|
 |
|
|
Büyük başkan öldü, İzmir sağ olsun
Ahmet Piriştina; İzmir'i güzel, temiz, sağlıklı bir kente dönüştürmek için yapılan girişimleri devam ettirdi. Asıl önemlisi, kentin kültürüne sahip çıktı
Fax: (0312) 427 20 64
Muhtarlar "Bizi adam yerine koyan başkanımızı kaybettik, sahipsiz kaldık" diye feryat ediyor. Çaresiz insanlarımızın önüne düşen, onlarla iş yapmayı bilen, gönlü geniş yönetici bizde çok azdır; aslında her yerde çok azdır. Ne var ki bizim topluma böyleleri çok lazım. Ahmet Piriştina'yı seçildiği dönemin başlarında tanıdım. İzmir tarihi ile ilgili seminerler başlamıştı. Konak Meydanı'na baktığımızda çalışkan biri olduğu ve şehrin çehresini değiştireceği açıktı. Akıllı bir başkan olduğunun da delili çoktu; şehrin tarih ve kültürü ile ilgili faaliyetler ve yayınlar için Ankara'dan Murat Katoğlu'nu getirmişti. Bizim katıldığımız seminerin notları basıldı. İzmir tarihi ile ilgili kaynak taraması yapıldı, bu arada rafta bekleyen birtakım akademik çalışmalar da yayımlandı ve İzmir önemli vilayetlerimiz arasında tarihe İstanbulla birlikte belediyenin sahip çıktığı tek alan oldu denilebilir.
Belediye başkanı İzmir'i ve İzmirlileri seviyordu. İzmirli gibi yaşıyordu. Şehrin havasını, suyunu dost sohbetleri ile değerlendirdiği görülüyordu. İnsanlarla ilişkisini iş bahanesi ile koparmıyordu. İşlerini de boş sohbetlerle kesmediği açıktı. İzmirliler başkanlarını seviyordu çünkü herkese kapısının açık olduğu malum... Türkiye de onu seviyordu çünkü yolsuzluk kokusu çıkmayan bir büyükşehir yönetimi vardı.
İzmir ilginç bir şehrimiz; ipek halı gibi toprağın üzerinde masmavi denize açılan bir liman... İmparatorluğumuzun Balkanlar ve Akdeniz adalarını terk ettiği yıllara kadar, Avrupa'nın dört yakasından kısmetini aramak için bu topraklara gelip yerleşen Levantenler, adalardan göç eden Helenler, Ege kasaba ve köylerinden gelip yerleşen az miktardaki Türkmenler dışında bir nüfusu yoktu. Birdenbire Girit'in bağnaz zulmünden kaçanlar, Balkan Savaşları'nın yangınlarından kurtulanlar bu şehre sığındı. Girit, Rodos, Yanya, Kosova, Bosna, İşkodra ve Selanik'in bahtsız muhacirleri İzmir'i doldurdu. Hepsinin korkunç anıları vardı. Doğrusu İzmir ovalarının bereketi ve renkliliği, mutedil havası onların hıncını ve acısını azalttı. Kendilerinden önce orada hayatını kuranlarla çatışmaya girmediler; "gavur İzmir" diye istihzalı bir isimlendirmeyle yetindiler ve onlar da İzmir'in bereketinden yararlanmaya baktılar. Hayatı yaşamak, çalışmak ve bu değerli hayatı güzel bir ülkede anlamsız takıntılarla zehir etmemek lazımdı; öyle de yaptılar. Çalışkan ve girişimciydiler. Mutfakları iyiydi, eğlenmeyi seviyorlardı. "İzmirlilik ruhu" dediğimiz şey budur; her yerde bulunmaz.
Bir asırdır İzmir'in belediye reisleri ardı ardına harikalar yaratıyor. Bu faal belediye başkanları içinde Ahmet Piriştina, İzmirlilerle en candan ilişki kurmayı bilendi. Perşembe günü Konak Meydanı başkanlarını uğurlamaya gelen her sınıf İzmirli ve İzmir dışından gelenlerle doluydu. İzmir'i güzel, temiz, sağlıklı bir kent haline dönüştürmek için eskiden yapılanlar ve başlananları canla başla devam ettirdi ama asıl binlerce yıllık kentin tarihten gelen kültürüne sahip çıkmak için hamleler başlattı. İzmir Şehir Arşivi ve Kütüphanesi'ni kurması dahi tek başına örnek bir başlangıçtı.
İzmirliler şehirlerini sever, iyi belediye başkanı seçer ve seçtiklerini de çok iyi izlerler; diğer büyük şehirlerimize göre bu İzmirlilerin özgün bir vasfıdır. Bu şehrin halkını üstün nitelikleri ile temsil eden genç başkan, güzel şehrini terk etti; İzmirliler sağ olsun, İzmirlilik sağ olsun.
|
|
|

|