|
 |
|
|
Amerika'da ve Türkiye'de kalite arayışı
Sizlerden ayrı kaldığım süre, tahminimden çok daha uzun sürdü. Amerika'da aynı hastanede 6 yıl arayla ikinci kez göz ameliyatı oldum. 6 yıl önce herşey sorunsuz, tıkır tıkır yürümüştü. Bu kez hastanenin işleyişinden kaynaklanan çeşitli aksaklıklar canımı sıktı, dahası pek adetim olmadığı halde moralimi bozdu.
Sorunlu gözlerim için kendimi, alanında dünyanın en iyisi olarak gösterilen uzman doktora ve en iyi 3'ten biri olan hastaneye teslim etmiştim. Doktora bir diyeceğim yok, ama hastane 6 yıl içinde irtifa kaybetmiş.
Kurumlar da kişiler gibi (anestezistinden kayıt memuruna, mobilyalarından işletme anlayışına) taşınırları, taşınmazları ve çalışanlarıyla birlikte yaşlanıyor. Herşeyin başdöndürücü hızla değiştiği günümüzde 6 yıl, hayli uzun bir süre zaten.
Raftaki 10 yıllık dergi
Minik bir örnek: Değişik departmanlarda saatler süren bekleyişlerin sıkıntısını biraz olsun hafifletmek için raflarda duran dergileri karıştırırken, 1995 yılından kalma The New Yorker dergisine bile rastladım. İlginçtir, 9 yıl önceki derginin hâlâ raflarda durduğunu Türkiye'de kime anlatsam, "Eyvah bizim işyerinde de kalmış olabilir, hemen yarın baktırayım" demez mi? Bence kendilerine haksızlık ediyorlar. Oradakilerde o endişenin kırıntısı olsaydı, zaten 10 yıllık dergi hâlâ raflarda durmazdı...
Türkiye'de kişiler de kurumlar da (hangi yaşta olurlarsa olsunlar) gelişmiş Batı ülkelerindekilere oranla daha genç, daha dinamik, kendilerini yenilemeye daha istekli.
Hafta sonu Sabancı Üniversitesi'nde katıldığım bir arama konferansı, yeni olduğu için ilk aklıma gelen örnek. Avrupa Kalite Yönetimi Vakfı EFQM yıllardır yerinde sayıp hatta gerilerken, bizim Kalite Derneği KalDer, bugünden 10 yıl sonrasını tasarlamanın arayışı içinde.
TÜSİAD'ın gölgesinde
KalDer 12 yıl önce ilk kurulduğunda hem manen, hem de maddeten TÜSİAD'ın kanatları altındaydı. İlk yıllarda Sabancı ve Koç gibi TÜSİAD'ın ağır toplarının şirketleri ödülleri birbiri ardına aldılar. Boy boy gazete ilanlarıyla bunu kamuoyuna duyurdular. O yıllarda KalDer de medyada daha fazla boy gösterdi, ama sapla saman biraz birbirine karıştı. O ödüller aslında hakedilmiş olsa da, daha ziyade piar faaliyetleri olarak ön plana çıktı.
Ödüllerden birine adını vermek dışında TÜSİAD ile KalDer arasında son 4 - 5 yıldır herhangi bir alışveriş yok. Zaten bugünün dünyasında KalDer'deki 12 yıllık birikime ihtiyaç duyanlar da herhalde TÜSİAD'ın ağır topları değil, KOBİ'ler. Buna karşılık geçmişte sık sık TÜSİAD'la birlikte anılmanın, KOBİ'leri ürküttüğü de bir gerçek.
Geleceğin arayışı
KalDer Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Berkman'a göre "Toplam Kalite Yönetimi (TKY), sanılanın aksine masraflı ve uzun zaman gerektiren bir süreç değil, bir liderlik felsefesi. Gelecek 10 yılda da, günün trendleriyle yönetim kalitesini birleştiren bir değişim hareketi" olarak varlığını sürdürecek.
Hâl böyleyse KOBİ'ler, hiç vakit geçirmeden KalDer'deki zengin deneyim ve bilgi birikiminden yararlanabilirler. Hatta KalDer yönetiminden, Türk KOBİ'lerine uygun model ve kalite teknikleri geliştirmesini talep edebilirler.
Eski Başkan Yılmaz Argüden'in deyimiyle KalDer, bugüne kadar değişik sektörlerde oluşturulan kalite adacıklarını, toplumun değişik kesimlerine yaymak istiyor. KalDer, gelecek 10 yılını şekillendirirken önerilerinizi, katkılarınızı, katılımınızı ve taleplerinizi bekliyor.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|
|

|