|
 |
|
|
Bir vefasızlık bir vefa...
İz Düşümü / Tülay Özüerman
İzmir'de yeni bir siyasal parti için toplantılar yapıldığı, nabız tutulduğu ve bu toplantılara başkanlık eden kişinin CHP Milletvekili Yaşar Nuri Öztürk olduğu duyumunu almıştık. Geçtiğimiz günlerde basına da yansıdı. Yeni bir parti için İzmir'den nabız tutulması doğru. Ancak bazı sorulara yanıt aramadan bu işe kalkışmak ne derece doğru, bu konu tartışmalı... Onlarca siyasal partiye bir yenisinin eklenmesinin haklı gerekçesi ne olabilir? Bu yeni bir parti olacaksa, yeni bir ismin önderlik etmesi daha akılcı değil midir?. Oylarını yukarı çekmek adına medya sayesinde popüler olarak tepeden inen isimlerin partilere ne verip, ne aldığının analizi yapılmış mıdır?
Türkiye'de yeterin çok üzerinde parti var. Hepsi kendi içerisinde demokrasi özürlü. Hepsi yeniden yapılanma gereksiniminde. Yeni parti arayışları yerine parti içi demokrasi çabalarına destek aramak daha doğru değil mi? Yaşar Nuri Öztürk, CHP'de aradığı sevgiyi bulamadığından yakınmıştı... Sevgiyi üretmenin yolu yeni bir parti midir?
Yaşar Nuri Öztürk'le 1998 Ağustosu'nda Mordoğan'da "Cumhuriyet ve Demokrasi" paneli nedeniyle tanışmıştım. Tanımıştım demek daha doğru aslında. Konuşmamda "Bu panel Batı ülkelerinde yapılıyor olsaydı, bir ilahiyatçı konuşmacı olamazdı demiştim." Hala da böyle düşünüyorum. Panel sonrası yemekli bir toplantıdaydık. Başka bir masada oturan Mehmet Yorgancıoğlu, yanına gelip kulağına bir şeyler söylemişti. Mehmet Bey ne söyledi bilmiyorum, sormadım. Aklımda kalan değişen yüz ifadesiydi. Panel sonrasında yanında getirdiği kitaplarını imzalayıp satmıştı. Bir de bu sahne kalmış aklımda, nedense.
* * *
DP gibi, AP'nin de kuruluş adresi İzmir'dir. Yeni bir oluşum diyenler ve bu iş için doğru adresi, İzmir'i seçenler, İzmir'den bir Mehmet çıkmıştı; Mehmet Yorgancıoğlu... AP'nin kurucularından. Yaşayan tarih... Parti kuracakların görüşünü alabilecekleri deneyimli bir isim... Nedense İzmir'den bir Mehmet daha çıkaramıyoruz...Hala İzmir dışından getirtilenlerin etrafında toplanma çabasındayız... Burada sevgili Sancar Maruflu'nun sözünü anımsadım... "İzmir bana yalnızca plaket verdi" demişti bir sohbetimizde. Bu sözü bir kurşun gibi taşıyorum beynimde. İşlerini hep İzmir dışından aldığını bilmiyordum. İzmir İzmir diyoruz, İzmir için çırpınanları, İzmir'in tarihte yer edinmiş değerlerini ihmal ediyoruz. Vefa duygumuz köreldikçe ortak değer üretemez oluyoruz... Biz İzmirliler dayanışmayı ve kendi insanlarımıza sahip çıkmayı öğrenmek zorundayız...
* * *
Vefa örneklerini de yaşıyoruz çok sık olmasa da... Bunlardan biri benim payıma düştü. Yüksek lisansta danışmanı olduğum öğrencim Utku Yapıcı şu anda burslu gittiği Rusya'da. Babasıyla gönderdiği "Küresel Süreçte Türk Dış Politikasının Yeni Açılımları - Orta Asya ve Kafkasya" adlı ilk kitabı masamın üzerinde. Yanı başınızda olup emeğinizi yadsıyanları, onca emeğinize karşın bir selamı zordan verenleri de görmüşseniz daha bir önemli oluyor, uzaklardan gelen bir selamın bir ürünle elinize tutuşturulması. Duyguları işe katmamayı prensip edinmiş birisi için bu kitap çok anlamlı. Vefayı düşleyerek yapmıyorsunuz hiç bir şeyi... Ancak emeğin takdir edilmesinden kim hoşlanmaz ki? Ayrıca, amaç bu değil mi? Geleceğin gerçek yıldızlarını yetiştirmek. Gücünü kendinden alan, ışıklarını kendi içlerinde taşıyan yıldızlar... Birine, birilerine tutunmadan kendi olarak var olan... Türkiye'nin onları fark edeceği gün umarım çok uzak değildir.
Farkındaysanız, medyanın ışıkları ancak yıldızlaştırdıklarına yetiyor. Medya yoksa, onlar da yok...
* * *
Ani vefatı ile şok yaratan Başkan Ahmet Piriştina'ya rahmet, ailesine sabır diliyornum.
Tüm İzmir'in başı sağolsun.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|