Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Haziran 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik

Silah bırakmaya karşılık af...


Kürtçe yayının başlaması ve en önemlisi DEP'lilerin serbest bırakılmalarından sonra, dikkat ederseniz tüm kürt çevrelerden ardı ardına demeçler veriliyor. Ağızlarda birşeyler geveleniyor. Bunlara (yetkili yetkisiz ) Devlet temsilcileri veya kendilerinde Devlet adına konuşma yetkisi bulan bazı yazarlar da yanıt veriyorlar.
Kongra Gel (PKK) ateş kes'in bittiğini açıklıyor, DEHAP toplumun nabzını iyi okumuş olacak ki, itiraz edip -akıllı bir politikayla- ateş-kes' in sürdürülmesini istiyor.
Kafalar son derece karışık.
Kamuoyu da, neler söylendiğini ve bu sözlerin ne anlama geldiğini tam olarak algılayamıyor.
İlgilenenlere, yapılan tartışmaları basitleştirerek ne anlama geldiğini anlatmaya çalışayım:
DEHAP olsun, KONGRA-GEL ( PKK) olsun ana tema olarak şu noktalara dikkat çekiyorlar :
• Genel bir af ilan edin. Böylece dağlardaki militanlar topluma geri dönsün. Hapishanelerdekiler de serbest kalsınlar. Böylece silahlı mücadele tümüyle kapanmış olur.
• Kürt kökenli vatandaşların temsil haklarını yaygınlaştırın. Silahlı militanların dahi önünü açın ve siyaset yapmalarına, TBMM' ne girmelerine izin verin.
Asıl sorun PKK içindeki bölünmelerden kaynaklanıyor. Zira bir bölüm yönetici, silahlı militanları dağda işsiz güçsüz tutmalarının giderek zorlaştığının farkındalar. Örgütün morali bozuk. Ne olacaklarını bilemiyorlar. Kuzey Irak'taki PKK güçleri de, Amerikan askerinin iki dudağı arasında olduklarının farkındalar. ABD, Kandil dağındaki 5 bin kişiyi silah zoruyla yok edemeyeceği işaretlerini veriyor olsa dahi, hiç bilinmez. Konjonktür bir değişir ve karşılarında Amerikan askerini bulabilirler...
PKK yönetiminin bir diğer bölümü ve diğer Kürt çevreler ise, bundan sonra silahlı mücadele yapılmaya kalkışılsa dahi, hiçbir sonuç alınamayacağını, tam tersine dünya' da teröre karşı savaş verildiği sırada, asıl kendilerinin büyük kayıplara uğrayacaklarını biliyorlar. Böyle bir olasılıkta Kandil dağının çok daha kolaylıkla dağıtılacağını, Türk- ABD ortak operasyonlarıyla militanların yok edilebileceğinin farkındalar.
Bu konuda gelişmelere hala en gerçekçi şekilde bakan ve belirli oranda frenleyici rol oynayan kişi de Abdullah Öcalan. Zaten bunun aksi olsa, Öcalan kışkırtıcı bir rol oynasa, Genelkurmayın kontrolü altındaki İmralı'dan örgütünü bu kadar rahatlıkla yönetmesine izin verilmezdi (!)
Özetlemem gerekirse, PKK liderliğinin bir bölümü ellerindeki "silahlı mücadeleyi başlatıp, TC Devletini ve toplumu cezalandırma" tehdidinin pek inandırıcı olmadığını farkında ancak, içinde bulundukları çıkmazdan kurtulmaya çalışıyorlar. Diğer bir kesim de, bir af çıktığı ve siyasetin önü açıldığı taktirde, bu sorunun gerçek mecrasına oturacağına, silahlı mücadele devrinin tümüyle kapanacağına inanıyor.

TC DEVLETİ NE YAPACAĞINI BİLİYOR MU ACABA ?
TC Devletinin de kafası karışık.
Askerin yaklaşımı farklı. Kendi içlerinde de tam bir görüş birliğinde oldukları söylenemez. Bir bölümü, eskisi gibi sert tepki gösterilmesi ve amansız bir silahlı mücadele verilmesinden yana, diğer bir bölümü normalleşmeye gitmenin daha yararlı olacağını düşünüyor.
MİT eskiden beri olduğu gibi gerçekçi düşünüyor. Teşkilat eskiye dönülemeyeceğini, bu insanları giderek topluma kazandırılması gerektiği görüşünde.
Hükümet, siyasetin önünün biraz daha açılması gerektiği görüşünde, ancak onlar da elde ettikleri bu yüzde 15'lik baraj avantajını ellerinden kaçırmak istemiyorlar.
Devlet cephesi kendi içinde tartışmalarını sürdürüyor. Büyük bir olasılıkla da, Aralık ayındaki AB doruğundan sonra karar verilecek. AB'den müzakere tarihi alıp alamayacaklarına göre bir tutum saptayacaklar. Zira tarih alınırsa bu süreç hızlanacak. Tarih alınamazsa, o zaman herkes tutumunu yeniden gözden geçirecektir.

OYSA ÇÖZÜM BELLİ: SİLAHI BIRAK, AFFA UĞRA VE SİYASETE GİR
Halen kimsenin açıkça konuşamadığı, söyleyemediği, ancak derin kulislerde ve Yurt dışında tartışılan formül hazır:
PKK'nın silah bırakmayı, tüm kadrolarını fesh etmeyi kabul etmesi, buna karşılıkta TC Devletinin bugüne kadar yapılandan çok daha geniş bir af ilan edip, siyasete katılımın önünü açması...
Bu formülü hatırlayacaksınız. Kimsenin yabancısı değil.
İngiliz Başbakanı Blair ile İRA arasında da buna çok yakın bir anlaşma gerçekleştirilmişti. İRA silahı bıraktığı oranda siyasete katılma süreci işletildi. Silahlar patladıkça süreç yavaşlatıldı.
Aslında Türkiye de bu yöne doğru gidiyor. Ancak taraflar birbirlerinden öylesine kuşkulular ki, adeta birilerinin araya girmesini bekliyorlar. Böyle aranjmanı kimle konuşacaklarını da tam bilemiyorlar.
Avrupa Birliğinden tarih almış bir Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, yukarda sözünü ettiğim formülü devreye sokacağını tahmin ediyorum...

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net











Taha AKYOL
Kürtler, DEHAP, terör

Melih AŞIK
Boston gezintisi...

Fikret BİLA
Çiçek'ten yanıt...

Hasan CEMAL
Hedef küçültmek!

Güneri CIVAOĞLU
Gercüş modeli

Can DÜNDAR
Kuşku

Abbas GÜÇLÜ
Miting ortasında sınav

Hurşit GÜNEŞ
Özelleştirmede hükümet geri kaldı mı?

Sami KOHEN
AB'de iç hesaplar

Derya SAZAK
Baykal'ın kurultay çağrısı

Meral TAMER
Amerika'da ve Türkiye'de kalite arayışı

Güngör URAS
Gayrimenkul piyasasında hareket başladı

Serpil YILMAZ
Gemide 28 Şubat fırtınası

M. Ali BİRAND
Silah bırakmaya karşılık af...

© 2004 Milliyet