Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 18 Haziran 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Martı yavruları ve "inek nöbetçiliği"...


Daha alçak boylu yapıların kırmızı kiremitli, çeşit çeşit bacalı damları... Baca kıyılarında kuluçkaya yatmış martıların çoktan çıktı ve büyüdü yavruları... Bir doğa kamuflajı olarak siyahımsı doğan yavrular, damların gölgeli bölümlerinde acemi acemi kanatlarını açmaya ve uçmaya çabalıyorlar.
Bazen tüm martı kafileleri, çığlık çığlığa hep birlikte uçarak yavruların yanından geçiyorlar; sanki onları da, artık uçmaları için yüreklendirmek istiyorlarmış gibi...
***
Dişi martı kuluçkadayken, erkeğinin ona nasıl vefalı davrandığını, nasıl yem getirdiğini; dişisinin yanındaki yüksekçe bir yerde, sürekli nasıl nöbet tuttuğunu geçen yıl da izlemiştik, bu yıl da izledik...
Mayısın ikinci yarısından sonra yumurtalardan çıkan siyahımsı martı yavruları, onlara kol kanat geren anneleriyle babaları ve sonunda ilk kez uçan genç martılar...
***
Herhalde Karaköy'le Kadıköy arasında yandan çarklı vapurların gidip geldiği, 1930'lu yıllarda da; martılar kuytu yüksekliklerde böyle kuluçkaya yatıyor, yavrular böyle çıkıyor ve yine böyle uçma talimleri yapıyorlardı...
O tarihlerde, Kadıköy vapurlarının 1. mevki yolcusu hanımlar, genellikle şık şapkalar ve tayyör giyerlerdi; erkekler de fötr şapkalı ve kravatlıydılar. 2'nci ve 3'üncü mevki yolcularının kadınları ise, ya başörtülü yeldirmeli, ya başörtülü mantoluydular; erkekler de, kasketli, poturlu moturlu, köylümsü...
***
Ne basında, ne şehir hatları vapurlarındaki sohbetlerde, "Dersim harekatı" güncel bir konuydu. Çankaya politikası üstüne yorumlar yapmaya, görüşler açıklamaya da kimse alışık değildi.
Vapurlarda erkek yolculardan orta yaşı geçmişler, kendi aralarında yemek tarifleri yaparlardı; zeytinyağlı biber, yahut yaprak dolmasının içini hazırlarlarken, soğanı ne kadar kavurduklarını anlatırlardı, örneğin...
***
Ne kimsenin, yılda adam başına düşen ulusal gelir biriminden haberi vardı, ne ithalatla ihracatın ne kadar olduğundan, ne de ulusal gelir dağılımındaki uçurumlardan...
Yaz akşamlarında Suadiye Gazinosu'nda tangolar çalınırdı; "Martılar uçuyor etrafımda..."
***
Denize kıyısı olan ülkelerde taşımacılık, üç ayrı dalda dengelenir; karayolları taşımacılığı, denizyolları taşımacılığı, demiryolları taşımacılığı olarak...
1947'de Amerika, Türkiye'de "karayolları seferberliği"ni başlattıktan sonra, taşımacılık tüm ağırlığıyla karayollarına bindi ve petrol ithalatının volümü büyüdükçe büyüdü...
Kitlelerde ise tıpkı "hukuk bilinci", "tarih bilinci" gibi, "ekonomik bilinç" de yoktu. Ne siyasal partiler karşı çıktı böyle bir çarpılmaya, ne bilimsel kurumlar, ne medya...
***
Şimdilerde demiryollarının önemi yine hatırlanmada... Ankara - İstanbul arasındaki tren seferleri hızlandırılıyor.
Hızı artırılan lokomotiflerin, beklenmedik kanlı kazalara neden olmaması için de; Ankara - İstanbul demiryolu hattının kıyılarına, "inek nöbetçileri" kondu. İnekler demiryollarının üstünden geçerken, hızlanan trenler nedeniyle bir felaket tablosu yaratmamaları için gece gündüz nöbet tutulacak.
***
Demiryolları kıyısında "inek nöbetçiliği" yeni bir görev... Demiryollarının önemi arttıkça ve lokomotifler hızlandırıldıkça, "inek nöbetçiliği" de yaygınlaşacak herhalde...
Bu arada yeni bir "memuriyet sınavı" açıldı; 40 bin yeni personel alınacak, oldukça da düşük maaşlı...
Sınava başvuranların sayısı 1 milyon 700 bin... Aralarında üniversite mezunları da var...
Sınavı kaybedenlerden bazıları, belki de "inek nöbetçisi" olmayı düşünecekler... Henüz bu konuda üst düzey bürokratlarla, bilim çevrelerinden ve emekli militerlerden herhangi bir görüş açıklanmadı...
***
Karşı damlarda martı yavruları, acemi acemi kanat çırpmaya çalışıyorlar...
Yandan çarklı vapurlar döneminin martı yavruları da, aynı çabalardan geçmişlerdi; uzay tatillerinin başladığı dönemlerde de, aynı çabalar herhalde yine tekrarlanacak...
***
Yaz akşamları Suadiye Gazinosu'nda, tangolar çalındığı yıllarda; hepimiz Türkiye'nin çağdaşlığa doğru kanat çırptığına inanıyorduk ve çoğumuz da hep bir ağızdan bağırıyordu:
- Uçtu uçtu...
***
Küresel bir şeffaflaşmayla birlikte, hiç bilmediğimiz bir yığın garip gerçek çıktı ortaya ve Avrupa Birliği'nden, bizim de Birliğe üye olmamız için bir müzakere tarihi alabilme çabasıyla, yeniden başladık kanat çırpmaya...
"Kürt sorunu" üstünde görüşler yürütmek de bunun bir kanıtı; hızlanan trenlerle birlikte, "inek nöbetçiliği" de...
***
Demek ki, gerçekleri görmekten korktukça, geleceği hak etmek de zorlaşıyor...
Enseyi karartmayın... Türkiye 21. yüzyılı da, "uçtu uçtu" avuntularıyla, ıskalamayacak...

c.altan@prizma.net.tr









Taha AKYOL
Modernleşme, İslam, Laiklik

Çetin ALTAN
Martı yavruları ve "inek nöbetçiliği"...

Melih AŞIK
Çalgıcı dövmek...

Fikret BİLA
ABD ne yapıyor?

Hasan CEMAL
Piriştina!

Güneri CIVAOĞLU
Çok gizli damgalı

Abbas GÜÇLÜ
Tek sınav iyi oldu

Hurşit GÜNEŞ
ABD ekonomisi ne alemde? (1)

Sami KOHEN
'Şimdiden özür dilerim'

Faik ÖZTRAK
Saydamlık volatiliteyi azaltır

Hasan PULUR
Tiyatro kavgaları...

Derya SAZAK
Efsane Başkan

Meral TAMER
Davutoğlu: "AB için B planımız yok, BOP geç kalmış bir proje"

Ece TEMELKURAN
Şahsi bir veda töreni

Güngör URAS
IMF'ciler 'asgari ücret' düşmanı

M. Ali BİRAND
AB: Sözünüzü tuttunuz, sıra bizde...

© 2004 Milliyet