Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 16 Haziran 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik

Yapamazsan, zorla yaptırırlar


Demokratikleşme yolunda adımlar atılıyorya, bir kıyamettir kopar oldu. Bir bölümü felaket tellalları, diğer bölümü de tüm güçlerini ülkedeki gerilimlerden alanlar, köşe yazılarında olsun, yaptıkları açıklamalarda olsun çığlıklar atıyorlar
• Dış baskılar karşısında, her söyleneni yapıyoruz.
• Üzerimizde oyunlar oynanıyor. Ülke'nin toprak bütünlüğünü hiç dikkate almadan, Avrupa Birliği ne derse hemen yerine getiriyoruz.
• Türkiye bağımsızlığını kaybediyor ve kimse oralı olmuyor. Medya'da, hükümete yaranmak için hiç tepki göstermiyor. Aksine şakşakçılık yapıyor.
Öylesine yanlış, öylesine cehalet dolu, öylesine ard düşünceli bir yaklaşım ki, insan bu kişilerin söyledikleri veya yazdıklarına nasıl inananlar çıkabiliyor, anlayamıyor.
Herşeyden önce, hepimizin bilmesinde çok yarar olan bir uluslararası gerçek vardır:
Eğer siz büyük ve önemli bir ülke iseniz ve sizi yönetenlerin yaptıkları hatalar hem ülkeye hem de başkalarına zarar veriyor ise, o zaman dışardan baskılar başlar.
Eğer sizleri yönetenler alınması gereken kararları alamıyor, sadece seyrediyorlarsa, başkaları gelir ve dayatır.
Böyle bir olasılıkta iki seçeneğiniz vardır:
1. "Benim iç işlerime karışamazsınız, egemenlik hakkımı kullanıyorum. Bağımsız bir ülkeyim" dersiniz.
O zaman da, içinize kapanır, iç istikrarsızlık ve dış izalasyonla yaşamınızı sürdürmeye çalışırsınız.
Tabii böyle bir durumda, 120 milyar dolarlık borcunuzu çevirebilmek için dış kaynaklardan kredi dilenmemeniz, Avrupa Birliği üyesi olmak için de çabalamamanız gereklidir.
2. Veya uluslararası kurallara uyarsınız. Yani, Uluslararası camiaya dahil olur, Uluslararası kurallara uyum gösterir, herkesin oynadığı aynı oyunun bir parçası konumuna girer veya kaderinize boyun eğersiniz.
Biraz daha basitleştireyim...
Hem IMF'in kapısını çalıp stand-by anlaşması yapıp, ardından bu anlaşmayı gösterip dış bankalardan borç alıp, hem de bu paraları har vurup harman savuramazsınız.
Sosyal sigortalarda giderek büyüyen delikleri görmezden gelemez, oy uğruna hiçbir getirisi olmayan dev yatırımlara (işlemeyen havaalanları, bacası tütmeyen fabrikalar gibi) giremezsiniz.
Kemerinizi sıkmak ve sizden istenen önlemleri almak zorunda kalırsınız.
Hem Avrupa Birliğine girip, ülkeyi 1 inci lige çıkartmak için kolları sıvayıp, hem de Uluslararası temel insan hakları kurallarına uymamazlık edemezsiniz.
Üstelik bütün bu beklentileri de "sırf dışardan geldiği için" karşılamak kadar büyük "çağdışılık ve cahillik " de olamaz.
Temel haklar ve özgürlükler artık biraz Uluslararası kuraldır. Bunları kendi halklarınızdan esirgeyemezsiniz.
Eğer ülkenizde ayrılıkçı güçler varsa, toprak bütünlüğünüz tehlikeye giriyorsa, güvenlik güçleriniz harekete geçer ve buna da kimse ağzını açamaz.
Ancak olağanüstü durumların dışında, bu mücadeleyi de yine temel hak ve özgürlükleri koruyarak, hukuk devletine saygı göstererek yapabilirsiniz.
Bunlar değişmez kurallardır. Bu kuralları uygulamaya zorlanmak, dış baskı değildir. Sizin öngörüsüzlüğünüz veya suçunuzdur.

NEYİ BİZ KENDİMİZ YAPTIK, SÖYLER MİSİNİZ?
Şimdi bir de madalyonun öbür tarafına bakalım ve temel bir soruyu, kendi kendimizi aldatmadan yanıtlayalım:
"Bugüne kadar Türkiye'yi yönetenler hangi önemli adımı dış baskı olmadan attılar?"
Bana bir tek örnek vereni alnından öperim.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hiçbir önemli adımı dış baskı olmadan atmamıştır. T.C. Devletinin, yani bizi yöneten seçilmiş ve atanmışların en temel kuralları "dayatma olmadıkça, kıpırdamamak yani statükoyu bozmamaktır".
Nice ekonomik krizler geçildi. Hangisinde IMF veya dış kreditörler devreye girmeden TC Devleti harekete geçti?
Hiçbirinde...
Daima, ya borç istediğimiz ülkeler, bankalar veya Uluslararası kuruluşların dayatmaları sonucunda harekete geçilmiştir. En basit, en gözle görülen, mutlaka alınması gereken kararlar dahi dış dayatmaya bırakılmıştır.
Kürt sorununda da durum aynı değil mi?
Üstelik, tüm iç baskılara rağmen yerinden kıpırdatılamayan TC Devleti, sonunda nasıl adım atması gerektiğini anlayabilmişse, bu da tümüyle dış koşullardan kaynaklanmıştır.
Kıbrıs sanki çok mu daha farklı...
İşte bütün bunlardan dolayı, lütfen "yabancılar bize dayatıyor, ülke elden gidiyor" edebiyatından vazgeçin.
Herşeyin başında ülke elden gitmiyor. Aksine, ülke çok daha istikrarlı ve güvenli bir konuma giriyor.
Ayrıca, sen yap, oyunu doğru oyna da dışardan gelip seni gütmesinler...
Yalan mı?

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net










Taha AKYOL
Sezer, CHP, yenilenme

Çetin ALTAN
Bir kesim gençliğin yeni dili "Conconca"...

Melih AŞIK
Kalplerde kriz!

Fikret BİLA
Siyasi kabul

Hasan CEMAL
Şimdi sıra AB'de!

Güneri CIVAOĞLU
Samyeli durdu

Abbas GÜÇLÜ
O bir eğitim gönüllüsüydü

Hurşit GÜNEŞ
ABD'de faizler ne zaman artacak?

Nail GÜRELİ
Mustafa Ekmekçi'nin duruşu

Sami KOHEN
Aman, yol kazası olmasın...

Hasan PULUR
Sayın Başbakan niye kızıyor?

Meral TAMER
Hisse senedi alım satımında STK faktörü

Ece TEMELKURAN
Halklar konuşuyor!

Yaman TÖRÜNER
Komplo teorileri

Osman ULAGAY
AB'deki seçim depreminin faturası bize çıkar mı?

Güngör URAS
Bizim hastanelerin de güzeli var

M. Ali BİRAND
Yapamazsan, zorla yaptırırlar

© 2004 Milliyet