|
 |
|
|
Zirveye doğru... (1)
NATO'nun yeni rolü ne olacak?
İSTANBULLULAR NATO zirvesi yüzünden günlük yaşamlarında çekecekleri büyük sıkıntıyı kara kara düşünedursunlar, NATO'nun Brüksel'deki merkezinde diplomatlar, müttefik ülke liderlerinin 28 - 29 Haziran'da tartışacakları konularla ve alacakları kararlarla ilgili metinlere son şeklini vermekle meşgul...
NATO'nun gerek siyasal, gerekse askeri kanatlarının başındaki yetkililerle yaptığımız söyleşiler, İstanbul zirvesinin, NATO tarihinin en önemli toplantılarından biri sayıldığını ortaya koyuyor.
Bu zirveye atfedilen olağanüstü önemin iki nedeni var: Bunlardan biri, ele alınacak konularla, diğeriyse doğrudan NATO'nun kendi geleceğiyle ilgili.
Afganistan'dan Irak'a, terörizmden Ortadoğu'ya kadar çeşitli güncel konularla ilgili beklentilere yarın değineceğiz. Bugün, NATO'nun bundan sonraki kimliği ve rolü konusunda neler düşünüldüğünü ele alalım...
* * *
NATO'nun Soğuk Savaş yıllarında karşılaştığı tehdidin adresi ve şekli belliydi. İttifak, savunma stratejisini de ona göre ayarlamış ve sonunda tehdidi önleyebilmişti.
Soğuk Savaş'tan sonra NATO kendisine yeni bir kimlik ve tabir caizse yeni bir iş (veya misyon) aramaya başladı. Bunu bulmakta da çok gecikmedi. Çünkü Doğu blokunun çökmesinden sonra, güvenliği sarsan yeni durumlar, örneğin etnik çatışmalar ve hele 11 Eylül'den sonra büyük terör tehlikesi ortaya çıktı. Bu kez NATO, Avrupa'da "alan dışı" misyonlar üstlenmeye başladı. Örneğin başta Bosna ve Kosova'da, daha sonra da Afganistan'da... Şimdi de, bu rolün Irak'a, Akdeniz bölgesine, Ortadoğu'ya ve Körfez'e, hatta Kafkasya'dan Orta Asya'ya kadar uzatılabileceği düşünülüyor.
Biz bunun sınırlarının ne olabileceği, Genel Sekreter Jaap de Hoop Scheffer dahil, NATO'daki birçok diplomata ve askeri yetkiliye sorduk.
Genel Sekreter'e göre, NATO'nun sınırları artık Avrupa'nın dışına kadar uzanıyor. Afganistan'da ISAF'ın görev alması bunun açık bir örneği. Peki, bunun sınırı nerede biter? NATO güvenlik nedeniyle örneğin başka kıtalara kadar uzanacak mı? Scheffer'ın deyişiyle, NATO "dünyanın polisi olmak niyetinde değil." Ama, NATO üyelerinin güvenlik çıkarları söz konusu olduğunda, Avrupa dışındaki bölgelere müdahale konusunu düşünüp tartışabilir. "Kararı vermek onlara düşer"...
Bir NATO (siyasi) yetkilisine göre, "Avrupa'nın güvenliğini korumak için Avrupa'nın dışına çıkmak gerekebilir. Müdahale, nerede gerekiyorsa, yapılabilmeli"... Askeri bir yetkili de, terör, kitle imha silahları (biyolojik, kimyasal) gibi tehditlerin "sınır tanımadığını" belirtiyor ve NATO'nun "nerede gerekiyorsa" tehdide karşı savaşma yeteneğini kazanması ve ona göre bir askeri strateji geliştirmesi gerektiğini söylüyor...
* * *
NATO'nun Avrupa toprakları içindeki misyon anlayışı, yeni şartlar karşısında değişiyor artık. Şimdi alan dışı operasyonlar yapılabiliyor. Ancak alan dışı sınırların nerelere kadar uzanabileceği konusunda açık bir kriter yok.
Aslında NATO'nun "coğrafyası" da genişlemiş durumda. İstanbul zirvesine ilk kez 7 Doğu ülkesi (böylece toplam 26 ülke) katılıyor. NATO'nun ayrıca Kazakistan'a kadar uzanan bir bölgede; 20 ülkeyi kapsayan "Barış İçin Ortaklık" adlı bir grupla ve de Akdeniz'deki 7 ülkeyle özel bağları var.
Bütün bunlar, NATO'ya yeni bir kimlik ve yeni roller veriyor. Kısacası, NATO, eski NATO değil artık...
skohen@milliyet.com.tr
|
|
|

|