|
 |
|
|
Nüfus'ta "hızlı işlem"in bir faturası var
Ah bu "fakirliğin gözü kör olsun..." Parasızlık insanın da belini büküyor... Koskoca devletin de... Her şey paraya bağlı... Devletten daha iyi hizmet mi istiyorsunuz... Parayı bulabilirseniz hizmet hızlanıyor...
Benim devlet dairesine bir işim düşünce üç gün önceden hem uykum hem huzurum kaçar...
Kim bilir nasıl bir muameleyle karşılaşacağım? Kim bilir odadan odaya, masadan masaya nasıl sürüneceğim? Kim bilir "Bugün git, yarın gel"le kaç saat, kaç gün harcayacağım?
SSK'da sağlık cüzdanımı yenileyebilmem için "vukuatlı nüfus belgesi" istediler. Bizim aile kütüğümüz, Beşiktaş'ta... Yıllar önce gittiğimde kara kaplı eski defterleri çıkarmışlardı. Eski yazı kayıtları okuyabilen birini bulmuş, zorla bir belge alabilmiştim.
Bu defa hazırlıklı gittim. Nasıl olsa bir dilekçe isterler diyerek dilekçemi yazdım. Ne olur ne olmaz diyerek yedek kağıt, kalem aldım.
Sıraya girmek için erkenden Beşiktaş Nüfus Müdürlüğü'ne gittim. Herhalde geçici olarak bir eski binanın alt katında tek bir salonu nüfus müdürlüğüne tahsis etmişler. Bekleme iskemlelerine oturanlar var ama işlem bankosunun önü boş. Korka korka banko başındaki hanıma yaklaştım. Dilekçemi uzattım. Güldü... "Buna lüzum yok... Ne istiyorsunuz?" dedi. Bu defa nüfus kağıdımı uzattım. "Vukuatlı nüfus kaydı istiyorum" dedim. Nüfus kağıdıma şöyle bir baktı. Önündeki bilgisayarın tuşlarına dokunmaya başladı. İnanılmaz... Bir dakika bile geçmeden bilgisayarın yanındaki yazıcıdan bir kağıt çıktı. Hanım, bu kağıdın üzerine kendi imzasını koydu. Sonra arkada bir büyük masada oturan, önündeki bilgisayarla bir şeyler yazan ve şef olduğu anlaşılan hanımın önüne koydu. O da imzaladı, bir mühür bastı. İnanılmaz... İki dakika dolayında bir sürede benim işlemim tamamlanmıştı.
Bu şaşkınlık içinde salona göz gezdirdim. Hemen her görevlinin önünde bir bilgisayar, her bilgisayarın yanında bir yazıcı, her yazıcının yanında da paket paket kağıt duruyordu.
İşlem salonu tertemiz ve düzenli idi. Memurlar sessiz ve sakin çalışıyordu. Benim işlemimi süratle sonuçlandıran hanım memura teşekkür ettim. "Nüfus daireleri nasıl böyle modernleşti? Bu bilgisayarları Ankara mı gönderiyor? Her nüfus dairesi böyle mi?" diye sordum.
Görevli memur, "Bilgisayarların, yazıcıların, sarf malzemesinin vakıf tarafından satın alındığını, salonda görevli 8 memurun devlet kadrosunda olduğunu, 4 genç stajyerin ücretinin vakıf tarafından ödendiğini, ama diğer kamu vakıfları ile birlikte nüfus vakfının da kapatılacağını, bu durumda ne yapacaklarını bilemediklerini söyledi."
Türkiye'de kamu vakıfları istismar edildi. Kamu kuruluşları kendi içlerinde vakıf kurarak yaptıkları kamu hizmeti karşılığı topladıkları paralarla müdürlere lojman yaptı, makam otomobili aldı, ek gelir sağladı. Bu çarpık uygulamayı savunmaya imkan yok.
Ama, devlet bütçesinin yetersizliği nedeniyle okullarda, nüfus daireleri gibi halka yaygın hizmet götüren kamu kuruluşlarında hizmet kalitesiyle ilgili harcamalar acaba bundan sonra nasıl karşılanacak? Acaba bu hizmetlerden yararlananların döner sermayelere makbuz karşılığı "hizmet katkı payı" adı altında bir ödeme yapmalarını sağlayacak bir sistem mi geliştirilmeli? Bu, tartışılması gereken önemli bir konu.
guras@milliyet.com.tr
|
|
|

|