Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 19 Haziran 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Baykal'dan uyarı


Leyla Zana ve arkadaşlarının tahliye edilmelerinden sonra siyasi tansiyonun yükselmesi, eski DEP'liler ve DEHAP sözcülerinin demeçleriyle başlayan tartışmalar karşısında, CHP lideri Deniz Baykal, bazı uyarı ve önerilerde bulunma gereği duyuyor.
Baykal, dünkü görüşmemizde söze, "önce şu saptamayı yapalım" diyerek başladı ve şöyle devam etti:
"Türkiye, çok ağır bir terör saldırısıyla karşı karşıya kalmıştır. Bu saldırıyı askeri çerçevede etkisiz kılmayı başarmıştır. Bunun pek sık karşılaşılan bir örneği de yoktur. Bunu yaparken 30 bin insanını kaybetmiş çok ağır ekonomik bedeller ödemiş, uluslararası ilişkileri etkilenmiş, komşularıyla ilişkileri gerginleşmiştir. Ama bütün bunları dikkate alarak, dışarıdan gelen baskı ve dayatmalara boyun eğmeyerek, ağır bedeller ödemeyi göze alarak, bu mücadeleden başarıyla çıkmış ve saldırıyı bertaraf etmiştir. Bu bedeli ödemenin ve bu mücadeleyi kazanmış olmanın önemli mesajları vardır. Bunun en önemli anlamı Türkiye'nin ulusal bütünlüğüne, üniter yapısına bir saldırı olursa herşeyi göze alıp, her türlü bedeli ödeyip, bu saldırıları etkisiz kılmaya kararlı olduğudur. Eğer gerekirse aynı şeyi yine yapacağının göstergesidir, kanıtıdır. Bunun içeride ve dışarıda çok iyi anlaşılması gerekir."

"Aklınızdan bile geçirmeyin"
Baykal, bu saptamasını eski DEP milletvekillerine de aktardığını anımsattıktan sonra şöyle diyor:
"Şimdi şuna bakalım: Bunların kafasının arkasında ne var, neyin peşindeler? Benim izlenimime göre kafalarının arkasındaki düşünce bir Anayasa değişikliği yapmak ve Türkiye Cumhuriyeti'nin iki ulustan oluştuğunu Anayasa'ya yerleştirmek var. Türkiye'nin Türk ve Kürt uluslarından oluştuğunu Anayasa geçirmek istiyorlar ki, bu düşünce en büyük yanlışları, en büyük hatalarıdır. Böyle bir şey olamaz. Bu Türkiye'yi dağıtmak, bozmak, temellerinden sarsmak anlamına gelir ve yanlıştır. Türkiye'yi etnisitiye göre ayırmak, bölmek mümkün değildir. O zaman diğer etnik kökenli vatandaşlarımız ne olacak ki onlar, bu ayırımcılığa karşı çıkmışlardır. Anayasa'ya etnik köken listesi mi koyacağız? Türkiye'yi ikili bir yapıya götürmek, bunu Anayasa'ya yazmak gibi düşünceleri olanlar varsa -ki var olduğu anlaşılıyor- onlara söyleyeceğim şudur: Bunu aklınızdan bile geçirmeyin."

"Şiddet, tehdit, şantajı bırakın"
Baykal, demokratikleşme sürecinin yanlış anlaşılmaması uyarısında bulunuyor:
"Zana ve arkadaşlarının bırakılmasından sonra geliştirilen söyleme bakıyorum, şiddet korkusu salmak, tehdit ve şantaj yüklü mesajlar verme çabası var. Bu yaptıkları birinci hatadır. Türkiye, bu adımları korktuğu için değil, aksine şiddetli terör saldırısını bertaraf etmenin verdiği güven ve kararlılıkla yapıyor. Bu kararlar, sadece hükümet çerçevesinde dar bir kesimin verdiği kararlar değildir. Daha geniş bir kesimin katkıda bulunduğu kararlardır. Gösterdikleri anlayıştır. Buna bu kadar kayıp vermiş Türk Silahlı Kuvvetleri de dahildir. Türkiye adımları kendine güven içinde atmaktadır. Bu bakımdan şiddete yönelmek, tehdit etmek, şantaj yapmak, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni sınamaya kalkmak gibi yöntemlere başvurmak bu süreci ciddi sıkıntıya sokar ve büyük hata olur."

"Pişman ettirmeyin"
Baykal, eski DEP'lilerin ve DEHAP'ın tabloyu doğru okumaları gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu:
"Türkiye'nin attığı adımlar yanlış okunursa yazık olur. Şiddete yönelerek veya tehdit ederek kafalarının arkasındaki gerçekleştireceklerini sananlar yanıldıklarını çabuk anlarlar. Tutum ve söylemlerini buna göre düzenlemeleri gerekir. Alınan kararlardan, atılan adımlardan pişman ettirmemeleri gerekir."

"Etnik bölünme tehlikelidir"
Baykal, şöyle devam etti:
"Bireysel olarak insanın etnik kimliğiyle, kültürel kimliğiyle yaşaması demokratikleşme anlamında bir adımdır, bir açılımdır, ancak, toplumu ve siyaseti etnisiteye göre bölmek ve ona göre yapılandırmaya çalışarak, toplumu bölmek, parçalamak demokrasinin gereği değildir, demokratik bir ilerleme değildir. Bu farkın çok iyi bilinmesi gerekir. Demokratik, üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti'nde birlik, beraberlik içinde herkesin kültürel kimliğini hissetmesi, yaşaması doğru olan yoldur. CHP'nin yaklaşımı budur. Biz bu yaklaşımı Kürt sorununu irdeleyen 1989 tarihli raporumuzda da Türkiye'nin gündemine taşımıştık. Türkiye o gün ortaya koyduğumuz görüşlere, atılmasını istediğimiz adımlara bugün yeni gelmiştir. Süreç bizi doğrulamıştır."

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Avrupa, Kürtler, terör

Çetin ALTAN
Yüzyıllar içinde güncel bir seksek...

Melih AŞIK
O gün gelir mi?

Fikret BİLA
Baykal'dan uyarı

Hasan CEMAL
Silahlara veda zamanı!

Güneri CIVAOĞLU
Bilinmeyen ünlü

Can DÜNDAR
'Moye sırtze'

Abbas GÜÇLÜ
Rektörlük seçimleri ve YÖK

Sami KOHEN
Zirveden "Olabilir" mesajı...

Meliha OKUR
EPDK: "Altın yumurtlayan tavuk"

Hasan PULUR
CHP'nin halleri bitmez tükenmez...

Derya SAZAK
D - Kurultay

Meral TAMER
Metro'nun ciddiyeti, Claudia Schiffer'in profesyonelliği

Tamer HEPER
Adli personel mağdur

Güngör URAS
Bartın'da "yiğit, lâkabıyla anılır"

M. Ali BİRAND
Size bugün, Sibirya maceramı anlatacağım

© 2004 Milliyet