Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 17 Haziran 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Bir daha eski film mi?


Yirmi yıl geçti PKK'nın sahneye çıkışından bu yana. 1984 yılı ağustos ayındaki Eruh ve Şemdinli baskınlarıyla Türkiye'de adını duyurmaya başladı.
Güneydoğu bu tarihten itibaren kanlı bir altüst oluşun içine yuvarlandı. Bu acılı süreçte Türkiye özellikle 1999'a, Apo'nun yakalanıp İmralı'ya hapsedilmesine kadar maddi ve manevi olarak fena halde kanadı.
PKK, şiddet ve terörü siyaset olarak benimseyen örgüttü. Cumhuriyet devletine isyan bayrağı açmış, Türkiye'nin bir bölümünde bağımsız Kürt devleti kurmak için silahlı mücadeleye koyulmuştu.
PKK'ya her zaman karşı çıktım. Devletin PKK'ya karşı vermiş olduğu mücadeleyi ise haklı ve meşru olarak niteledim.
Ama aynı zamanda devletin hem bu mücadelede, hem de Kürt vatandaşlarına yönelik politikalarında ciddi yanlışları vardı. PKK'nın şiddet ve terörüne karşı çıkarken, devleti ve hükümeti de, kökleri Cumhuriyet'in kuruluşuna uzanan hatalarından dolayı her zaman eleştirdim.
Ve bir noktayı sürekli vurguladım:
Askeri açıdan PKK eninde sonunda yenilecekti; ama Kürt sorunu varlığını sürdürecek, Kürt milliyetçiliği sona ermeyecekti; bu nokta göz önünde tutulmazsa, sonu düş kırıklığı olabilirdi.
Bugün yaşanan bu değil mi?
Şimdi deniyor ki:
"Kürtçe radyo televizyondu, Kürtçe kurstu, Leyla Zana'lardı hepsi oldu. Ama bitmiyor, yetmiyor."
Doğru yetmiyor. Ama sürpriz değil bunlar. Ayrıca Leyla Zana ve arkadaşlarının, HADEP Genel Başkanı'nın bazı açılardan çizmeyi aştıkları, hatta Türkiye'yi zıvanadan çıkarabilecek kadar ateşle oynamaya başladıkları bir gerçek...
Peki, ne yapalım şimdi?
Filmi yeni baştan mı saralım?
Böyle düşünenler yok değil. Ama soğukkanlı düşünmekte yarar var. Devletin 80 yıllık politikalarını şöyle bir gözden geçirin. Kürtleri yok saydık. Dillerini yasakladık. Kimliklerini, kültürlerini baskı altına aldık. Çocuklarına Kürtçe isim bile koyamadılar. Yerlerinin yurtlarının Kürtçe isimlerini de Türkçeleştirdik. Kürt milliyetçiliğini zorla bastırdık. İsyanları kanla bastırdık.
Sonuç?..
1984'te yeniden başlandı.
Bu kez PKK sahneye çıktı.
Bir 15 yıl daha acılar çekildi. 30 bin insanımız öldü. Şehitler, gaziler verdik. Yüz binlerce insan yerlerinden yurtlarından oldu. Ülkenin kalkınmasına, aş ve iş sorunun çözülmesine harcanabilecek milyarlar ve milyarlarca dolar Güneydoğu'daki cehennem çukurlarında yitip gitti. Yine Kürtçe'yi, Kürt kimliğini yasakladık. Terörle mücadele adına insan hakları, hukuk hiçe sayıldı.
Sonunda, evet, PKK yenildi.
Apo da hapsi boyladı.
Ama Kürt sorunu bitmedi!
Güneydoğu'nun meydanları Leyla Zana ve arkadaşlarıyla dolup taşıyor. Apo sloganları ile coşuyor. Kürt milliyetçiliği dalgası yine kabarıyor.
Ne olacak şimdi?
Bir 20 yıl daha mı?
Böyle diyenlerin, bunu dileyenlerin sesi kulaklarıma çalınıyor. Böyle düşünenlere, "Geçen 80 yıl ya da geçen 20 yıl ne işe yaradı?" diye de sorulabilir. Cumhuriyet devletinin tarihi elde sopayla, yasaklarla geçti. Ama değişen bir şey olmadı.
Kürtler yine var!
Yalnız Türkiye'de değil, Irak'ta, İran'da, Suriye'de ya da Avrupa ülkelerinde de var. O zaman? Tarihi durduramazsınız. Bir adacık haline gelip yaşayamazsınız.
İspanya'ya bakın.
Bizden beş altı kat daha zengin bir ülke. Basklar, Katalanlar İspanya'da kendi yerel parlamentolarına, hükümetlerine sahip. Ama Bask milliyetçiliği de, Katalan milliyetçiliği de devam ediyor. ETA hala terör eylemlerine başvuruyor.
Ama İspanya'da bütün bunlara rağmen ayrılıkçılık, ya da bizdeki deyimle bölücülük etkili olamıyor. Demokrasiyle, AB içindeki uluslarüstü yapıların katkısıyla İspanya bütünlüğünü, istikrar ve içbarışını korumaya devam ediyor.
Ne mi demek istiyorum?
Çare, demokrasinin ve hukuk devletinin kanallarını genişletmeye, AB yolunda yürümeye devam etmektir. Şiddetin nasıl bir çıkmaz sokak olduğunu haykırmaktır. Barışa sahip çıkmaktır.
Demokrasi içinde çare tükenmez!
Güneydoğu bir daha o eski günlere geri dönmek istemiyor. O acıları bir daha yaşamak istemiyor Kürtler. Türkiye'nin AB yolunda yürümesini istiyorlar. Artık barış ve ekmeğin nimetlerinden yararlanmak istiyorlar.
Herkes aklını başına toplasın.
En başta Zana ve arkadaşları, dağdakiler ve İmralı sakini...
Çünkü eski film bir kabus!
Ne çabuk unuttular?

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
İslam Konferansı'nda Türkiye

Çetin ALTAN
Ölümler, çağrışımlar, Necip Fazıl ve denizler...

Melih AŞIK
Ya basın nerede?

Fikret BİLA
AKP'nin bakışı

Hasan CEMAL
Bir daha eski film mi?

Yılmaz ÇETİNER
İstanbullunun otobüs çilesi!

Güneri CIVAOĞLU
Koca kulu

Can DÜNDAR
Eyvan

Hurşit GÜNEŞ
Sadece iyiler genç ölür

Doğan HEPER
Amerika kimden yana?

Hasan PULUR
Meğer Avrupalı olmak ne kolaymış...

Derya SAZAK
Piriştina sevgisi

Meral TAMER
İmam hatipli kızlar kariyer peşinde

Güngör URAS
Üçüncü sermaye transferi operasyonu

Serpil YILMAZ
Denizcilik sektöründe ilk halka açılma

M. Ali BİRAND
DEHAP da, biz de tiyatro oynuyoruz

© 2004 Milliyet