|
 |
|
|
Ya babam beni gözetliyorsa...
Hep içimde kalanı sonunda çıkartmıştım son Köyün Delisi'nde. Son günlerde babam 'gidici' dediğimde (öldükten sonra da değişen birşey olmadı) en çok sorulan kaç yaşında olduğuydu. 100 gibi diyordum ben de. Karşı tarafta bir tuhaf sessizlik oluyordu. Etrafımızda karısını kocasını, çocuğunu çoluğunu, arkadaşlarını şusunu busunu öyle genç yaşta, hatta öyle genç yaşta kaybedenler vardı ki... Belki kendilerine göre haklıydılar da. Ama benim de babam ölmüştü. Ve de ne yapabilirim, benim babam da 100 yaşında ölmüştü...demiştim geçen cuma...
Aylardır 'ben'i bu 'son'a alıştırdım gibi geliyordu bana. Ama bana öyle geliyormuş. Yavaş yavaş öyle koyuyor ki... Sanki 'taaa oradan' beni gözetliyor gibi geliyor bana: "Adama (bana) bak adama.Daha gideli bir kaç gün oldu. Neler yazıyor neler..."
Ben gibi...
Kafamdakileri köşemin içine sokup sokmamayı öyle çok düşündüm ki... Gerek var mı? Sizce belki yok. Ama bence de belki var. 'Var'ının önünde en azından işte 'belki'si var. Son Pivot'ta zorlandım CNN Türk'te. Konuklarım Ergin (Ataman), Oktay (Mahmuti) dı. Cuma cenazeyi kaldırmıştık, pazar ben Turgay'ı, Murgay'ı; Demirel'i, Memirel'i konuşuyordum Ergin'le... Şimdi de zorlanıyorum. Siz de bilin istiyorum nasıl bir ruh hali içinde yazdığımı, daha doğrusu nasıl bir ruh hali içinde yazamadığımı. Profesyonellik tadımı da, tuzumu da kaçırır diye açıkçası korkuyorum. Zaten ben böyle bir günde bile 'başka şeyler' yazabiliyorsam, 'ben' olmam ki...
Kim bu adam?
Her eleştiriye açığım, saygılıyım. Çok umurumda değil açıkçası ama. Taaa içimden geçenleri yazıyorum ve de 'ben' gibi yazıyorum. Hani ne demiş adam, ya da adam, madam yok da ortada, ben adamın biri demiş gibi diyorum demek istediğimi.
"Aklına birşey gelmiyorsa, niye aklına birşey gelmediğini yaz hiç olmazsa". İşte öyle yapıyorum. Zaten zar zor yazarken (dün sabah 7.30), bir de üstelik 'O'nla 'biz' olmak istediğim tek kadın da benim arka arkaya gelen 'acccaipliklerim' yüzünden 'sen ve ben'e, hatta 'ben başına'ya kadar da getirmez mi sözü! Ve de haklı da. Kulağımda bizim Cem'in (Şengül), 'spor'da yazıyorsun, spor da yaz diyen sık sık duyduğum o sesi filan, bizim Necil'in (Ülgen), bizim Mehmet Bey'in (Yılmaz) bu kadar 'bana özel' bir Köyün Delisi'ne 'onlara özel' bir, iki çift laf edip etmeyecekleri filan falan... Aniden öyle sıkılıyorum ki, öyle sıkışıyorum ki, 'cep'imi kapatıp kaçmak istiyorum herkesten her şeyden, vallahi de, billahi de. Sonra gözlerim biraz sulanacak gibi oluyor. Sonra biraz daha sulanacak gibi oluyor. Sonra da sulanıyor zaten, sonra da ağlıyorum zaten, sonra daha da çok ağlıyorum, sonra sanki biraz rahatlıyorum. Sonra bizim eczaneden küçük bir Amerikan dopingi filan falan...
'Ben'i bunun için seviyorum belkide ben. Her şeyimle her yerde ortada olduğum için. Hatta bu kadar da ortada olabildiğim için, ve de hiç 'saklanmadığım' için...
Babamı seviyorum, onunla 'biz' olmak istediğim kadını da. Sizleri de sayıyorum, niye 'başka şeyler' yazmadığımı, doğrusu niye yazamadığımı siz de bilin istedim. Milliyet yönetiminin anlayışına bu cuma da teşekkür ederim. N'ooolur siz bu cuma da beni affedin.
