|
 |
|
|
'Yanlış tanındıysam bunu değiştiremem'
Taksici Şükrü Özçelik'in öldüğü trafik kazasında sürücü Fırtına Ültan'ın yanında oturan ve "Alt tarafı bir adam öldürdük" dediği yazılan Okan Kızılırmak ilk kez konuştu
İLKE GÜRSOY
Türkiye günlerce bu kazayı konuştu. 20'li yaşlarında iki kişinin bulunduğu bir araba, bir taksiye çarpmış ve taksici Şükrü Özçelik'in ölümüne sebep olmuştu. Arabayı kullanan Fırtına Ültan 105, yanındaki arkadaşı Okan Kızılırmak 130 promil alkollü çıkmıştı polis kayıtlarına göre. Özçelik'in ardında iki çocuk bırakması, kaza yerinin Bağdat Caddesi olması, alkollü sürücü Fırtına'nın bu trajik olaya uygun adı -pek çok insan bunu lakabı zannetti- gibi unsurlar çok konuşuldu. Ama neredeyse onları gölgede bırakan, Okan Kızılırmak'ın (24) hastane çıkışında görevleri gereği fotoğraf çeken gazetecilere söylediği öne sürülen sözleriydi: "Neden çekiyorsunuz? Ben terörist değilim, sadece adam öldürdük."
Kızılırmak uzun uğraşlar sonucu röportaj için karşımıza oturduğunda yorgundu. Çenesinde, alnında ve kolundaki yaralar çok ciddi olmadığı için mutluydu. "Söylemedim" dediği şeyler yazıldığı ve bu yüzden tepki gördüğü için öfkeliydi. Olup bitenler için üzgündü. Ve araba ile karıştığı kazanın birkaç gün sonrasında, bir de ağzından çıkanlar sonucu kaza yapmamak için temkinliydi.
Öncelikle, olayı bir de sizden dinleyelim.
O akşam Beyoğlu'ndaydık. Bağdat Caddesi tarafında oturan arkadaşlarım da vardı. Arkadaşlarım beni Kuzguncuk'taki evime, bırakacaktı ama önce, Bostancı sahilde dürüm yedik. Bu sırada Fırtına arabayla yanımızdan geçti.
O üç kişilik grupta Fırtına yoktu yani...
Hayır, tamamen tesadüf eseri buluşmuş olduk. Bizi görünce durdu, yanımıza geldi. Yemeğimizi bitirince oradan ayrıldık. Ben de arkadaşlara evden bir şey verecektim, oradan da herkes dağılacaktı. Ben tam diğer arkadaşların arabasına binecekken, Fırtına yalnız kalmasın diye onun arabasına geçtim. O yüzden iki araba çıktık yola. Bu yarış muhabbeti herhalde buradan çıktı.
Ne marka arabalar bunlar?
Bir tanesi 94 model Peugeot 106, üretimden kalkmış bir araba; diğeri son model Alfa Romeo ve yolu bilmediği için bizi 20 metre geriden takip ediyor. İşte bahsettikleri yarış bu. Ben Fırtına yalnız kalmasın diye onun arabasına bindim.
Fırtına'yı nereden tanıyorsunuz?
Galatasaray tribününden uzun süreli bir arkadaşım.
Pek çok kişi adını lakap sandı.
Fırtına'nın annesi emekli albay, babası emekli binbaşı. Dedesi de Kıbrıs Harekatı'nda bulunmuş ve lakabı Fırtına'ymış. Adı oradan geliyor.
Fırtına'nın arabasına binerken "Bu adam çok içmiş, bu arabaya binmeyeyim" diye düşündünüz mü?
O akşam beraber değildik başta. Bu yüzden ben Fırtına'nın alkollü olup olmadığını ya da ne kadar içtiğini bilmiyordum. Benim binmek gibi bir niyetim yoktu. Aniden oldu ve onu yargılayacak bir zamanım olmadı.
Kaza nasıl oldu?
Bir arabayı solluyorduk zannederim...
Çünkü fren izi yok. Ben kazayı çok iyi hatırlamıyorum. Yani öyle film gibi "Ah, işte çarpıyoruz!" diye olmadı! Bir anda oldu her şey.
Emniyet kemeriniz takılı mıydı?
Hayır, değildi. Keşke olsaydı.
Bir araba hatırlıyor musunuz?
