|
 |
|
|
Baykal'ın CHP'siyle Derviş!
Kemal Derviş'in CNN Türk'de Taha Akyol'la sohbetini izliyorum. CHP'yi konuşuyorlar. Derviş'in her zamanki sıcak, makul üslubu ve sağlam mantığı.
Ama konu CHP olduğu için her seferinde yaptığı gibi fazlasıyla yutkunarak konuşuyor Derviş. Herhalde kendi içinde sürekli tekrarlıyor, "Unutma, gırtlak dokuz boğumdur!" diye...
Derviş birtakım doğrulara parmak basıyor. Ama bunlar kimsenin pek itiraz edemeyeceği genel doğrular.
CHP'nin işinin birkaç kurultaylık olmadığı. Birkaç haftalık, birkaç aylık süreçle sorunların aşılamayacağı. 2007'nin, 2010'un Halk Partisi'nin nasıl olması lazım geldiği...
Bunun için bir program kurultayına gerek olduğu. Bunun uzun bir toplumsal süreç içinde gerçekleşmesi. Sivil toplum kuruluşlarıyla tartışarak böyle bir kurultaya gidilmesi...
Mehmet kötü, Ahmet iyi, o gitmeli yerine şu gelmeli tartışmalarıyla vakit öldürmek yerine içerik tartışmalarının gündeme alınması.
Örneğin bilgi ekonomisi, Avrupa Birliği ve egemenlik devrinin anlamı. Ya da sosyal demokrasinin genel doğruları, birikimi ve evrensel ölçüleriyle Atatürkçülük konusu... Genç kuşağa devredilecek CHP'nin düşünülmesi. Gençlere ve kadınlara daha çok yer verecek CHP'nin tartışılması...
Sen ben tartışmaları yerine, aydınlara da güven aşılayacak yeni bir parti yapısının gündeme getirilmesi...
Hepsi iyi güzel.
Ama genel doğrular.
Üstelik ilk kez söylenmiyor. Çok söylendi, anlatıldı. Ama Baykal'ın CHP'si bunları kapısından içeri sokmadı, hala da sokmuyor. Baykal böylesi tartışmalardan hiç hoşlanmadı. Böylesi tartışmaları yapabilecek kadrolaşmalara izin vermedi.
Böylesi tartışmaları yapacak entelektüel ve akademik çevrelerle arasına sürekli mesafe koydu. Entelektüalizm Baykal'ı hep rahatsız etti, belki de komplekslendirdi.
Bu konularda bazen - genellikle seçim dönemlerinde - vitrin süslemesi olarak bir şeyler yapmadı değil Baykal. Ama bunlar makyajdan ibaretti. Dostlar alışverişte görsün kabilindeki bu makyajlar bir süre sonra aktı ve Baykal'ın CHP'si eski hamam eski tas yoluna devam etti.
Bugün de farklı değil.
Belki farklı olan bir nokta var. Baykal zayıfladıkça, tepkilerin odağı oldukça, parti içi demokrasiyi daha çok boşluyor. Ay sonundaki olağanüstü kurultay bu bakımdan tüy dikti denebilir.
Öyle bir kurultay ki, partili delegelerin dışındaki parti üyelerinin, Halk Partililerin izlemelerine bile izin verilmiyor. Ankara'nın otuz kırk kilometre dışında bir yerde, basına da kapalı olarak gerçekleştiriliyor. Baykal'la ilgili güven oylamasının gizli oyla yapılmasına da imkan verilmeyeceği anlaşılıyor.
Şimdilik işaretler öyle ki, parti içi muhalefete bir siyasal linç hazırlanıyor Baykal kliği tarafından.
Nerede kaldı sosyal demokrasinin en temel ilkeleri olan parti içi demokrasi, şeffaflık vesaire...
CHP Baykal'la gitmiyor.
Temel sorun bu.
Baykal'la CHP seçim kazanamıyor.
Temel sorun bu.
Bunca yıl hem muhalefette kalıp hem seçim kazanamayan sosyal demokrat iddialı bir partinin genel başkanı hala koltuğuna yapışıp kalabilir mi?
1995'de yüzde 10 barajını kıl payı geç. 1999'da baraja takıl. Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en büyük krizini 2001'de yaşayarak yüzde 50 yoksullaşsın ve muhalefette olmana rağmen seçimi yine kaybet, iktidarı daha yeni kurulmuş bir partiye kaptır. Arkasından bir de yerel seçim kaybet...
Üst üste dört seçim yenilgisi!
Ve hala koltuğunda otur.
Ayıp! Bilemiyorum, Sayın Baykal'ın, Sosyalist Enternasyonal toplantılarına katıldığı zaman kendisine bu bakımdan öteki liderlerin nasıl baktığını hissettiği oluyor mu?
Sayın Derviş;
Baykal'la CHP gitmiyor.
Baykal'la CHP seçim kazanamıyor.
Bu gerçeği ele almadan ve bu gerçeği CHP gündeminin tepesine koymadan genel doğruları yinelemenin bir yararı olabileceğini sanmıyorum, Çünkü bunlar yeni şeyler de değil. Ayrıca bu tutumunuz, sizin inandırıcılığınızı da her geçen gün daha çok törpüler.
Son söz:
Doğrusu Baykal'ın CHP'si hakkında yazı yazmak gittikçe heyecan verici olmaktan çıkıyor.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|

|