İyi ki varsınız
Bu kadar kalabalık, bu kadar 'herkes'li bir 9 Haziran'ı iki 'ben'li hatta 3 - 4 'ben'li bir ikizler olan ben bile hayal edemezdim, demiştim...
Biliyorsunuz işte babam ölmek için doğduğum günü seçmişti. Hayatımda ne kadar 'herkes' olduğunu göstermek istemişti adeta gider ayak bana. Tek tek arattırmıştı hayatımdaki 'herkes'e beni, doğduğum günde...
Peki aramayan yok muydu? Vardı tabii. Onlar da işte sadece 'herkes'di...
'Son'da mezarın başında bizim family, bizim friends, bizim mahalle, filan falan vardı, ve biri daha vardı. O babamı hiç tanımıyordu. Benim 'benden en büyük, en best friend'im İlhan Evliyaoğlu da vardı. Vallahi ve billahi İlhan abi, ne 'adam'dı...
Yırtmışım
Beni okuyanlarla bağlayalım... Onlardan o kadar çok başsağlığı telefonu, mesajı, e-mail filan falan aldım ki. Üstelik benim gibi beni tanımayana pek de sempatik gelmeyen, karışık birini bile benimsemişlerdi artık. Ve üstelik son 'Köyün delisi'ni iki kere okumalarına da gerek kalmamıştı. Bir sevgili Karadenizli okuyucum hariç. Onun maili müthişti: "Yazınızı okudum. Tam anlayamadım ama, galiba babanıza birşey olmuş"... (İnanmayana e-mail'i gösteririm.)
Galiba 'yırtmışım' yani.
Evet arayana, sorana, gelene, kısaca herkese bir kere daha 'iyi ki varsınız', 'iyi ki varmışsınız...'
Ve İlhan abi, sen de iyi ki varsın tabii...
BİLGİN'DEN SON (MU)?
Bu ne biçim iş yaaa...
Daniele, Baydar, Priştina ve ben (21 Mayıs 2004 - Köyün Delisi)
Milliyet'in doğum gününde bizim ombudsman Yavuz Baydar bir ara "Sen de (ben) bizdenmişin" dedi, "Pino Daniele'ciymişin". Şaşırdım doğrusu. Pino'yu Türkiye'de o kadar az kişi biliyordu ki. Baydar devam etti: "70'lerde Napoli'de hippiydim. Taaa o zamandan beri de hastasıyım o herifin. Türkiye bu adamı artık tanımalı. Ahmet Priştina'ya söyleyelim, İzmir'de bir yaz gecesi..." filan falan...
Her gecesinin en az bir saatini Pino ile geçiren birine (bana) bizim ombudsmanın söylediklerine bakın. Benim istediğim bir Pino, Allah veriyor Yavuz Baydar'ı. İzmir Belediye Başkanı'na, yakın dostu bizim Bülent (Zarif) ile Pino'yu uçurttuk bile. Gerçi bence İstanbul'da, 'Açık Hava'da da 'güneyli' şivesiyle 'aşşşk'ı bi acccaip söyleyen o şişman karizmatik olağanüstü yorumcu daha bi acccaip giderdi ya... Acaba İstanbul'un belediye başkanına nazımız geçer mi?.. Kısaca Pino bi gelse, hele bi de söylese var ya...
* * *
Bu ne biçim iş yaaa...
Bugün daha haziranın 17'si. Bir ay bile geçmemiş. Sevgili Priştina öldü. İzmir'in, İzmirli'nin, ailesinin, sevenlerinin başı sağolsun.
Bizim Bülent (Zarif) Baydar ve ben Pino'yu, Priştina'yı anmak için getirmeliyiz artık İzmir'e, elimiz mecbur...
Unutmadan, bizim ombudsman Baydar sözünü tuttu. Pino'nun 17 CD'sini bir MP3'e doldurup bıraktı bana. 'İnce' adammış. Zamanlaması da şahane doğrusu. Önce babam gitti, sonra 'O' galiba bitti, sonra işte sevgili Priştina...
Gecelerimde bol bol Pino'ya öyle ihtiyacım var ki...
SERİ İLANLAR
Pazartesi - Çarşamba 09.30 - 10.00 Radyo D'de
Cuma'ları ise Milliyet'teyiz (Başka şubemiz yoktur.)
İmza: Köyün Delisi
bilgingokberk@mail.com
|
|
|

|