|
 |
|
|
Füze / Anıtkabir
19 yaşındaki damadın adı Muhammed bin Ladin. Dünya terör tarihinin "guru"su...
Usame bin Ladin'in ikinci oğlu.
Gelin, henüz 14 yaşındaki bir genç kız. Babası Muhammed Ladin'in komutanları arasında ikinci adamı Muhammed Atıf.
Görkemi ve zenginliği yansıtan bir Arap düğünü.
Ağaçların altına toplanmışlar.
Önlerinde buğday ve haşhaş tarlaları... Ufukta, kuru tepeler ve çöl.
Tören kısa sürüyor.
Ardından, babası Usame bin Ladin birkaç söz söylüyor ve o gün için kaleme aldığı bir şiiri okuyor:
Bir destroyer, en cesuru bile korkutur gücüyle,
Dehşet salan limanda ve engin deryada
Dalgaların içinde yer alıyor
Küstahlık, kibir ve sahte güç kanatlarında
İlerliyor akıbetine doğru yavaşça
Bir sandal bekliyor onu dalgaların üstünde
Şiirin neden bahsettiği açıktı. Düğünden üç ay önce, 12 Ekim 2000'de patlayıcı yüklü bir iri sandal, yakıt ikmali için Yemen'in Aden Limanı'nda bulunan Amerikan destroyeri USS Cole'a çarpmıştı. 17 Amerikan denizcisi ölmüştü. İntihar sandalı savaş gemisine çarparken iki bombacı terörist ayağa kalkmış, yaşamlarının son saniyelerinde selam vermişlerdi.
Düğün ve Cenaze
Bu, Emir Kusturica'nun "Düğün ve Cenaze" filminden bir sahne değil. Kaskatı gerçek.
Usame bin Ladin'in ilk "küresel ses" getirme eylemlerinden biri. Yukarıdaki satırlar kan ve nefret kültürünün dini terör örgütlerinde nasıl derinleştiğinin, iliklere kadar nasıl işlediğinin "tüyleri diken diken eden" bir örneğidir. 19 yaşındaki bir delikanlı olan oğluyla, 14 yaşındaki - henüz çocuk sayılacak yaşlardaki - gelinin bu bembeyaz, rüya gibi günlerinde kanla yazılmış dizeler okuyor.
Yerkürenin her yerinde zehirli mantarlar misali fışkıran Bin Ladin etkisindeki terör hücrelerinin, hangi kültür ortamında oluştuklarını da gösteriyor bu sahne...
Mısırı yemezler
Geçen hafta Odesa Limanı'ndan çıkışı uydularla saptanan esrarengiz gemideki bir füze, güvenlik güçlerimizin elinde.
Türkiye ve Batılı ülkelerin istihbarat birimleri, bu dosyayı didik didik ediyorlar. Yoksa füze, İstanbul'daki NATO toplantısının yapılacağı mekanı hedef alarak mı ateşlenecekti?
Başta Başkan Bush ve diğer Batılı liderlerin tepesinde mi patlatılacaktı?
11 Eylül'de İkiz Kuleler'i ve ABD Milli Savunma Bakanlığı'nı kaçırılmış üç uçakla vuran El Kaide, bu kez de, radyo kumandalı füzeyle vurmayı neden planlamış olmasın?
"Füzeyi Mısır'ın sahiplenmesi" bir şey değiştirmez. El Kaide, ona bir şekilde el koymuş olabilir. Zaten "kuşkular"da bu yolda.
Anıtkabir modeli
Gizli servislerin terör araştırmalarına göre Bin Ladin'in havadan vurmaya dayalı terör eylemlerinde Türkiye'den esinlenmiş.
"1998'de bir Türk terör örgütünün devlet töreni sırasında Anıtkabir'e uçakla intihar inişi yapmak girişimi", Ladin model olmuş.
Sonra ...
"Afganistan'a üslenmiş Mısırlı bir köktendinci terör örgütünün Mısır Devlet Başkanlık Sarayı'na, patlayıcılar yüklü bir planörle, kamikaze saldırısı düzenleme tasarısı" da etkilemiş onu.
Bin Ladin'in "radikal ideologları" böyle saldırılar tasarlıyorlardı. Örneğin... uçak kaçırarak Virgina'daki CIA karargahını vurmak...
Kaçırılacak bir Air France jetinin pilotlarını Paris'teki Eiffel Kulesi'ne çarpmaya zorlamak...
İsrail üzerinde bir Japon uçağını kaçırıp Tel Aviv üzerine düşürerek patlatmak.
Hatta... Kaçırılacak bir uçağı Beyaz Saray üzerine düşürmek...
......
NATO zirvesinde Tanrı Türkiye'yi böyle çılgın "Dr. No" saldırılarından korusun.
Taksim ve yöresinin yollarını kapatmak, polis yığmak yeterli değil; asıl şart istihbarat birimlerine yoğunlaşmak gerekiyor.
Eylem planlarını önceden istihbar ederek etkisiz hale getirmek, kökleri de temizleyecek bilgilere ulaşmak gerek.
.........
Not: Bu yazıdaki bilgilerden bazıları için: EL KAİDE - Terör Gölgesi; Jason Burke - Everest Yayınları. Mart 2004
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|
|

|