|
 |
|
|
IMF ile mali destek konuşulmalı
Küresel risk algılamasında nisan ayı başından bu yana gözlenen artış yüksek borçlu gelişmekte olan piyasa ekonomilerini olumsuz etkiledi. Türkiye bu durumdan en fazla etkilenen ülkelerin başında yer alıyor.
Yeni konjonktürde kamu maliyesinde, fiyatlarda ve üretimde kaydedilen olumlu gelişmeler piyasalarda temkinle karşılanıyor. Eskiden piyasaları coşturan AB ile ilgili olumlu haberler artık piyasalarda aynı etkiyi yapamıyor. Bu gelişmeler geçtiğimiz yıl ekonomide yaşanan hızlı olumlu gelişmede elverişli dünya konjonktürünün ne denli etkili olduğunu ortaya koyuyor. Aynı zamanda yeni koşullarda piyasaların gerçekleşen büyüklükler veya yapılanlardan çok, ileriye dönük beklentilere ve bu çerçevede yapılacaklara odaklandığını da gösteriyor.
Değişen dünya konjonktürü, IMF'ye olan borcun seviyesi ve üç yılda yapılacak geri ödemeler dikkate alındığında, IMF ile normal bir stand - by düzenlemesine gidilmesi görüşü giderek ağırlık kazanıyor. AB ile müzakerelere başlamak, hem iç hem de dış piyasaların bu sürecin çok uzun olacağını tahmin etmesi nedeniyle, yeterli bir çaba olarak görülmüyor. Dolayısıyla önümüzdeki 2 - 3 yıllık dönem için yapılacak bir stand - by düzenlemesi aynı zamanda hükümetin program disiplininden kopmamasının önemli bir garantisi olarak da algılanıyor.
Hükümet IMF ile ilişkide özellikle faiz dışı fazlaya odaklanmış görünüyor. Ancak borç dinamiklerini ve faiz dışı fazlayı belirleyecek bir başka konu ise gözden kaçıyor. Bu IMF ile yapılacak düzenlemede sağlanacak mali paketin büyüklüğü. IMF ile ilişkilerin nasıl sürdürüleceği konusundaki tartışmaların başlangıcından beri IMF bizi bir stand - by'a zorluyor ancak hükümet buna direniyor izlenimi yaratılmış durumda. Stand - by düzenlemesi yapılırsa IMF'nin sağlayacağı kaynağın büyüklüğü konusundaysa sorun olmadığı izlenimi var.
2003 sonu itibariyle IMF, kaynaklarının yüzde 25'ini Türkiye'ye kullandırmış durumda. Tek bir ülke bazında bu boyutta bir riski taşıma konusunda Fon yönetimi ne kadar istekli olacaktır? Fon'a yapılacak geri ödemeleri piyasaları tatmin edecek bir büyüklükte tutacak kaynağı sağlamak, bu şartlarda kolay olmayacaktır.
Cari işlemler açığının ulaştığı seviye önümüzdeki dönemler için bir gösterge. Bu durumda IMF'ye yapılacak çok yüksek bir geri ödeme bankacılık sistemi aracılığıyla dış piyasalardan kısa vadeli fon sağlama mekanizmasını zorlayacaktır. 2003 yılında bu mekanizma aracılığıyla uluslararası yatırımcılar gelişmekte olan ülkelerden dolar bazında %50 kâr sağlamıştır. Ayrıca risk algılamasının artmasıyla ülkeyi hızla terk ederek istikrarsızlığa yol açan da bu finansman kaynağıdır. Bu kaynağın kullanılması, ülkeleri yüksek reel faiz ve değerli yerli para olgusuna zorlar. Türkiye IMF'den önemli bir kaynak sağlamıştır ve bunun mümkün olduğu kadar uzun süre ülkede tutulması istikrar bakımından önemlidir. Bu nedenle IMF ile yapılacak düzenlemenin içereceği mali paketin büyüklüğü konusundaki çalışmalar önem taşıyor.
Şu ana kadar ekonomiyle ilgili göstergeler olumlu seyrini sürdürüyor. Ancak piyasalar açısından önemli bir çaba olarak algılanan IMF ile ilgili karar geciktikçe, tedirginlik artacak ve hükümetin müzakere alanı daralacaktır. Geçmişte yaşanan tecrübeler hükümetin düzenlemenin türüne bir an önce karar vermesinin ve mali paketin büyüklüğü konusunda IMF teknisyenleriyle müzakerelerin yanında IMF'nin büyük ortaklarıyla da temaslara başlamasının gerektiğini gösteriyor.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|