|
 |
|
|
Silahlara veda zamanı!
İspanya 1930'larda kanlı bir iç savaş yaşadı. Ülke bölündü ve bir cehennem çukuruna yuvarlandı. Kardeş kardeşi vurdu. Milyonlarca insan öldü. Arkasından Franko faşizmi ülkenin üstüne kabus gibi çöktü ve 1975'e kadar kırk yıl yerinden kımıldamadı.
1985'te, İspanya'nın demokrasiye geçişinin onuncu yılında Madrid'e gitmiştim. İktidarda bugünkü gibi yine Sosyalistler vardı. Demokrasiye geçiş, Avrupa Birliği'ne uyum ve asker - sivil ilişkilerini merak ediyordum.
Bu konularda yazdım.
Bir nokta özellikle ilgimi çekmişti. İspanya'da iç savaş tartışılmıyordu. Oysa, aradan yarım yüzyıl geçmişti. Ülke on yıldır demokrasiyi yaşıyordu. Ama iç savaş hala tabu gibiydi.
Eğitim Bakanı ve İspanyol Sosyalistlerinin o zamanki ideoloğu Marawall (Şu sıralar Sosyalist hükümet tarafından Washington'a büyükelçi atanması bekleniyor) bunun nedenini şöyle özetlemişti:
"Çünkü son derece hassas bir konu... İspanya'da neredeyse her evin arka bahçesinde birkaç kişi yatıyor. Her ailenin iç savaştan ölüleri var. Ya böylesi tartışmalar arka bahçedeki bu mezarların açılmasına neden olursa?.. Yara daha hala tam kapanmadı."
Acılar olgunlaştırmıştı İspanya'yı.
Kimse yaralara dokunmak istemiyordu.
Bu pencereden bize bakıyorum.
Türkiye Allah'tan İspanya'daki gibi bir iç savaş yaşamadı. Ama ona benzer acılara tanık oldu. Dile kolay otuz bin insanımız öldü. Onca şehit verildi. Kan ve gözyaşı aktı. Üstelik daha dün yaşandı bütün bunlar.
Yara daha kabuk bile bağlamadı.
Acılar dinmiş değil.
Her şey daha çok taze.
Durum böyleyken, hapisten çıkıyorsunuz ve insanlığa karşı suçlar işlemiş bir örgütün liderini mitinglerde barışın baş mimarı ilan edebiliyorsunuz. Şiddet ve terörü siyaset aracı olarak uygulamış, ABD ve AB'nin de terör örgütü listesinde yer alan bir örgütü, "Altı ay daha ateşkesi uzat, sonra bakarız!" diyerek muhatap alabiliyorsunuz.
Dahası var:
Kürtleri temsil iddiasındaki legal bir partinin genel başkanı olarak basın toplantıları düzenleyip, Türkiye'nin başına bütün bu belaları sarmış bir örgüt ile devleti aynı kaba koyabiliyorsunuz.
Nerede yaşıyorsunuz?
Ayda mı?
Gerçeklerden bu denli kopuk olunabilir mi? Türk kamuoyunda tepki dalgası gitgide kabarıyor. Farkında değil misiniz?
İspanya'yı düşünün bir an.
Aradan yarım yüzyıl geçmesine rağmen, neden bazı konuların tabu olduğunu, yaralar tam kapanmadan bunların niçin tartışma konusu bile yapılmadığını bir an düşünün.
Evet, Kürtler de acı çekti.
Ama Türkler de...
Evet, Kürt anaları acı çekti.
Ama Türk anaları da...
Bunu da unutmayın.
Kürt sorunu aynı zamanda Türk sorunu... Bu sorundan kaynaklanan hassasiyetler ve Türk kamuoyunun duyarlıkları göz önünde tutulmadan barış ve demokrasinin gereği yapılamaz.
İspanya örneğini bunun için anlatmaya çalıştım.
Şimdi zaman silahlara veda zamanıdır. Artık ateşkes değil, tümüyle silah bırakma zamanıdır. Ateşkesleri uzatmak değil, silah bırakıp dağdan inme zamanıdır. Silah ve şiddetle legal siyaset arasına yüksek bir duvar çekme zamanıdır.
Eğer barış ve demokrasi isteniyorsa, başka çıkış yolu yoktur.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|

|