Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 17 Haziran 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Ölümler, çağrışımlar, Necip Fazıl ve denizler...


İzmir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina'nın TV kanallarından fırlayan ölüm haberi, asansördeyken elektriğin kesilivermesi gibi, güncel alışkanlıkların kabını aşan, gergin bir afallama yarattı bende de...
Birkaç yıl önce, birkaç günlüğüne somut bir beraberlikten geçmişti tanışıklığımız. Genç, dinamik, makamından payelenme yerine, makamının kendisinden payelenmesine alışmış bir yakındaş izlenimi bırakmıştı belleğimde.
***
Piriştina; ailesi oğlunun birkaç gün sonraki düğününe hazırlanmak için Çeşme'de bulunduğundan, evinde yapayalnız ölüvermişti sabaha karşı...
Bu tür haberler, bazen tetikler gider iç içe çağrışımları...
Necip Fazıl'ın en çok tekrarladığı sözlerden biri, Pascal'ın "Düşünceler" yapıtındaki iki kelimesiydi, "Yalnız ölürüz"...
Aramızdaki büyük yaş farkına karşın, Necip Fazıl'la tuhaf bir yakınlığımız vardı.
O, "Ankara Telgraf" gazetesinde anama söven yazılar yazsa da, Ankara'ya geldiğinde, bizim Cebeci'deki eve uğrardı:
- Yahu Necip Fazıl, neler yazıyorsun benim için, derdim.
- Sen onlara inanıyor musun, derdi.
Ve lavlara dönmüş ırmaklar, ırmaklara dönmüş lavlar gibi konuşmaya başlardı:
- Beynimin içindeki yarasaların, kanatları kırılıp kanıyor ufuklara vurdukça...
***
Necip'in, salt elli lira karşılığında, bana "laf ola" sövüp durduğunu bilirdim; o da bilirdi kendisine karşı tepemin fazla atamayacağını ve sürekli tekrarlardı:
- Yalnız ölürüz, değil mi? Hepimizi yan yana sıralayıp, mitralyözle kurşuna dizseler dahi, yine de yalnız ölürüz, değil mi?
"Hayat"tan "hayatsızlık"a nasıl geçildiğini, kimseye anlatamadan; tek başına yaşıyordu o anı insanoğlu. Yapayalnız bir evde değil, bir kalabalığın ortasında da ölsek, "Yalnız ölüyorduk".
Dalaman - Köyceğiz - Marmaris otoyolunun üstünde, Dalyan sapağından Akdeniz'e doğru inerken, solda küçümen küçümen mezarlıklar görülür. O mezarlıklarda, askere alındıktan sonra Güneydoğu'ya gönderilmiş ve cenazesi dönmüş bazı gençlerin de mezarları vardır. Bir tanesinin başında hep Türk bayrağı dalgalanır ve bir avuçluk lahdin üstünde sürekli bir buket taze çiçek durur.
On yılı aşkın bir süredir, hemen her gün oğlunun mezarına taze çiçeklerle gelen bir anne...
***
Gencecik ölülerin üstünde, kendilerine politik taçlar arayan ve 21. yüzyıl devinimiyle ne kadar ters düştüklerinin farkında olmayan, yoksulluk çöllerinin garip devedikenleri...
Yoksulluklar aşılmadığında, sürekli çoğalmıştır genç ölülerin mezarları da..
***
Denizlerle olan aşkını yelkenlisiyle bütünleştiren Meriç Köyatası'nın, TV programında; eski Deniz Kuvvetleri Komutanı E. Oramiral Vural Beyazıt da konuştu.
Osmanlı'nın deniz kuvvetleri, düşmanı denizden durdurmaya yeterli olsaydı, Çanakkale faciasının yaşanmayacağını, yüz binlerce gencin ölmeyeceğini söyledi...
Ne kadar berrak vurguluyordu, "Yer" küresinin dörtte üçünün denizler olduğunu ve deniz ticaretinin en görkemli ekonomik kaynak olduğunu...
***
Üçüncü Dünya'nın, tırpanları kanlı hırdavatlığındaki temel neden; "Yer" küresinin dörtte üçünden kopukluk, kimseye ait olmayan denizlerle bütünleşememiş olmak...
"Yer" küresinin dörtte üçünü kaplayan denizler... Kimseye ait olmayan denizler... Asfalt döşemeye, otoyol yapmaya, köprüler kurmaya gerek göstermeyen denizler...
Ve ikiye bölünmüş kara insancıkları, denizleri de kullanmış olan insancıklar, denizleri kullanmamış olan insancıklar...
***
Enseyi karartmayın...
Şeffaflaşma ve büyüteç kullanma; ağır aksak da olsa, bazen akla kara arasını da soksa gözlere, yine de bir aşama, büyük bir aşama...
Ahmet Piriştina'ya Tanrı'dan rahmet dileriz...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
İslam Konferansı'nda Türkiye

Çetin ALTAN
Ölümler, çağrışımlar, Necip Fazıl ve denizler...

Melih AŞIK
Ya basın nerede?

Fikret BİLA
AKP'nin bakışı

Hasan CEMAL
Bir daha eski film mi?

Yılmaz ÇETİNER
İstanbullunun otobüs çilesi!

Güneri CIVAOĞLU
Koca kulu

Can DÜNDAR
Eyvan

Hurşit GÜNEŞ
Sadece iyiler genç ölür

Doğan HEPER
Amerika kimden yana?

Hasan PULUR
Meğer Avrupalı olmak ne kolaymış...

Derya SAZAK
Piriştina sevgisi

Meral TAMER
İmam hatipli kızlar kariyer peşinde

Güngör URAS
Üçüncü sermaye transferi operasyonu

Serpil YILMAZ
Denizcilik sektöründe ilk halka açılma

M. Ali BİRAND
DEHAP da, biz de tiyatro oynuyoruz

© 2004 Milliyet