|
 |
|
|
Koca kulu
TESEV Araştırması "imam hatip liseleri"nde okuyan kız ve erkek öğrenciler için bulgular ortaya koydu.
"Kadın örtünmeli mi?" sorusuna, İHL'li kız ve erkek öğrenciler, aynı oranda (yüzde 90) "evet" cevabını veriyorlar.
Neredeyse tamamı...
Buna karşılık, "kadının yeri" konusunda, aralarında derin ayrılık var:
"Kadın dışarıda çalışarak eve kazanç sağlamalı mı?" sorusuna kız öğrencilerin büyük çoğunluğu (yüzde 84'ü) "evet" cevabını veriyor. Erkek öğrencilerin ise gene büyük çoğunluğu (yüzde 80.7'si,) "Kadın çalışmasın. Eve kapansın. Ekonomik bağımsızlığı olmasın. Kocasının eline baksın" kafasında.
Sonuç...
Bu gençlere "çağdaş toplum yapısı" öğretilmiyor.
"Koca kulu" kavramı sokuluyor beyin kıvrımlarına.
İran'a birkaç adım
Bir başka soru:
"Kadınlar tek başlarına seyahat edebilirler mi?"
Kız öğrencilerin yüzde 57.8'i "evet" diyor. Gene de çoğunluk...
Erkeklerin ise tamamına yakını (yüzde 84.1'i) "hayır" görüşünde.
Yani kadın, bir köle gibi ancak, kocası, abisi, babasının yanında seyahat edebilir.
Gene görülüyor ki...
"İHL'lerde, çağdaş toplum modeli öğretilmiyor."
İnsan haklarının temel ilkelerinden biri olan "seyahat özgürlüğü" kadınlara tanınmamalı tavrındalar. İHL'lerde genç beyinlere, çağın 600 yıl gerisinde bir toplum modelinin şırınga edildiğinin başka örneği bu.
Söz özgürlüğü de yok
Temel insan haklarından biri olan "söz özgürlüğü" için de bir soru:
"Kadın kendi fikirlerini yalnızca kocasına mı söyleyebilmeli?"
Ve cevaplar...
Kız öğrencilerin yüzde 84.4'ü bu ilkelliği reddediyor.
Erkek öğrencilerin yüzde 60.2'si "Kadın, elbette kocasından başkasına fikrini söyleyemez" kafasında. Neyse ki bu "söyletmen kadına" kafası çoğunlukta ama tamamına yakını değil.
Nerede Anayasa ve İnsan Hakları Beyannamesi'ndeki "söz özgürlüğü"?
Kadın başka kimseyle konuşamayacak... Koca isterse konuşacak... Sadece kocaya konuşacak... Koca istemezse, suspus... İHL'lerde kadın köleler mi üretilmek isteniyor?
İHL'lerde eğitim bu mu?
Gerisini tahmin zor değil
İstisnalar elbette var ama genelde böyle formatta öğrenci yetiştiren İHL'lerin, savunulur tarafı olur mu?
Orada okuyan kız öğrenciler, çağa daha yakın. Bir bakıma, "başları örtülü, beyinleri daha açık..."
Ancak erkek öğrenciler, kadınlara, okuldaki kız arkadaşlarına bir tür "21. yüzyıl köleliği" öngörüyorlar. İHL'lere aydınlanmak için gelen bu çocukların pırıl pırıl beyinleri karartılıyor.
İHL öğrencilerinin diğer okullarda okuyanları, "sigara ve uyuşturucu tutkunu, ahlak dışı alışkanlıklar içinde" görmekte oluşları beyinlerinin yıkandığını gösteriyor.
"Kutuplaşma" asıl İHL'lerde çocuklara böyle telkinlerle yaratılıyor.
Bütün bunların ötesinde, bari İHL'lerde öğrenim kalitesi yüksek olsa!
Oysa, üniversite giriş sınavlarında İHL mezunları, Ticaret Okulları mezunlarının bile gerisindeler. Çoğunlukla kız öğrenciler üniversiteye gitmek istiyorlar.
Erkek öğrenciler gelecekten umutsuz.
"Neden İHL'lere geldiklerini" de "daha iyi eğitim almak için" değil, "din eğitimi almak için" diye açıklıyorlar.
O halde?
TESEV araştırma sonuçları bile İHL'lerin bu haliyle devamlarının nasıl da sakıncalı olduğunu ortaya koymakta.
Kafalar çarpıtılıyor. Eğitim kalitesi düşük!
.......
Kısacası, zaten 65 bine inmiş bu okullar için ısrar, İHL üzerinden siyaset yapmak, tiraj ya da reyting sağlamak ötesinde anlamsız.
İHL'lerde kalite yükseltilerek, bu okullar, Diyanet için gerekli kadrolar yetiştirmekle sınırlanabilir. Din öğrenimi için ve de "İHL'ler kapanırsa, başka okullara gitmeyiz" diyen kız öğrencilere, İHL'ler kadar çekici eğitim formülleri oluşturularak, bu sorun çözülebilir.
Ama... Asıl büyük sorun, "eğitimin tümünü kucaklayan" devrimi yapabilmek.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|
|

|