|
 |
|
|
Kürt meselesinden kesitler
ÜÇ konu: Leyla Zana ve arkadaşlarının yargılanması... Kırmançi ve Zazaca yayınların başlaması... Yaşar Kemal'in Derya Sazak'a söyledikleri...
Önce, Yargıtay Başsavcılığı, Zana ve arkadaşları hakkındaki mahkumiyet kararının bozulmasını istedi. Bu onların suçsuz ya da suçlu oldukları anlamına gelmiyor. Başsavcı, AİHM kararında belirtilen usuli eksikliklerin giderilmesini istiyor:
- DGM'de duruşma açıldığında AİHM'nin kararıyla birlikte iddianamenin de okunması gerekirdi.
- Tanık ifadelerinin okunması ve dinlenmemiş tanıkların dinlenmesi gerekirdi.
- Hükümlülerin PKK'yı desteklemek için yaptıkları konuşmalara dair teyp ve video kayıtlarının sadece emniyetin uzmanlarınca değil, 'tarafsız' bilirkişilerce de incelenmesi gerekirdi.
- Hükümlülerin redd-i hakim talebini kabul etmeyen mahkeme bunun gerekçesini yazmalıydı.
Önce bu usuli eksiklikler giderilecek, sonra "esasa ilişkin" yani suçlu veya suçsuz diye karar verilecek. Çünkü, hukukta (ve bilimde) Mecelle'nin veciz ifadesiyle "usul esasa mukaddemdir"; usul, esastan önce gelir.
***
KÜRTÇE ve Zazaca yayınlar başladı. Zazalar Kürt mü değil mi? Bilim ne diyor? Antropolojinin ne dediğinden ziyade kişilerin kendini nasıl hissettiği önemlidir. Zaza milliyetçileri Kürtlüğü kabul etmiyor.
TRT'den başka, RTÜK bölgeden gelen birkaç bölgesel TV'ye de mahalli dillerde yayın izni verecek. Bunlardan biri Diyarbakır'daki Gün TV...
Bu çağda başka türlüsü olamazdı ve aslında gecikilmiştir bile. Keşke AB sürecinde değil de Özal işaret ettiği zaman başlanılsaydı.
Boşnakça, Çerkezce ve Arapça yayınlar da yapılacak. Ancak Türkiye'de böyle etnik problemler yoktur. Siyasi sorun Kürt kimliğiyle ilgilidir.
Kürtler eskiden beri belli bir coğrafyada yoğunlukla yaşıyor ve aşiret yapıları içinde kaldıklarından toplumun bütününe entegrasyonları gecikmiş, bu sebeple dil ve kültürlerini korumuşlardır.
Entegrasyonu geliştirecek şehirleşme, ulaşım, sosyal hareketlilik gibi dinamikler 1950'lere kadar gecikmiştir.
***
KÜRT meselesine bakarken hem böyle özgün bir kültürel kimliğin ve dilin var olduğunu görmeliyiz, hem Kürt nüfusun şehirleşme, iç göç ve piyasa ekonomisi gibi dinamiklerle yarım asırdır hızla entegrasyon sürecinde yer aldığını...
Hele son otuz yıldır bölgede doğan her üç kişiden biri Batı illerimize yerleşmiştir. Ticaret, ulaştırma ve istihdamla müşterek bir orta sınıfın yükselmekte olması ulusal bütünlüğümüzü güçlendirdiği gibi Türkçe öğrenmeyi günlük bir ihtiyaç haline getirmiştir.
Demek ki "Kürt realitesi" vardır, bunun gerektirdiği liberal özgürlükler de vardır. Ve aynı zamanda bu realite Türk kültürüyle ve nüfusuyla ileri derecede entegre olmaktadır.
Bağlar böyle kuvvetli olduğu içindir ki, "30 bin ölü"ye rağmen 'iki halk' ayrımı yaratılamamıştır.
Yaşar Kemal, PKK'nın ateşkese son vermesi konusunda, Derya Sazak'a diyor ki:
"Şimdi başka bir durum ortaya çıktı: PKK ayaklanması! Bu aleyhte olacak. Türkiye AB'ye doğru, demokrasiye doğru gitmeye çalışıyor. Savaş çözüm değil.
Doğru... Ama teröre daha kararlı bir dille karşı çıkmak ve aynı zamanda demokrasiyle birlikte entegrasyonu geliştirmeye çalışmak lazımdır.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|
|

|