Cumhurbaşkanı'na bildirdi.
"Beni Genelkurmay Başkanı gönderdi. Yarın bir darbe yapacaklar. Size bildirmemi emrettiler" dedi.
Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay dinledi.
Sadece "Peki Fuat Paşa" dedi.
* * *
Şimdi Fuat Doğu için "en zor gece" başlıyordu.
Yasal olarak Başbakan'a bağlıydı ve görevi, aldığı her istihbaratı ona bildirmekti. Demirel'i arayıp darbeyi haber verse ülkenin kaderini değiştirebilirdi.
Ancak o bir askerdi. Ve komuta zinciri içinde üstü olan Genelkurmay Başkanı'nın emrindeydi.
Eve gelince şunu düşündü:
"Bu haberi verirsem, Demirel partisiyle birlikte karşı çıkacak. 'Halk iradesiyle geldim, bir emirle yerimi bırakmam' diyecek. Karışıklık doğacak. Belki de kanlı bir mücadele baş gösterecek. Bu mukavemet, daha sert bir darbeyle karşılaşacak. Belki Menderes'in Kızılay'da düştüğü duruma düşülecek."
Doğu, Kızılay'da Menderes'in yakasına yapışıldığı 1960 baharını hatırlıyor ve bir linç olayından korkuyordu.
Demirel'i aramadı.
* * *
Sabah Cumhurbaşkanı'nın telefonuyla uyandı.
Sunay, "Gece bana verdiğiniz haberi Başbakan'a söyleyin, ayrılsınlar" dedi.
Doğu Paşa, "Ben Teşkilat olarak kendisine bağlıyım" dediyse de dinletemedi.
Çaresiz Güniz Sokak'ın numarasını çevirdi ve Demirel'e, "Cumhurbaşkanı çekilmenizi rica ediyor" dedi. Bunun "sağlık nedenleriyle" olmasını da tavsiye etti.
Demirel, "Ben buraya seçimle geldim. Bunu nasıl yaparlar" diye tepki gösterdi. Durumu partisiyle değerlendireceğini söyleyip kapattı.
Oysa artık çok geçti.
Muhtıra adrese postalanmıştı bile...
* * *
10 yıl önce "12 Mart Belgeseli" için kapısını çaldığımızda (12 Mart. Birand, Dündar, Çaplı, İmge, 1994), son derece mütevazı bir evde bulmuştuk Fuat Doğu'yu...
Hayatının o en zor gecesini içtenlikle anlattıktan sonra, "O gece durumu Demirel'e söylemediğim için pişman değilim" demişti. Böylece ülkede muhtemel bir kaosu engellediğine inanıyordu.
Konuyu Demirel'e sorduğumuzda ise şunu söylemişti:
"Bizim İstihbarat Teşkilatı Angola'da iki kabile birbiriyle çarpışmış, şu kadar Zululu, bu kadar Mululu ölmüş; onu size her gün sabah verir. Ama Ankara'da altınızı oymuşlar, onu vermez."
Bayılıyorum tarihin sayfaları arasında gezinmeye...
can.dundar@e-kolay.net
|
|
|

|