|
 |
|
|
Leyla Zana'yla geçmiş...
On yıl önce, 1994'ün mart ayı. Diyarbakır Polisevi'nin sekizinci katında upuzun bir masa.
Çevresinde, Olağanüstü Hal Bölge Valisi Ünal Erkan, Diyarbakır Valisi İbrahim Şahin, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, 7. Kolordu Komutanı Korgeneral Metin Sağlam, Jandarma Asayiş Komutanı Korgeneral Hasan Kundakçı, İkinci Taktik Hava Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Ergin Cilasun, SHP'li Büyükşehir Belediye Başkanı Turgut Atalay, MİT Bölge Başkanı, DGM savcıları, vali yardımcıları ve bir gazeteci, Hasan Cemal.
Neredeyse tüm devlet toplanmış...
Ben dinleyen, gözleyen tarafım.
Başbakan Tansu Çiller'in adı masada sık geçiyor. Konuşmalarda, Çiller Güneydoğu'da askere açık çek vermiş gibi bir hava esiyor.
Üst düzeyde bir emniyet yetkilisi:
"DEP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve tutuklanmaları iyi oldu. Çiller'in başını çektiği bu gelişmeden dolayı güvenlik güçleri müthiş memnun. Moraller iyileşti. Yöre halkı da devletin gücünü görmüş oldu. Bu konuda ANAP lideri Yılmaz, başbakanlığı sırasında Çiller'e göre daha pasif kaldı. DEP'le ilgili kararı eleştirenler bu bölgenin gerçeklerinden habersiz..."
Sessiz kalmıştım.
DEP kararını eleştirenlerden biri de bendim. Bölge gerçeklerinden habersiz de sayılmazdım. Ama o masada konuşmak yerine dinlemek bana daha çekici gözükmüştü.
DEP yazıma gelince...
Bazı bölümleri şöyleydi:
"Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yaşanan olaylar acıdır, üzüntü vericidir. Demokrasi adına kötü bir sınav verdi TBMM. Milletvekili dokunulmazlıklarının siyasal nedenlerle kaldırılması demokrasiye sığmaz! Meclis'te ve etrafında güvenlik barikatları kurmak ve dokunulmazlığı kaldırılan milletvekillerini apar topar gözaltına almak bir talihsizliktir.
Bu durum, Türkiye'de siyasal istikrara fayda değil, zarar getirir. Rejim bu karardan dolayı güçlenmez. Türk - Kürt düşmanlığını körüklemek isteyenlerin eline de yeni bir koz geçiyor. Ayrıca, Türkiye'nin dış politikada manevra alanının daralması gündeme geliyor." (4 Mart 1994'te Sabah gazetesinde çıkan yazımdan)
Başbakan Çiller'in 1994 yılı mart ayındaki başdanışmanı Büyükelçi Yalım Eralp'ti. Aradan yıllar geçtikten sonra Çiller'in DEP'le ilgili bu tutumunu şöyle açıkladı:
"1994 yerel seçimleri öncesi Çiller'in DYP'si kamuoyu yoklamalarında gerideydi. O sırada Başkan Clinton'ın seçim danışmanları Çiller'e yardıma gelmişlerdi. Yeniköy'deki yalıda Sayın Çiller'e, DEP'liler konusunda alınacak sert tedbirlerin kendisine yüzde 2 - 3 oy kazandıracağını söylediler. Arkasından DEP'liler TBMM'den yaka paça alındı. Benim ve bir iki kişinin daha, 'Aman yapmayın, ileride sıkıntıya düşeriz' dememize rağmen aldırış edilmedi." (Tercüman, 24. 4. 04)
Yıllar böyle geçmiş...
DEP'li milletvekilleri Leyla Zana, Hatip Dicle, Selim Sadak ve Orhan Doğan'ın demir parmaklıklar arkasında ömür tükettikleri on yıl, demokrasi ve hukuk devleti açısından yanlıştı, talihsizlikti, haksızlıktı.
Yaşananlar yaşandı.
Geçmiş artık geçmişte kalmalı. Elbette yaşananlardan dersler çıkarılacak. Ama geçmişin tutsağı olmadan güzel bir geleceği elbirliğiyle inşa etmek zorundayız.
Şiddet çıkmaz sokaktı.
Bu açılardan, Leyla Zana'nın hapisten çıkınca yapmış olduğu konuşma umut vericidir. Dileriz, bu sağduyulu çizgi bundan sonraki yürüyüşlerine de damgasını vurur.
Türkiye doğru yolda.
Siyasal ve ekonomik istikrar alanında reformcu adımlar atılıyor. Demokratik hukuk devletinin çıtası gitgide yükseliyor. Kalkınmayı hızlandıracak, aş ve iş sorununu çözebilecek altyapı güçleniyor.
Kendine güvenen, özgüveni güçlenen bir Türkiye'nin, çok daha mutlu insanların yaşayacağı güzel bir ülke haline geleceğine inanıyorum.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|

|