|
 |
|
|
Yüzyıllar içinde güncel bir seksek...
55 devlet ve hükümet başkanının katılımıyla İstanbul'da toplanacak NATO zirvesi için öylesine sıkı güvenlik önlemleri alınıyormuş ki, 26 - 30 Haziran arasında hayat duracakmış İstanbul'da...
NATO Genel Sekreteri Scheffer, şimdiden özür diliyor İstanbul halkından:
- Zirve nedeniyle çeşitli zorluklara katlandığınızı biliyor ve özür diliyorum.
***
1603 yılında I. Ahmet, 12 yaşındayken çıktı tahta, sünnet dahi edilmemişti. 11 yaşındaki kardeşi Mustafa'yı hemen boğdurmaya teşne göründüyse de, kendisine engel olundu:
- Aman Padişahımız efendimiz, henüz çok gençsiniz, çocuğunuz falan da yok. Tanrı korusun, size bir hal olursa, Osmanlı tahtı boş kalır. Lütfedin kardeşiniz Mustafa'nın hayatını bağışlayın, dendi.
***
I. Ahmet, 27 yaşında ölüverince; büyük oğlu Genç Osman da, çocuk yaşta olduğu için; I. Ahmet'in kardeşi, I. Mustafa çıkarıldı tahta...
Mustafa, herhangi bir darbe hareketine girişmemesi için, adeta bir kafeste yaşatılmış ve kendisine idam edilmeyeceği söylenmemişti. Her an, eli urganlı bir cellatı bekleyerek, sıkı denetim altında geçen 14 yıl...
***
Sonunda aklını yitirmişti Mustafa ve ağabeyi Sultan Ahmet'in yerine, Deli Mustafa olarak çıkmıştı tahta...
Ne var ki, deli olduğu çok çabuk anlaşıldı ve 3 ay sonunda indirildi tahttan...
Deli olduğunun, nasıl anlaşılmış olduğu konusunda çeşitli rivayetler vardır; biri de, tahta çıkar çıkmaz herkese pipisini göstermeye başladığıdır...
Eğer bu rivayet doğruysa, padişahların delirmişleri için, ayrı bir galeri düzenlemek, güncel kıyaslamalara da yardımcı olacağından, sanırız epey eğlendirici olur...
***
1618 Şubat'ında, deli olduğu anlaşıldığı için, tahttan indirilen I. Mustafa; kendisinin yerine padişah olan Genç Osman'ın öldürülüp linç edilmesinden sonra, yeniden padişah oldu. Genç Osman'ın kardeşi 4. Murat da henüz 9 yaşındaydı çünkü...
***
Deli Mustafa zamanında da, herhalde kışın köy yolları kapanıyor; yağmur yağınca da, dereler ırmaklar taşıyor, İstanbul sele teslim oluyordu...
Ve I. Mustafa, 2004 yılının Haziran'ı sonunda, NATO zirvesinin İstanbul'da toplanacağını bilmiyordu.
Mustafa, ikinci kez tahta çıktıktan sonra da, kendisinin aşırı dengesizliğiyle baş edilemeyeceği anlaşılınca, yine tahttan indirildi ve yerine 10 yaşındaki 4. Murat çıkarıldı.
Hemen tütün yasağı ilan edip, dinlemeyenleri idam edecek olan 4. Murat...
***
4. Murat da, 2004 yılında 26 - 30 Haziran arası İstanbul'da hayatın duracağını bilmiyordu.
Nasıl ki bugün de Başkan Bush, aralık ayındaki başkanlık seçimlerini kazanıp kazanamayacağını bilmiyorsa.
Bizler de, neden insanların siyasetçiliğe, yahut bürokratlığa özen duyduklarını bilmiyoruz...
***
Çıplak hayatta kendilerini kanıtlamaya ve enerjilerini, mesleki donanımları sayesinde, somut bir yaratıcılığa; örneğin mobilyaya, yahut kadınbudu köfteye, yahut bir ağız protezine, yahut bir arabanın elektronik müzik takımına dönüştüremeyenler mi, acaba makam sahibi olmaya özeniyorlar?
Talabani, yahut Barzani; enerjisini deniz inşaat sektöründe somuta dönüştüren ünlü bir gemi mühendisi olsaydı, acaba yine de politik bir liderliğe taktırır mıydı aklını?
***
Bir gemi inşaat mühendisi için, koskoca bir geminin denize indirilişi mi daha çok kanıtlıyor kendisinin var olduğunu; yoksa kan gölüne dönüşmüş bir yoksullar aleminde, politik bir lidere serilen kırmızı halıyla, selama duran tören kıtası mı, daha çok kanıtlıyor o kişinin var olduğunu?
***
Kuzum Tanrı aşkına, yeryüzünden geçerken hepimizin derdi, sıradan bir kişi olmadığımızı da göstermek değil mi; ama son model bir arabayla, yahut selama duran tören kıtasıyla, yahut bir aşiret beyi olarak, yahut enerjimizi "yazı"da somuta dönüştürerek, yahut galip futbol takımı için bağırıp çağırarak, yahut canlı bomba olup, kendimizi patlatarak...
***
Yoksulluğun yaygın olduğu yörelerde, "sıra dışı" biri olma tutkusu galiba daha da keskinleşiyor ve politikanın mıknatısı genel bir cezbe yaratıyor mesleksiz kişilerde...
***
I. Ahmet, yahut Deli Mustafa, padişah olmasalar acaba nasıl geçinirlerdi? Dedem de, militer olmasa acaba nasıl geçinirdi? Bazen merak ederim bu tür soruları...
Irak'ta patlayan silahlar nereden geliyor ve parasını kimler veriyor türünden...
***
Gelelim reel duruma... 26 - 30 Haziran arası İstanbul'da hayat duracak...
Bakalım NATO zirvesinden Afganistan için nasıl bir karar çıkacak?
Her ne kadar insanlar arasında "sağduyu"nun en eşit bölünmüş bir duyu olduğu söylense de; hipnozlar, demagojiler, angutluklar da, çok eşitsiz bölünmüş görünmüyor.
c.altan@prizma.net.tr
|
|
|

|