|
 |
|
|
Samyeli durdu
Dün yitirdiğimiz Ahmet Piriştina, bir "kızıl milyarder" miydi?
Piriştina'nın, siyaset yaşamına bir Marksist olarak TİP'te başlaması ve Behice Boran'ın yakın çevresinde yer almasına karşın, İzmir'in köklü burjuva ailesi kökeni, bu "popüler kültür" deyimi yakıştırmasına pek de aykırı değil.
Piriştina, aslında böyle tanımların üstünde ve "izm"leri aşmış bir harmandı.
Sol eğilimli bir aydındı.
Aziz Nesin, İzmir'e geldiğinde onun konuğu olurdu. Öldüğü gece de saatlerce onun evindeydi.
Rutkay Aziz, Metin Akpınar yakın dostlarıydı.
Şiirden, resimden, müzikten anlardı.
İzmir gibi Osmanlı'nın Batı'ya en yakın kentinde bir süre "nadasa alınmış" kültür boyutunu yeniden yeşertmişti.
Belediye Başkanlığı döneminde Kent Kitaplığı'nı, Arkeoloji Müzesi'ni kurdu.
Adnan Saygun Kültür Merkezi'ni iki hafta sonra açacaktı.
İzmir'in bütün okullarını belediye olanaklarıyla onardı. Bahçelerini, spor alanlarını yaptı. Belki de Türkiye'de bu bir ilkti.
Olimpiyatlardan sonra ikinci büyük küresel spor organizasyonu olan "Dünya Üniversiteler Oyunları" onun çabasıyla gelecek yıl İzmir'de yapılacak. İşadamlarıyla, sosyal sorumluluk ilkesi içinde hizmetler üretti.
100 işadamının katkısıyla KİPA'ları kurdurdu.
Yoksul semtlerde sağlık hizmetleri sunuyor, hatta, genç kızlara "ped" bile dağıttırıyordu.
İyi başkandı...
İzmir Körfezi'ni kokudan kurtaran odur.
Körfezde gazetecilerle balığa çıktığında nasıl da keyifliydi!
İzmir'i her yıl tekrarlanan sel baskınından o kurtardı. "Ortak akla" inanırdı.
Sık sık tekrarlardı.
"İzmir'e yeşil gerdanlık" onun söylemiydi.
İzmirlinin nabzını tutmuş ve Kordonboyu'nu, Karşıyaka sahilini yemyeşil yapmaya "Kordon'dan otoyol geçirmemeye" ondan sonra karar vermişti. Adı hiçbir yolsuzluğa, pisliğe bulaşmadı.
....
Onu anlatmak uzun sürer.
Buraya sığmaz.
Ama...
Belki de şu kelimeler bir gösterge olabilir:
"Son seçimde başkanlığı yüzde 50 oyla aldı..."
Büyük halk jürisi, Ahmet Piriştina'yı, oylarıyla tanımladı.
Paletteki mavi renk
Türkiye'de geleceğin siyaset işaretlerini İzmir verir.
Son yerel seçimlerde, bütün büyük illeri alırken, AKP'nin ayağı İzmir'de sürçmüştü.
"Türkiye siyasetinin fiilen tek partinin; AKP'nin damgasını taşıyacağı" yolundaki kaygılara, İzmir'de CHP'li Ahmet Piriştina'nın kazanması, "bir avuç gökyüzü" gibiydi.
Dün yitirdiğimiz Ahmet Piriştina'nın paletinden almıştı mavi rengini...
Şehir ve Başkan
Milliyet otobüsüyle, 3 yıl kadar önce, Eylül 2001'de İzmir'deydik.
Gün boyu "nabız tutmuştuk."
Gece, ışıl ışıl körfeze bakan ve onun imzasını taşıyan 19. yüzyıldan kalma "Asansör"deki rakı masasında, Piriştina'nın konuğuyduk.
Rumeli kökenliydi.
Eğrisi, kaypaklığı, pususu, dalkavukluğu yoktu.
Rumeli lehçesiyle, "dobra dobra" adamdı...
"Hardal gibi" tatlı - sert sesiyle anlatıyordu.
Gülmesini de sevmesini de bilen, rahat, olduğu gibi bir adamın doğallığı içindeydi.
"Sol, sadece laf üretir" iddialarının "tekzip sureti" gibiydi.
İzmir'in havasını temizleyen "Samyeli" gibi, siyasetin de taze ve pırıl pırıl esintisiydi.
Samyeli durdu...
Allah'tan rahmet diliyorum. Ailesinin, İzmirlilerin, tüm Türkiye'nin başı sağ olsun.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|
|

|