
|
|
|
 |
|
|
Lahmacunla viski kim bilir belki...
Glenmorangıe viskilerinin, 'küresel markalar elçisi' Dr. Bıll Lomsden, üzerinde geleneksel kıyafeti kiltiyle, taa İskoçya'dan kalkıp gelmiş... Bitip tükenmez bir enerjiyle, markayı anlatıyor. Söz, malt viskinin 'seçkinliği'ne geliyor... Şiddetle itiraz ediyor: "İskoçya'da herkesin evinde vardır." Peki 'lahmacunla gider mi?..' Önce lahmacunu tarif ettirdikten sonra "Elbette olabilir" diyor ve devam ediyor: "Bizde de üzerine viski dökülerek yenen etli bir yemek var"
ŞAZİYE KARLIKLI
Viskiyi 'bir bilen'den öğrenmenin tadı da bir başkaymış! Glenmorangie viskilerinin 'küresel markalar elçisi' Dr. Bill Lomsden'e bakılırsa viski 'rahatlamak, huzur bulmak için' içilirmiş. Yani aroması şöyle, rengi böyle diye kendinizi boşuna yormayın. Eğer bir şişe malt viskiye ayıracak paranız varsa ve içtiğinizde 'hoşunuza' gidiyorsa, gerisine kafa yormayın. Hele hele kendinizi 'seçkinler' sınıfında görmediğiniz için uzak duruyorsanız, unutmayın: "İskoçya'da çöpçüler bile malt viskiden anlıyor"
Dr. Bill Lumsden, üzerine geleneksel kıyafeti kiltiyle ta İskoçya'dan kalkıp gelmiş... Bitip tükenmez bir enerjiyle, Glenmorangie marka Malt Scotch Whisky'yi anlatıyor... Viski dünyasının 'Braveheart'ı gibi karşımızda dimdik duruyor. Önceden bana verilen bilgi notunda Dr. Bill Lumsden 'Maltlar Hakkındaki Sözü Yayma' konusunda önemli bir rolü olan 'kişi' olarak tanıtılıyor. Evet, oldukça değişik bir tanımlama. Sanki bir misyoner gibi. 'Malt hakkında yayılacak sözler ne olabilir?' Bunu öğrenmek için onun yanındayız. Ama önce onu biraz daha tanıyalım. 1995 yılından beri İskoçya'nın önemli viski firmalarından Glenmorangie'de çalışıyor. Üretimden kalite kontrole kadar 1995 yılından bu yana, malt viskiye ilişkin pek çok üst düzey iş yaptıktan sonra 2003 Ağustos ayında 'küresel markalar elçisi' unvanını almış.
Bu yeni pozisyonu kapsamında da Lumsden, dünyada ülkeleri tek tek gezerek malt viskileri üzerine 'söz' söylüyor. İstanbul'a da bunun için gelmiş...
İskoçya'da herkes malt içiyor
Dr Lumsden, en iyi bildiği işi malt viskiyi anlatıyor. Tarihini, üretimini, içimini hepsini birer birer aktarıyor. Konuşmamızda sıra, 'malt viskinin' seçkinliğine geliyor... Lumsden malt viskinin son derece rafine olduğunu anlatıyor... Ve bu ürünün ne denli seçkin olduğunu anlatmak için "İskoçya'da herkesin evinde mutlaka bir şişe malt viski bulunur" diyor... Moda deyimle 'Nasıl yani oluyorum?' ve soruyorum. "Geliri çok düşük olanlar da mı?.." Soruma duyduğu şaşkınlıkla verdiği cevap için, 'yerli elitlerden!' özürü bir borç bilirim. Cevaptan anladığım kadarıyla, İskoçyalı çöpçü de işçi de Glenmorangie ya da bir başka marka malt viskiyi afiyetle devirirmiş... Ve de üstelik Lumsden, Glenmorangie'nin İskoçya'da en çok satan malt viskisi olduğunu söylerken de gurur duyar gibiydi. Yani yılda 900 milyon kasa Glenmorangie'yi patronuyla işçisiyle bütün İskoçların tüketmesinden pek memnun görünüyordu.
Bu konuyu biraz daha iyi anlamak için ona başka sorular da sordum, aramızda 'Tercümanın yardımıyla' şöyle bir diyalog geçti:
Türkiye de 'seçkin' olmanın pek çok ölçüsünden biri de viskiden, şaraptan anlamakla özdeş hale geldi. Hele söz konusu 'malt viskisi' olunca seçkinlik kademesi artıyor. Sizin oralarda da böyle mi?
Yok o kadar da değil. Yani viskiyi İskoçya'da seçkinler içer diyemeyiz. İskoçlar iyi bir viskiden anlarlar. Kim oldukları önemli değil.
Yani herhangi bir İskoç gibi herhangi bir Türk de malt viskisinden aynı tadı alır mı?
Tabii ki, alabilir. Neden almasın ki.