Kazada hayal meyal, taksi olduğundan emin olmamakla birlikte sarı bir araba hatırlıyorum. Yolun üzerinde, arabanın önünde ya da yanında birini de hatırlıyorum. Ama dediğim gibi her şey bir anda oldu.
"Şarap şişelerini saklasak ne olur? Polis raporu ortada"
Fotoğraflara bakınca çok sert bir çarpma gibi gözüküyor. Ne kadar hızla gidiyordunuz?
Fotoğraflara çok net bakmadım açıkçası, bakma cesaretine sahip değilim. Ama çok yüksek bir hızla gitmiyorduk. Sıkışık bir yerde araba geçiyorduk. Zaten araba da hız yapabilecek bir araba değil. Bizim devamlı dalga geçtiğimiz bir araba.
Kazadan önce de dalga geçtiniz mi?
Hayır, hayır.
Araba modifiye edilmiş olabilir mi?
Ben hiç anlamam arabadan.
Fırtına'nın arabayla hız yapma alışkanlığı var mı?
Zannetmiyorum. Hız yapmak isteyen bir insan 94 model arabaya binmez ki. Siz ne kadar yakın arkadaş olursanız olun ortak bulduğunuz konuları paylaşırsınız. Fırtına'nın başkasıyla konuşurken de bu tür şeyler söylediğini görmedim de duymadım da.
Yolculuk sırasında başka herhangi tehlikeli bir durumla ilgili Fırtına'yı uyarmış mıydınız, "Yavaş git, dur yapma" gibi?
Bizim muhabbetimiz birbirine takılmak şeklinde olduğu için öyle demişsem bile beni ciddiye almamıştır.
Polislerin arabada boş şarap şişeleri bulduğu ve arkadaşlarınızın bu şişeleri arabadan çıkarmaya çalıştığı ama çevredekiler tarafından engellendiği söyleniyor.
Olup olmadığını bilemem çünkü dediğim gibi, sonradan karşılaştık. Hem şişeleri saklasan ne olacak ki? Zaten polis raporunda kanındaki alkol çıkıyor ortaya. Pazar günü sabahın köründe hangi halk varmış da tutmuş, kim kimi tutmuş? Nereye kaçabilirsin? Zaten arabada ruhsat var. Adın belli.
Sonra?
Gözümü açtığımda asfaltta yatıyordum, boyunluk takılıyordu. Elimi bir attım, çenem sarkmıştı. Camdan yarı belime kadar çıkmışım. Arkadaki arkadaşlarım beni görmüş, öldü zannetmiş ve ambulans çağırmış. Ambulansta cebimden telefonumu çıkardım ve hemşireye ablamı arattım. Ablam doktor. Ona çok kötü olmadığımı, tek parça halinde olduğumu anlattım. Hemşireden Haydarpaşa Numune Hastanesi'ne gittiğimizi öğrendim ve ablama söyledim. Hastanede Fırtına'yı ayakta görünce "Karşı tarafta bir şey var mı?" diye sordum, "Hayır, duran arabaya vurdunuz" dediler. Fırtına da taksici abinin öldüğünün farkında değildi.
'Öyle bir laf edemem, öldüğünü bile bilmiyordum'
Fırtına'da fazla bir şey yok galiba
Yok, onda kemer vardı herhalde. Belki de direksiyon tuttu. Bir de benim tarafımdan vurduğumuz için...
Sonra hastaneden çıktınız...
Evet, ablam beni Cerrahpaşa'ya naklettirdi. Ben sedye üzerinde çıkarken, bir anda flaşlar patladı. Ben sinirli bir insanım. Bu ara askere gideceğim, daha da sinirliyim. Doğruldum. "Ne çekiyorsunuz lan, terörist miyiz biz? Kavga mı ettik? Trafik kazası bu, çekmeyin" dedim, küfür ettim. Sonra bizim çocuklar gazetecilere doğru gittiler.
Çıkarken gazetecilerle aranızda geçenler bu kadar mı?
Ben küfredince, aynı anda fotoğraf makinelerini indirdiler.
"Terörist miyiz" lafı nereden çıktı?
Ben vatanını çok seven bir insanım, Amerika'dan döndüğümün ikinci günü, daha anneannemi görmeden askerlik şubesine gittim, askerliğe başvurmak için. Herkes yapmamak için yurtdışına kaçarken ben bunu yaptım. Oradaki komutanlar bile şaşırdılar.
Sizin olayınız da trafik terörüne dahil edilebilir ama.
Doğru ama ben olup biteni hiç bilmiyorum ki.
