|
 |
|
|
Şükrü Sina Gürel, genel başkanlığa aday oluyor
'DSP'yi halka açacağım'
'DSP lider partisi olmaktan çıkmalı' diyen eski Dışişleri Bakanı Gürel'in hedefi, gençlik ve kadın politikası oluşturmak. Gürel, 'partideki sessiz çoğunluğa' güveniyor
DERYA SAZAK / SOHBET ODASI
DERYA SAZAK: DSP kurultayı 25 Temmuz'da toplanarak Ecevit'ten sonraki genel başkanı seçecek. DSP gelecekte nasıl yapılanacak?
ŞÜKRÜ SİNA GÜREL: Kurultay pek çok bakımdan bir dönüm noktası olacak, Sayın Ecevit gibi Türk soluna uzun yıllar yön vermiş önemli bir liderin aktif siyasetten bir üst konuma çıkışı gerçekleşecek. Hepimizin üstünde onursal ve tarihsel yeri korunacak ama sayın Ecevit'in DSP genel başkanlığını bıraktığı bir kurultay olacak.
Ecevit nihayet halefini belirledi; 25 Temmuz kurultayında genel başkanlık için Zeki Sezer'i işaret etti. Siz Ecevit'e rağmen aday olacak mısınız?
- Evet, aday olmaya karar verdim ve bu düşüncemi Sayın Ecevit'e de açtım.
Partiye yeni dinamizm gerek
Tepkisi ne oldu?
- Takdir sizin dedi... Partiye yeni bir dinamizm gerekiyor. Genel merkezin bugünkü sıkıyönetimi ve örgüt yapısıyla bu mümkün değil. Bu düşüncelerle genel başkan adayı olmaya karar verdim. Bunları Sayın Ecevit'e anlattım.
Adaylığınıza tüzüksel bir engel var mı? Parti üyesi misiniz?
- Tabii ki parti üyesiyim, tüzük açısından aday olmama hiçbir engel yok. Kurultay delegesi değilim ama il ve ilçe kongrelerine katıldım.
Ecevit, CHP liderliğine 'ortanın solu' rüzgarıyla gelmişti, 'Mülkiye cuntası' diye anılan bir kadrosu vardı, Turan Güneş'ler gibi... Siz de Mülkiyelisiniz, Ecevit'lerin güvendiği bir isim olarak 1980 askeri darbesinde Arayış dergisinde çalışmıştınız. DSP soldaki misyonunu tamamlamadı mı?
- Hayır. 2002 genel seçimleri ve 28 Mart yerel seçimlerinde oy kullanmayanların toplamı 13 milyonu buluyor. Sandığa gitmeyenlerin önemli bir bölümü geçmişte DSP seçmeniydi. Çünkü demokratik solda gelecek umudu görmediler. Oysa bu potansiyeli harekete geçirmek mümkün. Kurultayı kazanırsam DSP'yi eski canlılığına kavuşturabilirim.
DSP'nin açılımı, 'demokratik', 'sol' parti. Oysa uygulamaya bakıldığında parti içi demokrasi işlemiyor ve DSP artık sol değil. MHP ile ortaklık ve 'ulusalcılık' kavramı partiyi soldan uzaklaştırdı mı?
- Hayır, soldan kopmadık. Sayın Ecevit'in öğretisi gibi Ege'de, Kıbrıs'ta savunduğumuz çizgi, Türkiye'nin uluslararası platformlardaki haklarını korumaya dönüktür. İçeride de çalışan kitlenin üretimden hakça pay almasını savunuyoruz.
MHP ile farkınız nerede?
- Çok farkımız var; biz hiçbir şekilde bölgeci ve ırkçı milliyetçiliği kendimize yakıştıramayız. Toplumsal sorunlara bakışımız da zaten solcu anlayışla temelleniyor. Mesela AKP iktidarının politikalarına bakalım: Dışarıya alabildiğine bağımlı ve boyun eğici bir politika yürütürken, içeride kamusal alanı daraltan, geniş kitlelere popülist söylemle yaklaşarak oy desteğini korumayı amaçlayan siyaset izleniyor. DSP olarak biz de koalisyon ortaklarımızın etkisiyle özelleştirme konusunda solcu bakışımızdan sapma gösterdik. Kamuya ait olanı haraç mezat vermek özelleştirmeyse, bu, solculukla bağdaşmaz.
Sol evrenseldir, DSP ise küreselleşmeye karşı görünüyor, AB için gönülsüz, Kıbrıs'ta çözüme hayır dediniz.
- Küreselleşme; uluslararası alanda sermayenin ve kültürlerin tekdüzeleşmeye başlaması olarak beliriyor. DSP olarak AB'ye tam üyelik konusunda duraksamadık. Adaylık bizim dönemimizde Helsinki'de gerçekleşti. 2002 Ağustos'unda en büyük adımı attık, ölüm cezasını kaldırdık. İş güvencesi yasasını çıkardık. Bu, DSP'nin AB'yi sosyal Avrupa olarak görmesinin sonucuydu. O dönemde AKP de Meclis'teydi ve idam cezasının kaldırılmasının aleyhinde oy kullandılar.
