|
 |
|
|
Dünyayı turlayanlardan Koç'a öneriler
Rahmi Koç 16 Eylül'de tekneyle iki yıllık dünya turuna çıkıyor. Daha önce devrialem yapanlar, "Denize açılmadan önce sağlık taraması ve teknenin bakımını yapmak gerekiyor. Korsanlara karşı da dikkatli olunmalı" diyor
ÖZKAN GÜVEN
İşadamı Rahmi Koç'un en büyük hayallerinden biri gerçekleşiyor: Nazenin 4 adlı 40 metrelik teknesiyle 16 Eylül'de dünya turuna çıkıyor. İki yıllık seyahat sırasında teknede Rahmi Koç ile birlikte bir aşçı, bir temizlik görevlisi, kaptan, ikinci kaptan, makinist, güverteci, bir gazeteci ve bir doktor bulunacak. Yolculuğun her adımı internetten yayınlanacak.
Koç tutacağı notları daha sonra kitap haline getireceğini söyleyerek izleyeceği rotayı şöyle özetledi: "Ege ve Akdeniz'den sonra Atlantik'e açılacağız. Oradan Kanarya Adaları'na ve takiben Karayipler'e gideceğiz. Ben Karayipler'den Türkiye'ye döneceğim ve bir müddet kalacağım. Ardından Panama Kanalı'ndan Galapagos Adaları'na, güneye, Pasifik'e ineceğiz. Sonra ben yine bir ara Türkiye'ye döneceğim. Ondan sonra da Yeni Zelanda ve Avustralya'ya gideceğiz. Son olarak da Afrika, Güney Fransa
ve Yunanistan üzerinden Türkiye'ye döneceğiz."
Koç hazırlıklarını yaparken biz de bugüne kadar tekneyle dünya turuna çıkanlara bu yolculuğun zorluklarını, güzelliklerini ve nelere dikkat edilmesi gerektiğini sorduk.
Sadun Boro: "Denize düşmek çok tehlikeli"
Bu işi ciddi olarak düşünenin zorlu bir hazırlık devresinin kendisini beklediğini bilmesi gerekiyor. "Hadi ben gidiyorum" diye palas pandıras denize çıkılmaz. Teknenizin çok sağlam olması gerekiyor.
Yola çıkmadan önce dişlerinizden ciğerlerinize kadar tam bir sağlık taramasından geçmelisiniz.
40 yıl önce dünya turuna çıkarken bugünkü kadar bolluk yoktu. Yine de o dönemde Tat şirketi, bize aklınıza gelebilecek her türlü konserveyi vermişti.
Denizin ortasındasınız ama balık başta olmak üzere bir evde akşamları ne pişiyorsa siz de onu yapıp yersiniz.
Yolculuk sırasında elbette zorlandığınız anlar oluyor. Ama en tehlikeli tarafı denize düşmek diyebilirim. Denize düştüğünüzde kaybolup gidersiniz.
Başımıza onlarca olay geldi. Korsanlar teknemizi bastı. Onlardan kurtulduktan sonra iki tayfun atlattık.
Bu işin en zevkli tarafı arzu ettiğin hayatı yaşaman... Apayrı bir şey bu. Ne parayla ne pulla karşılaştırılabilecek bir yaşam vardır denizde. Dünya seyahatinin en büyük zevki bu anlatılmaz duygulardır.
Osman Atasoy: "Yolculuğa paralı mürettebatla değil tek başına ya da sevgiliyle çıkılır"
Bizim dünya turumuz 1992'de başladı ve beş yıl sürdü. Rotamız Türkiye, Cebelitarık, Kanarya Adaları, Atlantik, Karayipler, Venezüella, Panama Kanalı, Pasifik Okyanusu, Galapagos Adaları, Markiz Adaları, Tahiti, Samua Adaları, Tonga Adaları, Fiji, Avustralya, Endonezya, Singapur, Malezya, Tayland, Hint Okyanusu, Sri Lanka, Yemen, Kızıldeniz, Akdeniz, Kıbrıs ve Antalya'ydı.