Ne zaman öğrendiniz?
Taburcu olduktan sonra arabaya bindim, bir arkadaşım "Her şeye hazırlıklı olmak lazım" deyince aklıma Fırtına'ya sonradan bir şey olduğu geldi. Selçuk "Karşı tarafta vefat eden bir kişi var" dedi. Ben kaldım, "Allah rahmet eylesin" dedim. Gözlerim doldu. Bana o anda söylemişler çünkü oradan çıkıp karakolda ifade vermemiz gerekiyormuş. Sonra Fırtına'yı iki dakika gördüm karakolda, "Ah be abi!" dedim, kafasına vurdum. "Allah benim belamı versin. Ne olursa olsun bana. Ben bir insanın ölümüne sebep oldum" dedi.
Fırtına'nın kaçtığı, daha sonra tekrar geldiği gibi iddialar var..
Fırtına bir ara hastaneden ayrılmış. Ama ben bir polis gözetimi görmedim açıkçası. Babasına telefon ediyor, babasıyla buluşuyorlar, avukatla beraber karakola teslim oluyor. Bence mantıklı da yapıyor. Türkiye'de yaşıyorsam ben de mümkün olduğunca karakola avukatsız gitmemeye çalışırım.
"Fırsat verirlerse taksici abinin çocuklarını kardeş gibi görmek isterim"
Kazada ölen Şükrü Özçelik'in ailesiyle bağlantı kurdunuz mu?
Hayır, Fırtına'nın babası kurmaya çalışıyor. Biliyorsunuz, acılı insanlar. Çocukları olduğunu öğrenince daha da üzüldüm. Ağzımdan çıkmış gibi gösterilen bir lafla acılarını deştiler. Benim tabii ki bir karısı, çocuğu, annesi kadar üzülmem mümkün değil. Ama ikimiz de aynı şeye üzülürken bizi karşı karşıya getirdiler. Orada eşinizi, babanızı, oğlunuzu kaybetmişsiniz, birisi gelip "Oğlunuza taksici parçası dediler, ne diyorsunuz?" diyor. Davranışları ona rağmen çok makul. Kadıncağız "Onlara göre taksici parçası olabilir ama benim oğlumdu" diyor. Ben üzüntüden ölüyorum demediğim bir laf için. "Altı üstü bir adam öldürdük" kanlı katil olsa insanın demeyeceği bir laf. "Kurtlar Vadisi"nin senaryosuna bile konacak bir laf değil yani.
Olayın şokuyla söylemiş olabilir misiniz? Ya da etraftan gelmiş olabilir mi? Yani, neden gazeteciler böyle bir şey yazsınlar?
Ben de bir anlayabilseydim... Belki küfür ettim diye mi yazdılar, bilmiyorum. Hatta belki o şokla "Adam mı öldürdük!" demişsindir dediler. Keşke öyle deseydim. Böylece bilmediğim ortaya çıkardı.
Bundan sonra ne olacak?
Mümkün olduğunca acılarının hafiflemesini diliyorum zamanla taksici abimin ailesinin. Özür dileyeceğim ama benim kanuni olarak bir suçum yok. Mağdur gözüküyorum. Fırtına adına da konuşayım, o benim kardeşim. Kimse arkadaşından senelerce ayrı kalmak istemez ama hukuk karar verecek buna. Babası da aynı yönde düşünüyor, "Cezası neyse çeker" diyor. Benim için de, keşke elimden gelen bir şeyler olsa da yapsam. Hayatıma devam edeceğim. Moralimi düzeltmeye çalışacağım. O abinin çocuklarını da kardeşim olarak görmek isterim, izin verirlerse eğer.
Bu kaza sizce hayatınızın geri kalanını nasıl etkiler?
Bunu düşünmek istemeyecek kadar yorgunum. Bu birkaç gün içinde birkaç yaş yaşlandım. Benim nasıl bir insan olduğumu ben biliyorum, çevremdekiler biliyor. Eğer yanlış tanındıysam ne yaparsam yapayım, değiştiremem bunu. Kimsenin elinden hayatına devam etmekten başka şey gelmez. Bir de bundan sonra daha dikkatli olacağım.
Suçun bir bölümünün sizde olduğunu düşünüyor musunuz?
Belki Fırtına'yı engelleyebilirdim, gitmeyelim diyebilirdim. Ama öyle bir suç ararsanız hayatın her parçasında bulabilirsiniz.
|
|
|

|