Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 22 Haziran 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik

Müzakereler 2005'te başlıyor


Felaket tellalları sürekli aynı şeyleri tekrarlardı. Kaşlarını çatarlar "Ne yaparsak yapalım, AB tarih vermeyecek, müzakereleri başlatmayacak" derlerdi. Onlara (!) kötü bir haberim var. AB Komisyonunda hazırlıklar çok farklı...
Kısa bir süre öncesine kadar AB Komisyonunun;
1. Türkiye'nin bir röntgenini veya resmini çekmekle yetineceği ve son kararı verecek olan AB Konseyine (Hükümet ve Devlet Başkanları) somut bir öneride bulunmayıp, kararı tümüyle onlara bırakacağı idi...
2. Bir müzakere tarihi verse dahi, bunu 2006 sonu, 2007'lere sarkıtacağı ve yeniden bir karar toplantısı önereceği şeklinde idi...
Bu kuşku ve kaygılar artık yersiz.
Geçen haftaki AB doruğu münasebetiyle, Brüksel'de AB Komisyonu yetkilileriyle uzunca görüşme imkanı buldum. Aynı şekilde, Başbakan Erdoğan başta, Türk yetkililerinde nabzını tuttum. Bambaşka bir manzara ile karşı karşıya kaldım.
Komisyon'daki genel izlenim, üst düzey bir yetkilinin deyişiyle "... Türkiye bugün, İsveç ve Danimarka toplumunun çizgisine gelmedi belki, ancak müzakarelere başlayabilecek bir noktaya ulaştı. Yasalar açısından, Kopenhag kriterlerine büyük oranda yetişti... Uygulamalarda aksamalar var, ancak bu da yıllar içinde -yani müzakereler sırasında- rayına oturacaktır... Özetle, Türkiye ile katılma müzekerelerini başlatmamızı engelleyecek önemli bir gerekçe kalmamıştır."
Türk toplumunun Avrupalılar gibi düşünüp hareket etmediği biliniyor. Ancak bunun da birkaç yılda gerçekleşeceği kabul ediliyor.
"Türkiye'ye hayır diyecek veya bir süre daha yeni bir ertelemeye gidecek gerekçe kalmadı" diyen AB yetkilileri açıkça, Komsiyonun resim çekmekle yetinmeyeceğini, Devlet ve Hükümet başkanları doruğuna net bir tavsiyede bulunacağını söylüyorlar.
Bu öneri de, yukarıda anlattığım gibi, Türkiye ile müzakerelerin başlaması yönünde olacak.

BİRÇOK KOŞUL VE TATSIZ LAFTA OLACAK
Komisyonun, Türkiye hakkında Ekim raporunda müzakerelerin başlatılması önerisi yanısıra, bir çoğumuzun hoşuna gitmeyecek bir sürü koşul ve kendi kamuoylarını tatmin etmeye yönelik saptamalar da olacak.
AB kamuoyundaki "Eyvah, Türkler birkaç yıl içinde tam üye olacaklar" korkusunu giderebilmek için, örneğin "müzakerelerin açılmasının, bir ülkenin tam üye olması anlamına gelmeyeceği" belirtilebilecek.
Kopenhag kriterleri çerçevesinde, yasalarda gereken değişiklik ve uygulama eksikliklerinin giderilmesi koşullar arasında sayılacak.
Ancak bütün bunların yanısıra AB, Türkiye açısından en önemli unsur sayılan müzakereleri başlatacağı için, koşullar veya uygulama beklentilerinin engelleyici hiçbir etkisi olmayacak.

MÜZAKERE TARİHİ NE?
Geriye, müzakerelerin başlama tarihi kalıyor.
Bana, AB Komisyonunun en tepesindeki kişilerden, bürokratların en mütevazisine kadar söylenen tarih, 2005 yılının Temmuz-Ekim dönemiydi.
Bu dönem, İngiltere'nin dönem başkanlığına rastlıyor. İngilizlerin Türkiye'yi ne kadar desteklediklerini düşünürseniz, AB Komisyonunun Blair'i memnun etmeyi hedeflediği hemen anlaşılır.
Bu tarih ile (özellikle 2005 Temmuz) AB Komisyonu Almanya ve Fransa'ya da bir çiçek atıyor. Hatırlarsanız, Kopehnag doruğunda Alman-Fransız önerisi Türkiye ile müzakereler için 2005 Temmuz'da son kararın alınması şeklindeydi. Türkiye bastırdığı için, karar 2004 Aralığına alınmıştı.
Komisyon içinde şu andaki genel ortak görüş, Türkiye müzakerelerinin 2005 Temmuzunda başlatılması.
Buna karşılık, Türkiye 2005 yılının en geç Mart ayı sonuna kadar başlatılması için baskı yapıyor.
Nedeni önemli.
Daha önceki müzakerelerin, (Lüksemburg ve Helsinki kararlarına göre) hep Şubat-Mart döneminde başlatılmış olması.

KONSEY BU GİDİŞİ DURDURABİLİR Mİ?
Şimdi hepimizin sorduğu soru aynı:
AB Komisyonundaki bu hava tersine dönebilir mi?
AB Konseyi (siyasi kararı verip son sözü söyleyecek olan 25 hükümet ve devlet başkanı) Komisyon'un tavsiyesine uymamazlık edebilir mi? Herşeye rağmen Türkiye'yi reddedebilir mi?
Hayır ve hayır...
Bugünkü gidişi bir tek bizler tersyüz edebiliriz. Öyle gelişmeler, öyle kavgalar yaratır, bindiğimiz dalı öylesine keseriz ki, Türkiye'yi istemeyenlerin ellerine koz verebiliriz. Yani bu süreci artık sadece biz engelleyebiliriz.(!)

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net









Taha AKYOL
DEHAP'lı Kürtlere açık mektup

Melih AŞIK
Satranç uğruna...

Fikret BİLA
ABD, KERKÜK SINAVINDA

Hasan CEMAL
Baykal'ın CHP'siyle Derviş!

Güneri CIVAOĞLU
İyi / kötü polis

Can DÜNDAR
Çetin Altan

Abbas GÜÇLÜ
ÖSS, puanlar ve tercihler (1)

Hurşit GÜNEŞ
ABD ekonomisi ne alemde? (2)

Sami KOHEN
NATO'nun yeni rolü ne olacak?

Mehmet Y. YILMAZ
Türkiye için bu yaz çok sıcak geçecek

Derya SAZAK
Anayasa, DEHAP, Kürtler

Meral TAMER
NATO'ya karşı hem yerli, hem küresel tepki

Güngör URAS
Verimlilik artıyor

M. Ali BİRAND
Müzakereler 2005'te başlıyor

© 2004 Milliyet