Ne bileyim, şimdiye kadar konuya ilişkin okuduklarımız, duyduklarımız bu içimin çok 'özel' olduğuna, beni çoktan ikna etmişti. Malt viski ya da benzerleri için 'özel donanım' gerektiği konusunda hiç kuşku duymamıştım. Meğer duymalıymışım. Bu kez konunun hiç tartışılmaz uzmanı beni aksine ikna etti. Bir şişe Glenmorangie Malt viskiyi, bardağa doldurdu. Ardından üçte bir oranında sulandırdı ve önce koklamamı sonra da içmemi istedi. Dediklerinin aynısını yaptım. Aradan biraz zaman geçtikten sonra, ne hissettiğimi sordu. İşin açıkçası hafifçe 'tırstım.' Şu koku, bu tat, aroma diye bir tahlile zorlandığımı düşündüm ve o anda hissettiğim tek şeyi söyledim: "rahatlama...' Sınavı geçmiştim. Yanıt doğruymuş. Yani İskoç gazeteci de içse Türk gazeteci de, iş değişmiyor.
Türkiye 'de A +
Türkiye'de bu marka viskiyi A + diye tanımlanan kitle içiyor. Daha geniş bir ifadeyle yüksek gelirli insanlar. Profil 25 - 35 yaş arası, beyaz yakalı, girişimci ve ağırlıklı olarak 'erkek' bir kitleyi işaret ediyor. Ama yine anladığım kadarıyla bu biraz, gelir düzeyiyle ilgili. Eğer geliri düzey insanları 'seçkin' olarak kabul ediyorsanız. İskoçya'nın yerel içkisi için 'Türkiye'de seçkilerin içkisi' tanımını yapabilirsiniz. Ama bilesiniz ki, seçkinliğini böyle tanımlarsanız, Glenmorangie'ye biraz haksızlık edersiniz. Onlar, 'Seçkinlerin içkisi' değil, 'herkesin seçkin içkisi' olmak niyetindeler. Türkiye'de viskilerini 'paralı' insanların tüketmesini yoksulluk ve gelir dağılımı nedeniyle 'anlıyorlar.' Ama gelecek yıllarda Türkiye'de bir şişe malt viskisi satın alabilecek insanların sayısının artacağına da inanıyorlar.
Bu arada elbette aklınıza gelen soruyu da sordum. Yani meşhur 'lahmacun - viski' meselesini. Önce lahmacunu tarif etmek gerekti tabii. Bu tariften lahmacunu anladı mı bilmiyorum ama, "Elbette olabilir" dedi. İskoçların etle yapılan özel bir yeni yıl yemekleri varmış, üstüne viski döker yerlermiş. Yani o kadar da katı kurallara gerek yokmuş. Ama malt viski için önerisi peynir ve meyve.
Küresel ağız tadı
Bu arada Glenmorangie firmasının uluslararası satışlarında Türkiye'nin payı sadece yüzde iki... Yani Lumsden 'Türkiye'de küçük bir paya' rağmen gelmiş. İşte küresellik bu olsa gerek. Dünya çapında 120 ülkeye ihracat yapan bir firma 100 bilmem kaçıncı ülkeyi de ıskalamak istemiyor. Ne diyelim! Lumsden bizzat kendisi üzerindeki ekoseli kiltiyle ihracatçılar için 'kıssadan hisse' figürü gibi duruyor karşımızda.
Lumsden'e bir küresel sözcüye sorulabilecek ilk soruyu yani, "viski gibi doğrudan ağız tadıyla ilgili bir yerel ürünü nasıl olup da küreselleştirebildiklerini" soruyoruz.
"Biz dünyaya açılmayı çok uzun yıllardan beri yapıyoruz.. Bu işe çok zaman ayırdık" diyor. Öyle ya, bizim için küreselleşme şunun şurasında 90'ların başından beri 'tanıdık' olan bir kavram.
Markacılara duyurulur
Çıkarılacak önemli sonuç şu ki; küresel bir marka olmak için uzun yıllar gerekiyor. 10 - 15 ülkeye ihracat yaparak 'küreselleştim' diyenlere duyurulur. Eğer gerçekten küreselleştilerse, bununla çok övünebilirler... Baksanıza İskoçlara, yüzyıla yakın süreden beri uğraşıyorlarmış.
Lumsden daha sonra uzun uzun kaliteden ve ürünün niteliğinin hiç bozulmadan bugüne kadar getirildiğinden söz ediyor. Yani Glenmorangie 1893'den beri kalitesini bozmadan üretim yapmakla övünüyor. Bunu Türkiye ile karşılaştırmanın imkânı yok. Çünkü o yıllardan günümüze gelen şirket bulmak için çok aramak gerekiyor... Anladığım kadarıyla, küresel marka yaratmada şart gibi görünen 'uzun bir test' sürecinden kaytarmamız zor olacak.
|
|
|

|
|