DSP gerçek bir sol partidir
AB'ye karşı değilsiniz.
- Hayır, değiliz.
AKP'nin çıkarttığı reform paketlerinin ne zararı oldu? Gelinen aşama herhalde Türkiye'nin aleyhine değil. AB müzakere sürecine adım adım yaklaşıyoruz.
- Türkiye'de iki temel reformcu anlayış olmuştur, biri 'Tanzimatçı' reformcu anlayıştır. 19. yüzyılın ikinci çeyreğinde Osmanlı aydınlarımız, başkalarının dikte ettiği adımları atarsak adam olabiliriz diye düşünmüşlerdir. Mustafa Kemalci bağımsızlıktan yana devrimci anlayış ise, engel olunsa bile, en ileri düzeye çıkmayı başarırız, çünkü buna layığız özgüveninden güç almıştır. Cumhuriyet'in kuruluşunda bu anlayış vardır.
DSP, Avrupa soluna karşı da mesafeli duruyor, içerideki ittifaklar ise 'kızılelma' koalisyonu diye adlandırılan akımlara yakın.
- Avrupa'daki sol partilerle temasımız oldu ama Sosyalist Enternasyonal'de yer almadık. Çünkü Avrupa'daki sol partiler büyük ölçüde dünya üzerinde daha çok etki alanı yaratmak için çabalayan gelişmiş devletlerinin politikasına uyum sağlayan ve küresel düzeyde aslında sol düşünce üretemeyen siyasal partiler durumuna geldiler. Türk soluna ilişkin krizin simetriği Avrupa'da yaşanmakta.
DSP sol bir parti mi?
- DSP gerçek bir sol partidir. Ve eğer geçmişte bizden kopmuş olan birtakım unsurlar DSP içerisinde güç sahibi olamasaydı, o zaman hükümette solculuğumuz daha berrak bir şekilde görülürdü.
Kurultaya hangi mesajla giriyorsunuz?
- Kazanırsam partiyi halka açacağım. Şu anda üye sayısını sınırlı tutarak partiyi kapalı devre yönetme arzusu var. Oysa DSP için çalışmak isteyen çok yurttaşımız var. Yüzlerce gencimizin kayıt formları tutuluyor. Bu anlayışın değişmesi için DSP lider partisi olmaktan çıkmalı. Hedefim ayrı bir gençlik, kadın politikası oluşturmak.
2005'te seçim görüyorum
Gücünüzü nereden alacaksınız, kurultaya nasıl bir listeyle çıkacaksınız?
- DSP kadroları içsindeki sessiz çoğunluğa güveniyorum. Kazanırsam büyük bir yönetim değişikliğiyle birlikte DSP büyük canlılık kazanır. Türkiye'nin AB'den tarih alma meselesi sonuçlanırsa, yeniden seçim atmosferine girilecek. AKP iktidarı da bazı etkili çevreler adına işlevini tamamlayan iktidar haline gelecek. 2005 sonunda seçim görüyorum. AKP'nin bir iktidar formülü var: Reform eşittir, asıl yapılmak istenenlerin kılıfı... Müzakereler başlayınca kılıf ortadan kalkacak. Kaldı ki AB'nin 2013'e dek nasıl genişleyeceği belli. O tarihten sonra Türkiye'ye ancak ortaklık statüsü tanırlar. AKP geniş kitlelerin umutlarını karşılayamadığı için içe dönecek diye düşünüyorum. DSP'yi seçime hazırlamalıyız.
AKP iktidarına özellikle ABD'nin sağladığı dış destek önemli. Büyük Ortadoğu Projesi, ılımlı İslamı Türkiye üzerinden bölgesel model haline mi getirecek?
- ABD, 1980'lerin başında da Sovyetler Birliği'ne karşı 'yeşil kuşak' oluşturmak istiyordu. 12 Eylül rejiminin resmi ideolojisi Türk - İslam sentezi yaratmak üzerineydi. Demek ki gücünü dışarıya bağlayan iktidarlar toplumsal çerçevelerini de Cumhuriyet'in temellerinden uzaklaşmak üzerine oturtabiliyorlar, AKP iktidarı da aynı şekilde davranıyor ama ben Türkiye'de çok büyük bir çoğunluğun buna izin vereceğine ihtimal vermiyorum.
Solda birliktelik için ne diyorsunuz, kurultaydan CHP'yi ve öteki sosyal demokrat partileri etkileyecek bir tablo çıkar mı?
- Solda birlikte yol alabilmenin ilk koşulu, karşılıklı güven olmalıdır. DSP olarak önce toplumda bize duyulan güveni yeniden tazelemek, kendi evimizi düzene koymak zorundayız.
