Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 11 Haziran 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Doların gücü mü, halkın gücü mü?


Önce "Büyük Ortadoğu Projesi" olarak karşımıza çıkan ancak şimdi yeni adıyla "Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Girişimi", bizzat projenin fikir babası tarafından doğarken ölüme mahkûm ediliyor.
"Takviyeli G - 8" toplantısının sonuç bildirgesine Filistin'de kalıcı bir barışın sağlanmasını öneren bir cümlenin Fransa'nın ısrarlarına rağmen konulmamış olması ciddi bir zaaf yaratacak.
Başkan Bush'un ve Amerikan yönetiminin bir türlü anlamak istemediği şey şu: Filistin'de barışı savunmak, Filistin halkının kendi ülkesinde esir hayatı yaşamasına son vermek, İsrail halkının aleyhine bir çözüm değildir.
Çünkü, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da toplantıdan sonra Amerika'da söylediği gibi "burada hedef İsrail değildir."

Irak'tan ders alınmalı
Bugünkü İsrail hükümetinin izlediği saldırgan politika sadece Filistin halkına acı vermekle kalmıyor, İsrail halkının da kendi ülkesinde huzur içinde yaşama hakkını elinden alıyor.
Bugün dünya ciddi bir terör tehdidi karşısında ise bunda da en büyük paylardan biri Şaron'un hanesine yazılmalı...
Filistin sorunu, şiddetin şiddeti doğurduğu bir çıkmaz sokak içinde..
Bölgedeki Arap ülkelerinin halkları açısından da bu politika, bugünkü mevcut diktatörlüklerin değirmenine su taşıma işlevi görüyor.
Filistin sorunu temelinde şekillenen İsrail düşmanlığı, Arap diktatörlerinin rejimlerini sürdürebilmelerine de en uygun zemini yaratıyor.
Eğer, bu proje ile bölgede demokrasinin gelişmesi gerçekten isteniyorsa bu sadece "doların gücü" ile sağlanamaz.
Kaldı ki "doların gücü"nün bu bölgede hiçbir işe yaramadığı, temel dengeleri değiştirmeye yetmeyeceği de Irak deneyiminden sonra açıkça görülüyor.

Çare, 'işgal'in sona ermesi
Filistin'de barışı savunmak, Filistin halkının kendi toprağında özgürce yaşamasını istemek, Amerika'nın "yeni sağcıları" için romantik bir tavır gibi görülebilir.
Hayır, bu "romantik bir istek" değildir.
Filistin'de insanların evleri başlarına yıkılırken, sokaktaki küçücük çocuklar bile "İsrail askerlerinin boğazını kesmeyi" hayal ederlerken kimse Atlantik'in öbür kıyısında hazırlanmış projeleri dinlemeye zaman ayıramaz.
Öte yandan Irak'ta yaşananlar, projenin neden dışarıdan dayatmalarla uygulanamayacağını da açıklıkla gösteriyor.
Saddam'ın devrilmesinin ardından Irak'a dışardan demokrasi getirme heveslerinin de gerçekçi olmadığı görüldü.
Bir ülkede demokrasi gelişebilirse, bu ancak o ülkenin halkının bu projeye gönüllü katılımının sağlanması ile mümkün olabilir.
Bu gönüllü katılımın sağlanması için de halklardaki aşağılanma duygularının, ezilmişlik psikolojisinin giderilmesi gerekir ki, bunun da yolu önce Filistin'de ve Irak'ta yabancı işgaline son verilmesinden geçiyor.

mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Terör ve demokrasi

Çetin ALTAN
Jeton geç düşse de, düşüyor...

Melih AŞIK
Lazca da sırada

Fikret BİLA
Türkiye'nin temelleri

Hasan CEMAL
Leyla Zana'yla geçmiş...

Güneri CIVAOĞLU
Hafıza

Abbas GÜÇLÜ
CHP, YÖK ve AKP

Hurşit GÜNEŞ
Kuşku yok; ekonomi büyüyor...

Sami KOHEN
Eğer AB olmasaydı?..

Mehmet Y. YILMAZ
Doların gücü mü, halkın gücü mü?

Faik ÖZTRAK
IMF ile mali destek konuşulmalı

Hasan PULUR
Kırmızı halı ve kravat...

Derya SAZAK
Zana'nın mesajı

Ece TEMELKURAN
Spor giyiniyoruz. OK mi?

Güngör URAS
Hisse senetlerinde vergi kontrolü başladı

M. Ali BİRAND
Kürt sorununda stratejik kararlar

© 2004 Milliyet