|
 |
|
|
Şimdi sıra AB'de!
Evet, şimdi sıra Avrupa Birliği'nde. Çünkü Türkiye 'ev ödevleri'ni gayet iyi yapmış durumda. Gerek Kopenhag siyasal kriterleri konusunda olsun, gerek Kıbrıs'ta olsun üzerine düşeni belki de beklenmedik biçimde fazlasıyla yerine getirdi Türkiye...
Şimdi sınav sırası AB'nin.
Konu malum:
Türkiye'ye tarih.
Türkiye'yle üyelik müzakerelerine başlamak için aralık ayında düğmeye basacak mı, basmayacak mı AB?..
Bu konudaki karar, aynı zamanda Avrupa Birliği'nin kendi kimliğini yakından ilgilendiriyor. AB, bu kararı verirken kendi kimliğini de masaya yatırmış olacak.
Sözünü tutacak mı?
Tutmayacak mı?
Hıristiyan Kulübü mü?
Değil mi?
Bu soruların yanıtları yalnız Türkiye'de değil, bir buçuk milyarlık İslam aleminde de merakla bekleniyor.
Huntington'ın uygarlıklar çatışması tezi haklı çıksın diye kıvranan Bin Ladinciler de sotaya yatmış durumdalar. Çünkü tarih konusunda Türkiye'ye hayır demek en çok onların, köktendincilerin değirmenine su taşıyacak.
Soru çok yalın:
Yeryuvarlığının bu bölgesinde AB için iyi olan istikrarsız bir Türkiye mi? Yoksa istikrarlı bir Türkiye mi?
Hangisi?..
AB şunu iyi bilmeli:
Yıl sonunda hayır ya da hayır anlamına gelecek ipe un serici bir karar, Türkiye'nin yeniden tehlikeli sulara doğru çekilmesine yol açar. Gerek İslamcı gerek etnik milliyetçi hareketler güç kazanır Türkiye'de.
Genel olarak Batı'ya, özel olarak Avrupa'ya karşı büyük bir radikal dalga kabarmaya başlar. Türkiye yıllar sonra bir kez daha kutuplaşmaya, içine kapanmaya yönelir. Bir zamanlar ülkeyi kana bulayan birtakım hortlaklar yeniden sahne alır!
Bunun adı istikrarsızlıktır.
Yalnız Türkiye'de değil. Ege'den Doğu Akdeniz'e, Kafkaslar'dan Ortadoğu'ya kadar bölgede dalga dalga kendini hissettirecek olan bir istikrarsızlıktır bu.
Bu durum herhalde AB'nin de çıkarına olmaz, olamaz. Onun için Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer'in Avrupa'da Nazizme son noktayı koyan Normandiya Çıkarması'nın 60. yılındaki şu sözlerinin altını çizmekte yarar var:
"Avrupalılaşmış bir Türkiye, demokratik bir anayasal devlet, çağdaş bir ekonomi ve güçlü sivil topluma sahip bir Müslüman ülkeyle bağ kurmak, terörizm ve totaliter anlayışlara karşı savaşta bir D - Day olur."
Almanya'da Türkiye'nin AB üyeliğini içtenlikle savunanlardan biri de, '68 kuşağının ve Alman Yeşiller Partisi'nin liderlerinden Daniel Cohn - Bendit. Geçenlerde verdiği bir demeçte Avrupa'daki mucizelerden söz ediyordu.
Birinci mucize, İkinci Dünya Savaşı sonrası gerçekleşen Fransız - Alman barışmasıyla AB'ye giden yolun açılmasıydı. İkinci mucize, Berlin Duvarı'nın yıkılmasıydı.
Üçüncü mucizeye gelince:
Bu da Türkiye'nin AB'ye katılması olacaktı Cohn - Bendit'e göre. Çünkü Avrupa böylece Müslümanlarla barışacaktı. AB'nin bir Hıristiyan Kulübü olmadığı bütün İslam alemine sergilenecekti.
Daha birçok neden sayılabilir.
Ama lafı uzatmak yersiz.
Bugün için Türkiye üzerine düşeni fazlasıyla yaptı.
Evet, şimdi sıra AB'de!
Brüksel'de bugünlerde toplanacak olan AB devlet ve hükümet başkanlarının dikkatine...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|

|