Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 11 Haziran 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Jeton geç düşse de, düşüyor...


TÜRKİYE'deki nasırlaşmış ve makyajlanmış dogmaları aşma seferberliği, medya haberleriyle gazete manşetlerinde gün günden daha sık göbek atmaya başladı.
TRT'de Kürtçe yayın ve aynı gün, seçilerek girdikleri Meclis'te Kürtçe yemin etmeye kalktıklarından ötürü, 10 yıldır cezaevinde yatan Leyla Zana'nın, Hatip Dicle'nin, Selim Sadak'ın, Orhan Doğan'ın tahliyeleri...
Türkiye'de "hukuk" kavramının, üstüne kırk iğne batırılarak kuyuya atılan bir "ölüm büyüsü" sabununa dönüştürüldüğü konusunu, bırakalım hukuk bilginlerimiz geçirsinler beyinsel ve evrensel eleklerden.
***
Dile kolay, demir parmaklıklar arkasında 10 yıl...
Meclis kürsüsünden Kürtçe yemin zorlamasının çocukları, yine şükretsinler hallerine...
Aynı zorlamayı 20 yıl önce yapmaya kalksalardı, "Asmayalım da, besleyelim mi" ahkamı içinde idam dahi edilebilirlerdi.
***
Türkiye'de "ihanet, bölücülük, sınıfı sınıfa düşürmek, devletin manevi kişiliğine hakaret" suçlamalarıyla; kimlerin asılıp kesilip, sürülüp, cezaevlerinde uzun yıllar çile çekmiş olduğunun bir dökümü yapılsa...
Çağdaş mağdaş Türkiye'nin, göstermelik vitrin süsleri gerisindeki bir başka yüzü daha çıkardı ortaya...
***
"İnsan hakları" kavramı, notası bir türlü öğrenilememiş eski bir türküdür buralarda.
1839'da Mustafa Reşit Paşa tarafından Gülhane Parkı'nda okunan Tanzimat Fermanı'nda da, insan haklarından söz ediliyordu.
Ve tellallar bağırtılıyordu İstanbul sokaklarında:
- Duyduk duymadık demeyin, bundan böyle gavura "gavur" demek yok!
Beyoğlu'nda da faytonlara yan yana bindirilmiş imamlar, papazlar, hahamlar dolaştırılıyordu.
***
Geldik 21. yüzyılın 4'üncü yılına... Kopenhag kriterlerinin gözlüğüyle bakıldığında, Türkiye'nin yine baş sorunlarından biri "insan hakları"...
Neden biten yüzyılı da, yine boylu boyunca ıskaladı Türkiye?
"Resmi tarih" diye okul çocuklarına, aslı faslı olmayan garip propagandalar yapıldığı ve "düşünce" yetenekleri iğdiş edildiği için mi; yoksa tabularla dogmaları ırgalamaya kalkmış kalemler, "hain - i vatan" ilan edildiği için mi?
***
Alın işte size vaktiyle, Milliyet Yayınları dizisinden çıkmış "İlk Çağlardan Günümüze Kadar, Suikastler ve Ayaklanmalar Tarihi"nin "Genç Osman" bölümündeki ilk satırları:
"Seksen yıl kadar önce, tarihçi ve 'Türkçü' Necip Asım Bey, henüz basılmamış olan Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nin Genç Osman olayını bütün ayrıntıları ve iğrençlikleriyle anlatan bir sayfasını yırtıp yok etmişti. Bu davranışını kınayanlara da Necip Asım Bey şu karşılığı vermişti:
'Tarihimiz için bu sayfa kara bir lekedir; bunu gelecek kuşaklara göstermek doğru olmadığından yırttım'."
***
Bir de yine, ıskalanarak tamamlanmış olan, 20. yüzyıldaki ekonomik röntgenine bakalım Türkiye'nin...
Geçtiğimiz pazar Güngör Uras, Milliyet'teki "Olayların İçinden" sütununda, "Yunanistan'ı 72 yıl sonra yakalamak bize yakışmaz" başlığıyla yazdığı yazıda şöyle diyordu:
"İktisatçı arkadaşım Faruk Türkoğlu, 'her zaman iyimser'dir. Bu iyimser iktisatçının Türkiye'nin Yunanistan, Portekiz ve Polonya'ya nasıl yetişebileceği, aradaki makası kaç yılda kapatabileceği konusunda bir araştırması var.
Türkoğlu gibi 'iyimser' bir iktisatçının çalışmasının sonuçları insanın içini 'karartıyor'.
Yunanistan'ın kişi başı milli geliri 19.500 dolar, Polonya'nın 10.800 dolar.
IMF'nin son 10 yıllık büyüme istatistiklerine göre Yunanistan'ın son 10 yıllık dönemde ortalama yıllık büyüme oranı yüzde 3.2, Polonya'nın ise yüzde 4.0 dolayında.
Bu iki ülke bu ortalama hızla büyümeye devam eder, Türkoğlu'nun hesabı ile biz ise ortalama yüzde 5 büyüme hızını tutturabilirsek, Yunanistan'ın kişi başı gelir düzeyini 72 yıl, Polonya'nınkini 47 yıl sonra yakalayabileceğiz."
***
Şimdi gelelim böylesi acı röntgenlerin sorumlularının kimler olduğuna?
Son yüz yılda "insan hakları"na aykırı olarak asılmış kesilmiş, sürülmüş, içeri tıkılmış olanlar mı?
Yoksa hamasetle naralanmış kendi makam hırsları uğruna, onları ezip bitirip, yok etmeye kalkmış olanlar mı?
***
Küreselleşme sürecinin rüzgarlarıyla, şeffaflaşma dönemlerinin başlaması; kimbilir daha ne şaşırtıcı gerçekleri çıkaracak su yüzüne?
Enseyi karartmayın.
Çağdaşlaşmanın ilk koşulu, kendi öz gerçekleriyle yüz yüze gelebilme gücüne sahip olmaktır...
Ve Türkiye, kendi fobileriyle hipnozlarından arınarak yaşayacak yeni yüzyılı, ne güzel...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Terör ve demokrasi

Çetin ALTAN
Jeton geç düşse de, düşüyor...

Melih AŞIK
Lazca da sırada

Fikret BİLA
Türkiye'nin temelleri

Hasan CEMAL
Leyla Zana'yla geçmiş...

Güneri CIVAOĞLU
Hafıza

Abbas GÜÇLÜ
CHP, YÖK ve AKP

Hurşit GÜNEŞ
Kuşku yok; ekonomi büyüyor...

Sami KOHEN
Eğer AB olmasaydı?..

Mehmet Y. YILMAZ
Doların gücü mü, halkın gücü mü?

Faik ÖZTRAK
IMF ile mali destek konuşulmalı

Hasan PULUR
Kırmızı halı ve kravat...

Derya SAZAK
Zana'nın mesajı

Ece TEMELKURAN
Spor giyiniyoruz. OK mi?

Güngör URAS
Hisse senetlerinde vergi kontrolü başladı

M. Ali BİRAND
Kürt sorununda stratejik kararlar

© 2004 Milliyet