|
 |
|
|
Siyasete güzel örnekler bıraktı
Satır Arası / Deniz Sipahi
Yazı yazarken çoğu zaman zorlanmam. Çünkü gün içinde bir sonraki yazımı kafamda kurgular, bilgisayarımın başına oturunca da 15 dakika içinde yazarım.
Ama iki gündür yazamıyorum.
Başlıyorum yazmaya siliyorum, değiştiriyorum; 10 dakika gezinip tekrar masamın başına oturuyorum, bir türlü kafamı toparlayamıyorum.
Ahmet Piriştina'yı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyim.
Ben nedense Piriştina'ya "Başkanım..." diyemedim.
Hatta kalabalık içinde kendimi zorlamama ve dikkat etmeme rağmen "Ahmet Bey... Sayın Başkan..." sözünü kullanamadım.
Bir seferinde yanımızda dönemin Maliye Bakanı Sümer Oral, Sanayi Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu, İzmir Valisi Alaattin Yüksel vardı; İzmir üzerine konuşmalar yapılıyordu.
Yine "Sayın Bakanım, sayın başkanım, sayın valim..." sıfatları havada uçuşuyordu ki...
Söz sırası bana gelince "Ahmet Abi..." diye bir başlangıç yaptım.
O resmiyet ortamı içinde benim bu girişim, bir sessizlik ortamı yarattı.
Ben de "Ben Ahmet Abi'ye Ahmet Abi..." derim gibi saçma sapan bir açıklama yapmak zorunda kalmıştım.
* * *
Bazı insanlar için "Tam yerini bulmuş" diye düşünürsünüz. Ahmet Piriştina da, böyle insanlardan biriydi. DSP'den İzmir milletvekili olup Ankara'ya gittiğinde mutluydu ama yaşadığı kentten ayrı kaldığı için hep bir burukluk yaşıyordu.
O dönemde de sık sık konuşuyorduk.
Milletvekilliğini sevdiğini, Türkiye'nin geleceği için bir şeyler yapmanın çok onurlu bir görev olduğunu ama belediye başkanlığının kendisi için çok daha önemli olduğunu söylüyordu.
Nitekim milletvekiliğini bırakarak büyükşehir belediye başkanlığına adaylığını koyması aslında bir risk de taşıyordu.
Çünkü 1999 seçimlerine giderken; Piriştina'nın işi hiç de kolay değildi.
İki dönem belediye başkanlığı yapan Yüksel Çakmur ve Burhan Özfatura karşısındaydı. Yine İzmir Valiliği döneminde çok sevilen Kutlu Aktaş güçlü bir rakip olarak duruyordu.
Ahmet Piriştina ismi iş dünyasında tanınıyordu ama kamuoyu anketleri kendisine dördüncü sırada şans tanıyorlardı.
* * *
DSP'nin rüzgarı, Piriştina'nın üstün performansı 1999 seçimlerinde çok farklı bir tablo çıkardı.
Ahmet Piriştina'nın 28 Mart 2004 seçimlerinde yakaladığı başarıyı CHP'nin yaşadığı hayal kırıklığı ve parti içindeki muhalefet hareketi gölgelemiş oldu.
Mustafa Sarıgül'ün İstanbul Şişli'de aldığı oy oranı biraz da abartılarak kamuoyuna sunuldu.
Oysa Ahmet Piriştina, İzmir'de birşeyi kanıtlamıştı.
CHP Türkiye genelinde erirken, bu coğrafyada başarıyı yakalamıştı. Bunun bir tek nedeni vardı; o da halka inebilmek, çözüm üretebilmek, strateji geliştirebilmek ve geleceği yönetebilmekti.
Dün gazeteler haberi manşetten, televizyonlar birinci haber olarak verdiler.
Ve kendisinin de çok sevdiği iki başlığı kullandılar.
"İzmir aşığı..."
"Belediyeciliğin sembol ismi..."
* * *
Ben inanıyorum ki; eğer isteseydi İzmirlilerin gösterdiği bu yoğun ilgiyi tüm Türkiye de gösterirdi.
Yani liderliğe oynasa, genel başkanlığı isteseydi hiç kuşkusuz tek alternatif olabilirdi.
Oysa çok iyi biliyorum ki; sırf çok sevdiği İzmir'den uzak kalmamak için bu fikri aklından hep uzak tutmaya çalıştı.
CHP geleceğini nasıl şekillendireceğini arıyor ya...
Partinin tüm yöneticileri bugün İzmir'e gelsinler ve Piriştina'nın cenazesindeki o coşkuyu görsünler.
Bir siyasetçi halkı tarafından nasıl seviliyormuş, gelip gözleriyle görsünler.
Güle güle Ahmet abi...
Sana bir türlü başkan diyemedim.
Seni çok özleyeceğiz.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|