Derviş'in gelişi borç tahsili işiydi
DSP, 2002 seçimlerinde yüzde 22 oydan yüzde 1 - 2'lere düşerek parlamento dışı kaldı. DSP nasıl dibe vurdu?
- DSP 1997'den başlayarak 2002 sonlarına kadar iktidar ortağı oldu ama bu dönemi bir sol programın uygulanması şeklinde değerlendiremeyiz. En zayıf yanımız, ideolojik olarak uyuşmayan partilerle koalisyon kurmamızdı. Buna rağmen çok uyumlu götürmeye çalıştık fakat Sayın Ecevit'in rahatsızlanması sonun başlangıcı oldu. Hastalık bahanesiyle yeni iktidar tasarımları ön plana çıktı.
DSP'nin MHP ve ANAP'la hükümet ortaklığı partiyi demokratik sol eksenden uzaklaştırdı mı?
- Tabii, yine Sayın Kemal Derviş'in hükümette görev alması da hataydı. Sayın Ecevit bunu sonradan gördü. Sayın Derviş'in Türkiye'ye gelişi daha çok kısa dönemli borçların IMF adına tahsili işiydi. Nisan 2002'de IMF'den alınan kredinin büyük bölümüyle yabancı bankaların borçlarını ödeyerek işlevini tamamladı. Sayın Ecevit'in hastalığında kimsenin aklında yokken erken seçimi gündeme getirdi.
Ecevit, sağlık gerekçesiyle Başbakanlıktan uzaklaştırılmaya çalışılmasa ve DSP'de Hüsamettin Özkan, İsmail Cem, Derviş'in 'troyka'sı oluşturulmasa süreç başka türlü işler miydi? İktidara AKP geldi. Herhalde senaryo bu değildi.
- Sanırım yeni hükümet modeli planının gerçekleşmemesi, kimin başbakan olacağı anlaşmazlığı yüzünden oldu. Senaryo yaklaşan Irak savaşıyla birlikte uygulamaya konulmak istendi. Hedef Ecevit'siz hükümetti.
AKP'nin reformları gerekenden fazla
Siz partinin şahin kanadı olarak gözüküyorsunuz.
- Ben 1997 hükümetinde AB'den sorumlu devlet bakanıydım. Reformlar konusunda çok çabam oldu. Ulusal programı tamamladık. 2002'deki iktidar değişikliğinden sonra AKP hükümetinin temel yanlışı, Tayyip Erdoğan'ın dış gezileriyle Kıbrıs'ı AB sürecine bağlaması, aynı sepete koyması oldu. Gereğinden fazla reform paketi çıkarıldı.
Ak güvercinli DSP'ye bir şahin mi geliyor?
İlle bir kuş benzetmesi yapılacaksa, şahin de fena değil.
Güneydoğu'ya solcu bakış DSP'den çıktı
Leyla Zana ve DEP eski milletvekilleri serbest bırakıldılar. Kürt sorununa nasıl bakıyorsunuz?
- Güneydoğu'ya yönelik solcu bakışı DSP ortaya koydu. Biz sorunu hiçbir zaman ayrı bir ulusal yada kültürel kimlik olarak görmedik. Doğunun geri kalmışlığı sorunu olarak aldık ve öyle değerlendirdik. Şimdi eğer soldan bir bakış üretilecekse, uluslararası koşullarda bölgenin içine girdiği durumu bu gözle yeniden düşünmek gerekiyor.
Kurumlaşma adımı önceden atılmalıydı
Sayın Ecevit daha önce çekilemez miydi?
- Sayın genel başkanımız rahatsızlandıktan ve DSP'yi ve hükümeti yıpratma, çözme çabaları başladıktan sonra sanırım yapılacak bir şey yoktu. Ancak DSP'yi kurumlaştırmak konusunda önceden adımlar atılmalıydı. Demokratik solcuların artık rüştünü ispat ettiğini göstermek gerekiyordu.
Dış politikanın 'şahin' ismi
Şükrü Sina Gürel 1950'de İzmir'de doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nü bitirdi. SBF'de doktora yaptı. Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde profesör oldu. Aynı bölümde ana bilim dalı başkanlığı yaptı. DSP'den siyasete giren Gürel, 20. dönemde milletvekili seçildi. Bülent Ecevit hükümetinde devlet bakanı olarak görev yapan Gürel'in yıldızı, 2002'de DSP'deki kopuş sürecinde parladı. Partiden kopmayan Gürel, Ecevit tarafından Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı'na getirildi. Bu durum o dönemde, Ecevit'in veliaht olarak Gürel'i seçtiği yorumlarına neden oldu. Bakanlığı sırasında eşinden boşanarak, Fransız Büyükelçiliği'nde çalışan Zeliha Gürel ile evlendi. Gürel dış politikada, "şahin" olarak nitelenen politikacılar arasında yer alıyor.
|
|
|

|