|
 |
|
|
Çetin Altan
"Erkek, sevdiği kadının yaşındadır" derler ya; belki ondandı geçen akşam Fenerbahçe koyunda " guruba karşı" eşi Solmaz Kamuran'la dans eden Çetin Altan'ın 50'lerinde bir delikanlı gibi meydan okuması rüzgara, akordeonun nağmeleriyle...
Belki de kalemle 60 yıllık yoldaşlığında, ışıltılı beynini, her dönem yeni fikirlerin kalıbına döküp, o kalıplardan bambaşka, harikulade, yepyeni yazılar, oyunlar, romanlar yaratabilme becerisinin zerk ettiği bir gençlik aşısıydı bu...
Ya da "var olma"yı, "varlıklı olma"ya tercih edenlere özgü bir şövalyelikti onu ve kalemini her daim böylesine dik tutan...
* * *
Bugün Çetin Altan 78 yaşına basıyor.
Önceki gece Fenerbahçe'de bir grup "Çetinsever"le birlikte kutladı yeni yaşını...
Yemekte eski tüfekler de vardı; yeniyetmeler de...
Eski tüfekler onunla birlikte geçmiş yılların kah rahvan, kah yokuşlu kaldırımlarından hatıralar anlattılar; yeniyetmeler, ondan aldıkları ilhamdan dem vururken...
Çetin Altan kuşakları birbirine bağlayan rengarenk bir ibrişimdi; ortak paydasıydı sohbetlerin....
Yarım asırlık yol arkadaşı İlhan Selçuk, bugüne dek hiç tartışmadıklarından söz etti; "O, öldükten sonra da yaşayacak bir adamdır" dedi.
"Biz onunla aynı yaştayız" diye söze giren Adalet Ağaoğlu, gençliğinde okul koridorlarında Çetin Altan adının nasıl efsane gibi dolaştığını anlattı.
Turhan Selçuk, kendisinin sadece "hıı - hıı" sesleri çıkararak tasdikçilik yaptığı 12 saatlik yorulmaz bir sohbeti anımsattı.
Doğan Koloğlu okulda başlayan birlikteliklerinin daha sonra gazete bürolarında ve hapishane koridorlarında sürdüğünü söyledi. Yatakhaneden, hücreye öyle çok çakışmıştı ki yolları, "Seninle kadınlardan daha çok yatmışım" demişti ona Çetin Usta...
* * *
Ve 80'ine merdiven dayamış yazar, merdivenin değişik basamaklarında can ve ilham verdiklerini bir dostlar sofrasının şöleninde buluşturmanın keyfiyle "Rindlerin Akşamı"nı anımsadı.
Davudi sesiyle Yahya Kemal'e dönüp "Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç / bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç" diye haykırdı:
"Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan / ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan / geçince başlayacak bitmeyen sükunlu gece"...
Ne tuhaf; ona getirdiğim küçük hediye paketinin içindeydi, bu şiirin bestesi de...
* * *
"Guruba karşı bu son bahçeler"de konuşurken bir ara yukarıyı işaret edip "Gökteki yıldızlara bakın; aramızda olmayan dostların göz kırptığını göreceksiniz ve onların ışıltısını bir buket halinde gönlünüzde taşıyacaksınız" dedi.
Hüseyin Cahit'ler, Reşat Nuri'ler, Yakup Kadri'ler, Refik Halit'ler parıldadı semada...
Çetin Altan, gençliğinde pek de farkına varmadığı ve şimdilerde çok özlediği sohbet lezzetleri tatmıştı onlarda...
Tıpkı şimdi bize tattırdığı gibi...
* * *
Yazının zamana karşı savaşını kazanmış bu usta kalemi alkışlarla buyur ettik 70'lerinin finaline...
Daha nice yaşlar, yıllar, aşklar, yazılar temennisiyle...
can.dundar@e-kolay.net
|
|
|

|