
|
|
|
 |
|
|
İskorpit ziyafeti
Amasra'da Hoşafçı'nın Yeri'nde şimdiye kadar yemediğimiz nefasette iskorpit tava yedik
Geçen hafta sonu Bartın'da idik. Bartın'da yeni bir otel yapılmış. İsmi Hotel Grand Astra. Odaları, banyoları, salonları, servisi ile güzel bir otel. İşletme müdürü Murat Karaca'ya, "Amasra'da balık nerede yenir?" diye sordum. "Ön büroda görevli Müge Demir ile Ayşegül Çatıkgöz Bartınlıdır. Onlar bilir" diyerek cevapladı.
Genç kızlarımız, "Amasra'da sahildeki balık lokantalarının hepsi güzeldir ama Amasra'ya dışarıdan gelenler genelde Çeşm-i Cihan, Canlı Balık veya Hoşafçı'nın Yeri'ne giderler. Canlı Balık en bilinenidir ama siz Hoşafçı'nın Yeri'ne giderseniz memnun kalırsınız" dediler.
Amasra'ya gittik. O eski güzelim tabiat harikası Amasra beton binalarla dolmuş. Ama sahil şeridi yine de güzel ve görülmeye değer. Amasra'da, Bartın Belediye Başkanı Rıza Yalçınkaya ile Amasra Belediye Başkanı Ali Yıldırım'a da rastladık... "Birlikte balık yiyelim" dedik. Bizi onurlandırdılar. Karım "Amasra'ya gelenler balık yemek için genelde Canlı Balık lokantasına gider" denildiğini duydu ya... Onun zoru ile Canlı Balık lokantasına gittik. Hava kararmamış durumda olmasına rağmen, lokantanın içi ana baba günü denilen durumda. İnsanlar belediye otobüsünde imişçesine sıkış sıkış... Kapının önünde bir garson. Bahçe yer bekleyenlerle dolu. Garson diktatör bir tavır ile "Sıraya girin... Sen gel... Sen bekle..." diye emirler yağdırıyor.
Ben böyle yerlerden hoşlanmam. Karım "Amasra'da başka yer yok mu ki insanlar buraya geliyor? Haydi başka bir yere gidelim" dedi... Hoşafçı'nın Yeri'ne gittik. İyi ki gitmişiz.
Hoşafçı'nın Yeri'nin esas adı Martı Balık Lokantası. Hoşafçı'nın sahibi ve işletmecisi Amasralı balıkçı Hasan Martı. Babası küçük çocuk iken hoşaf tenceresine düşmüş. Boğulmaktan zor kurtarmışlar. Lakabı Hoşafçı kalmış. Bu lakap oğluna da geçmiş.
Hoşafçı'nın hem kapalı yeri hem de deniz kenarında açık bahçesi var. Hava güzeldi. Bahçe dolu idi. Biz kapalı bölümde denize bakan pencerelerin önüne oturduk. Sadece salata ve balık yedik. Balıklar tavada pişirilmişti. Ama yağ çekmemiş, kıtır kıtır, pespembe biçimde hazırlanmıştı.
Amasra'nın en makbul balığı olan iskorpit (çarpan) o kadar lezzetli idi ki, tadı damağımızda kaldı. Karadeniz'de şu dönemlerde mezgit yeniliyor. Doğu Karadeniz kıyılarında nerede mezgit yemeğe kalksam, baygın ve yağ çekmiş şekilde sofraya getirdiler. Burada mezgit de kıtır kıtırdı. Daha sonra barbunya tava yedik.
Hasan Martı'ya yediklerimizin fiyatını sordum. "Bir kişi içkisiz 15-20 milyon liraya çıkıyorsunuz" dedi. "Nasıl olur?" diye merak ettim. "Amasra'da balık porsiyon değil, tava hesabı ile satılır. Bir tava balığı üç kişi yer. Üç kişi iki tava iskorpit ve barbunya yer, yanında da salata isterler ise 40-45 milyon liraya masadan kalkarlar" diye anlattı.
Bizim gittiğimiz günün akşamı Amasra'da insanlar sokakta idi ve de yer yerinden oynuyordu. TV'deki bir ses yarışmasına katılan Barış, Amasralı imiş. Barış ekranda göründükçe kıyamet kopuyordu. Bereket Barış o gece iyi derece aldı da, biz de Amasralıların mutluluğunu paylaştık.
Hoşafçı'nın lokantasının hemen karşısında nefis bir eski konak var. Bu konağın altında Saltuk Karakaş tertemiz bir kahve açmış. Balık yedikten sonra yol üzerinde kahve içmek de pek zevkli oluyor.
|
|
|

|
|