|
 |
|
|
DEHAP da, biz de tiyatro oynuyoruz
Yine birbirimizi aldatmaya, daha doğrusu karşılıklı tiyatro oynamaya başladık. Hatırlamamanıza imkan yok, yıllarca önce de aynı tiyatroları oynadık.
Kürt ve Kürtçe'nin varlığını reddeder, ilkokul müsamerelerindeki söylemlerle, kamuoyunu aldatmaya çalışırdık. Aslında kamuoyu bu komediyi yutmaz, ancak yutarmış görünürdü.
Birbirimize tiyatro oynardık.
Son günlerde bir başka oyun sergilenir oldu. Doğrusu eskiden de bunu görürdük, ancak bu defa iş ciddiye biniyor.
"BUNLAR VERDİKÇE DAHA FAZLA İSTİYORLAR"
Kürt sorununa olumsuz gözle bakan, Kürtlerin Türkiye'yi böleceğine inanan çevreler ve yazarlarının yorumlarına bakarsanız, hemen hemen tamamında aynı mantık yapısını görürsünüz:
"... Kürtler doymak bilmiyorlar. TC Devletinin attığı her adımdan sonra daha fazlasını istiyorlar. Dün DEP'liler çıksın diyorlardı, bugün genel af ve Öcalan'ın da serbest bırakılmasını talep ediyorlar... Sonunda Türkiye'nin yarısını da isteyecekler (!)"
Kendi kendimize şu gerçeği kabul edelim: Her attığımız adımdan sonra yeni istekler gelecektir.
Dünya'nın hiçbir yerinde bu tip taleplerin sonu gelmez. Bunu doğal karşılamamız gerekir. Kürtler bastıracak, TC direnecek, akıllı politikalarla orta yolda buluşulacak.
Kürtlerin temel özgürlüklerini, kültür, dil gibi ihtiyaçlarını talep etmeleri haklarıdır. Bunları bir dayatma gibi görmemek, haksız bir istek gibi değerlendirmemek gerekir. En basit haklarını istemektedirler.
İlerde bugünkü mütevazi isteklerinin de ötesindeki taleplere gideceklerinden de eminim. İnsanoğlu böyledir, verdikçe daha fazlasını ister. Buna da kızmamamız gerekir. Zira artık dünya ve Türkiye değişmiştir.
Atılan bu adımları atmayacaktıkta ne yapacaktık? Her isteklerine karşılık, üzerlerine asker mi yollayacaktık?
Bundan dolayı, birbirimizi aldatmayalım.
Kürtlerin temel taleplerini belirli ölçülerde (ülkenin bütünlüğünü bozmamak kaydıyla) karşılamak zorundayız. Karşılamadığımız taktirde ülkemizi bölünme tehlikesine itmiş olacağımızı unutmayın.
Bütün mesele bu ince çizgiyi, dengeyi iyi bulmaktan geçmektedir.
PKK, BÖLGEDE ÇOK ETKİLİ
Bilinmesinde çok yarar olan bir diğer gerçek, ister KONGRA -GEL ister PKK deyin, bu örgüt bölgedeki tüm gelişmelere ağırlığını koyuyor. Hala seçilecek belediye başkanlarından tutun, DEHAP yöneticilerine ve politikalarına kadar etkili oluyor. Son aylardaki iç bölünmeler ve farklı eğilimlerin başgöstermesine rağmen PKK her alanda kontrolü elinde tutuyor. Eskisi kadar olmasa dahi, hiçbir gelişme örgütün görüşü dikkate alınmadan gerçekleşmiyor.
DEHAP ne kadar "PKK ve hükümetle eşit uzaklıktayız" derse desin, konuyu yakından izleyenler bunun gerçekleri tam anlamıyla yansıtmadığını biliyor. Kürt kökenli her siyasi oluşum için de durum aynıydı. PKK tüm siyasi hareketleri ve partiyi denetimi altında tuttu.
Bu tiyatro oyunundan da artık kurtulmak gerekiyor.
Bu arada unutulmaması gereken bir diğer olgu da, PKK'nın Kürk kökenli vatandaşlar tarafından, bizim aksimize, terör örgütü olarak nitelenmemesidir. Onlar için PKK, silahlı muhalefet yapan bir siyasi gruptur. Bundan dolayı destek bulmakta, gösterilerde alkış almaktadır.
Bizim bu görüntüyü değiştirmemiz imkansızdır.
Ancak ortada da bir PKK sorunu vardır.
Bir yandan gücünü kaybeden, giderek eriyen ve herşeye rağmen direnen bir PKK.
DEHAP, PKK'yı siyasi sürece sokup bu sorunu çözmek istiyor, TC Devleti ise direniyor. Örgütün daha eriyip yok olmasını bekliyor.
İşte elimizdeki veriler, gerçekler ve oynanan oyunlar...
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|
|

|