|
 |
|
|
Çok gizli damgalı
İstanbul, teröre karşı "NATO zirvesi" boyunca, klasik yöntemlerle "karantina" altında. Ama... Ya bir "elektronik Pearl Harbour" ya da "kimyasal ikiz kuleler" saldırısı? Açıklanan "yolları kesmek, havalimanlarını Bush inmeden ve indikten sonra 3 saat kapatmak, Boğaz'ı tutmak, trafikte abluka" gibi "geleneksel yöntemler" artık kesmiyor.
Çok daha sofistike ve yüksek teknolojiyle "korunma ve önleme" yöntemleri gerekiyor.
Elektronik fanus
Hiç kuşku yok ki...
TSK ve Emniyet, bu kaba inşaat gibi "dekor" önlemlerin gerisinde "yüksek teknolojiye dayalı bir güvenlik ağı" oluşturmuş bulunmakta. ABD, İsrail, İngiltere gizli servisleriyle ortak çalışma yapılmıştır elbette.
Görünen ve açıklanan - klasik - önlemler, "canlı bombalara, patlayıcı dolu taşıt araçlarına, denizde patlamalara karşı" bir yere kadar başarılı olabilir.
Ama...
"Yüksek teknolojiye" dayalı güvenlik ağı, daha etkin bir "elektronik koruyucu kalkan" oluşturur.
İstanbul'un üzerine "görünmez" bir "fanus" gibi daha şimdiden kapanan bu "elektronik koruma ağı" önemlidir.
"Awacs" erken uyarı uçaklarından en yükseklerde başlayarak kademe kademe inen ve her kuşkulu titreşimi algılayan, patlayıcı yüklenmiş model uçakları, patlayıcı yoğun elektronik böcekleri tanıyan "elektronik sensorlara, kimyasal uyarıcılara, yok edicilere, virüs parçalayıcılara" kadar uzanan dokularıyla bu ağ, önümüzdeki yıllarda, "istihbarat" ve "güvenlik akademilerinde" okutulacak tez dosyası olabilir.
Klavye bomba
ABD Ulusal Araştırma Konseyi'nin Computers in Crisis (Krizlerde Bilgisayar) başlıklı raporunda, "yarının teröristi bir klavye ile bir mega bombadan fazla zarar verebilir" uyarısında bulunmaktaydı...
O "yarının teröristi" artık "bugünün gerçeği..."
İşte "elektronik fanus" böyle nedenlerle İstanbul'un üzerine örtüldü.
Ancak her şey göründüğü ve sanıldığı kadar - kesin - güvenilir değil...
Elektronik terörün şifre kırıcı virüslerine karşı, devlet güçleri elektronik antikorlar kullanıyor. Ancak elektronik terör de tıpkı organizma gibi rastlantısal mutasyonla değişen virüsler üretiyor. Bunlar, elektronik güvenlik ağlarını güveler gibi delik deşik edebiliyorlar...
Saman ve buğday
Ayrıca...
Elektronik ağlar öylesine milyonlarca bilgi göndermekte ki, bu kadar "saman" arasında "buğday" bulmak büyük sorun.
Bu duruma da "analiz felci" deniyor.
Bütün o bilgi ve uyarı okyanusu, çay bardağına konulup içilemez ki!
O zaman da elektronik fanusu oluşturan güvenlik ağı daha çok - caydırıcı - işleve sahip oluyor.
Çoğu kez "şaşkın balık" misali, yeterince yetiştirilmemiş teröristler takılıp yakalandıkça işe yarıyor.
O nedenle çok da "emin" sayacağımız günler olmayacak 27 - 29 Haziran arası...
Her alanda olduğu gibi gene sorun "insan"da odaklanıyor.
En güçlü, en etkili önleyici sistem "istihbarat ağı..."
Türkiye gizli servisleri çok ağır sorumluluk altında...
ABD'ye hiç fazla güvenmesinler.
11 Eylül İkiz Kuleler ve Pentagon intihar saldırıları yapıldığında, gene aynı ABD gizli servisleri görevdeydi.
Bu kez dramın İstanbul'da "perde açmaması" için Allah bizi korusun.
Bush'un günah ağırlığının kefaretini Türkiye insanı ödemesin.
Öte yandan...
İstanbul, stres yüklü olağanüstü bir sürece giriyor.
Bu, aynı zamanda bir sınav.
Avrupa Birliği üyesi olabilecek bir devletin standartlarını yansıtmalı Türkiye.
"NATO zirvesi" için öyle bir güvenlik sistemi, ortamı ve psikolojisi oluşturulmalı ki, konuk devlet adamları, diplomatlar ve medya, kendilerini hem emin hissetsinler hem de bunalmasınlar, negatif elektrik almasınlar.
İstanbul'un tadını da çıkarabilsinler.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|
|

|