Dünya seyahati bir kere turistik gezi değildir, gönül yolculuğudur. Denizi bilen, seven ve denize saygı duyan insanlar bunu yapmalı. İngilizlerin bir lafı vardır: "Her tekne üstündeki mürettebat kadar denizcidir." Ve bu da doğrudur.
Bu iş şan, şöhret için yapılıyorsa hiçbir zevki olmaz, zevk alınmaz. Herkes dünya seyahatine uygun değildir. Denizde uzun süre yaşama, okyanusta yüzme arzusu duyuyorsa büyük zevk alır bu tür yerlerde giderken... Bambaşka bir duygudur dünya seyahatine çıkmak. Gidilen, gezilen yerler o kadar önemli değildir. Okyanusta gitmek en zevkli tarafıdır. İnsanın içine doğru bir yolculuktur...
Denizden korkmak gerekir. Çünkü denizi bilen insan denizden korkar...
Yanınızda paralı mürettebat olmaz. Bu yolculuğa yalnız, karı-koca ya da sevgiliyle çıkılır.
Bulunması gereken standart ekipmanlar vardır: Emniyet araçları, can yelekleri gibi... Uzun yola elverişli, yelken donanımı sağlam tekne olmalı.
Bizimki gibi bir seyahat için ayda 500-1000 dolar yeterli.
Yolculuk sırasında korsanlar tehlikelidir. Bunun dışında okyanusta büyük bir gemi size çarpabilir. Konteynırlar da tehlikelidir çünkü su seviyesinde yüzerler. Bir de hava kötüyken denize düşmek çok tehlikelidir. Genellikle korsanlar para için büyük teknelere saldırır ancak küçük teknelere de saldırdıkları olur. Malaka Boğazı, Kızıldeniz ve Kolombiya sahillerinde çok korsan vardır.
Biz haftalarca üç öğün balık yedik. Ancak yanınızda kuru bakliyat, pirinç, makarna varsa bunları da yapabilirsiniz. En kolay yemek çiğ balıktır. Polinezya yerlilerinden öğrendik. Limon ve hindistancevizi yağlı bir sosun içinde yarım saat beklettikten sonra çiğ olarak yeniyor.
Hep balık yediğimiz için uzun pasajlarda, her 500 ya da 1000 milde kendimizi şımartma yemeği olarak makarna yapardık. Bu, bazen çikolata olurdu.
Haluk Karamanoğlu: "Dikiş atmayı bilmiyorsanız ölüp gidersiniz"
En önemlisi geziye birlikte çıkacağı kişiyi iyi seçmesi. Kimle çıkacak? Bir arkadaşıyla mı, kız arkadaşıyla mı, karısıyla mı; bu belirlenmeli. İki-üç ay deneme süresi olması gerekiyor. Kim kimin gözünü şişiriyor bunun bilinmesi gerekiyor. Olmazsa bu seyahat yatar. Yoldan toplama insanlarla bu iş yapılmaz. Programı iyi yapmak gerek. Kaç yıllık bir yolculuk yapacak?
Teknenin iyi seçilmesi gerekiyor. İnsanlar masrafı az olsun diye küçük tekne seçiyorlar. Oysa biraz daha büyük teknenin masrafı farklı olmuyor. Sonra birçok insan küçüklüğünden dolayı denizlerde ciddi rahatsızlık duyuyor. Teknenin şeklinin böyle bir seyahate uygun olup olmadığı çok önemli.
Teknenin acil ihtiyaçları için para bulundurmanızın dışında büyük paraya gerek yok. Yiyecek zaten kendiliğinden hallediliyor. Gittiğiniz yerlerde sebze-meyve çok ucuz. Her şeyi dört dörtlük yapmaya kalkarsanız bu gezi mümkün olmaz.
Korsan tehlikesinden çok ilkyardım konusu önemli. İlkyardımı bilmiyorsanız, bir kol kırıldığında ne yapılması gerektiğini de bilmiyorsunuzdur. Mesela dikiş atmayı bilmiyorsanız ölüp gidersiniz. Yolda olabilecek bir kazanın tedbirlerini almak gerek. Denize açılmadan önce mutlaka sağlık kursuna gitmeli.
Bu işin en güzel tarafı hür olmanız.
|
|
|

|