|
 |
|
|
Piriştina!
Ahmet Piriştina'nın zamansız, beklenmedik ölümü. Ve her ölümle birlikte kendini hemen hissettiren o bir varsın, bir yoksun duygusu...
Yani çaresizlik.
Piriştina adı bu köşede genellikle İzmir'le birlikte yerel seçim zamanları geçti. Yaşarken sadece onunla ilgili bir yazı maalesef hiç yazmadım.
Bazen böyledir bizim meslekte. Yazmak istersin ama bir türlü olmaz. Türkiye gündeminin oynaklığı ve yoğunluğu bazı yazı konularının kayıp gitmesine yol açar. Sonra öyle bir gün gelir ki, hayattayken düşüncelerini söylemedikten sonra şimdi yazmanın yararı nedir sorusunun çengeli insanın vicdanını acıtır.
Bu duygular içindeyim.
Onunla ilgili yazıları okurken, Piriştina'yı özel ve önemli kılan nedir diye ben de düşündüm. Son seçim öncesi İzmir Kordon'da kendisiyle yemek yerken de bu soru aklıma takılmıştı.
Piriştina 'sol'dan geliyordu.
Ama "Solcular iş değil, laf üretir" diye özetlenebilecek önyargıları kıran bir sicile sahipti. Cümlenin başındaki bu 'ama'ya kimileri kızabilir, ama öyle işte...
Fildişi kulede yaşamayan, hayatın içinden gelen, sloganlara itibar etmeyen bir profesyonelliği vardı. Hem Tansaş ve Kipa'da, hem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nda, hem de parlamento yaşamında sergiledi bu çizgisini...
Bu nedenle CHP'nin genel oy oranının çok üzerinde oy aldı İzmir halkından. Siyasal yelpazenin geniş kesimi kendisini destekledi. Bu nedenle birçok siyasi gözlemcinin kafasında aynı soru vardı:
CHP'de liderliğe soyunacak mı?
Geçen mart ayında, yerel seçimler öncesi Kordon'da kendisiyle yediğimiz son yemek sırasında bu soru benim de aklımdan geçmişti. Gazeteci patavatsızlığını takınıp tepkisini ölçmek için liderlik konusunu açmak geldi içimden.
Sonra vazgeçtim.
Yanıtın nasıl geleceğini kestiriyordum çünkü. Tabii kapıyı açık bırakacaktı. İzmir'e gönül verdiğini, kendisi için İzmir projelerinin öncelik taşıdığını söyleyecekti. Sonra da yüzünü Körfez'e çevirecekti, o sıcak ve hüzünlü bakışları ve çelebi haliyle...
Çetin Altan'ın dünkü yazısında dediği gibi "Genç, dinamik, makamından payelenme yerine, makamının kendisinden payelenmesine alışmış" bir kişiydi Piriştina.
Ölçülü ve dengeliydi.
Geçen yaz bir gece vakti fuarda, gençler için İzmir'de neler yaptığını, neler yapacağını anlatmıştı. Fuarın içinde genç insanların hem eğlendikleri hem kültürlendikleri mekanları gezdirmişti. Varoşlarla ilgili projelerinden söz etmişti.
Sakin ve yumuşaktı.
Ama heyecanlıydı.
Sükunetin altında yatan bu heyecanı insan sevgisinden kaynaklanıyordu. Zaten o sevgi olmasa, bunca yılın hizmet üretimi zor gerçekleşirdi.
Solcu kimliğiyle İzmir'de büyük bir heyecan dalgası yaratabilmiş olan Ahmet Piriştina, gün gelir Türkiye siyasetinde sosyal demokrat bir alternatifin lokomotifi olabilir miydi?..
Artık bu sorunun yanıtını ne yazık ki öğrenemeyeceğiz.
Ancak bu konu, yani sosyal demokrat iktidar alternatifiyle ilgili soru geçerliğini sürdürüyor. Piriştina'nın ölümü bu alternatif kiminle, kimlerle nasıl oluşturulur sorusunu çok daha güncel kılmış durumda...
Çünkü malum:
Bu iş Baykal'la gitmiyor!
Piriştina'ya Allah'tan rahmet diliyorum. Türkiye iyi bir insanı, iyi bir siyaset adamını ve lider adayını yitirdi.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|

|