|
 |
|
|
Kare tekerlekler
Benim Gözlüğümden / Nihat Demirkol
Yıllardır süregelen tartışmalar, genel kabul görmüş bir sistem yaklaşımına götürüyor bizi: "Organizasyonlar, aslında kare tekerlekler üzerinde döner." Önde arabayı çeken kişi, liderleri temsil etmektedir. Lider, organizasyonu ileriye götürmek için uğraş veren kişidir. Düşüncelerini, gelecek, hedefleri ve bunların beraberinde getireceği olası zorluklar üzerinde yoğunlaştırdığı için, yaşanan günün tümsek ve çukurlarından pek haberdar değildir. Liderin görmekte olduğu manzara, belki de gerçekten eşsiz ve ulaşılmaya değecek kadar göz alıcıdır. Arabanın arkasındaki insanlar ise, organizasyonu ileriye doğru itmeye çalışmaktadır. Bunlar, yoldaki her tümsek ve çukuru hissederler. Hangi yöne doğru yol aldıkları hakkında çok sınırlı bir görüşe sahip olmaları doğaldır; çünkü görebildikleri sadece arabanın kasasından ibarettir ve ufukları kapalıdır. Motivasyonları değişkendir. Arabayı itenler, organizasyonun vizyonunu paylaşmak ve arabayı yolda tutabilmek için liderlerine güvenirler.
Genelde bütün organizasyonlarda, araba iş için uygundur. "Sorun tekerleklerin kare olmasından kaynaklanmaktadır." Tekerlekler dönmektedir, fakat tasarımları ilerleme kaydetmek için gerekli olan ideal formda değildir. Bir başka deyişle, "daire olmamalarından kaynaklanan temel güçlükler" ilerlemeye engel olmaktadır. Bunun da ötesinde, "temel fizik kurallarına direnen" bir mantıkla imal edilmişlerdir. "Kare tekerlekler", sistem, süreç ve genel yaklaşımlar gibi pek çok unsuru ifade etmektedir.
* * *
Lider, genellikle kare tekerleklerin, bir sürü zorluk çıkardığının ve pek çok kişinin enerjisini boşa tükettiğinin farkında değildir. O, arabayı kısa bir süre durdurmanın, "değişim ve gelişim için pek çok fikri de beraberinde getireceğini" göz önüne almadan, hiç durmadan arabanın çekilmesi ve itilmesi fikrine saplanmıştır. Çünkü karşısında, "böyle yapılması gerektiğine inanması" için yeterli bir sebebi, yani "motive edici bir manzara" vardır. Oysa, arabayı kısa bir süre için bile durdurmayı kabul etse; insanlar soluklanırken, çoktan icat edilmiş olan "yuvarlak tekerlekler"in farkına varılacaktır. "Yuvarlak tekerlekler", yenilik, gelişim ve genellikle organizasyonda varolan yaratıcı fikirleri temsil etmektedir.
* * *
Organizasyonel gelişim, paylaşılan bakış açıları, açık beklentiler, katılım ve aidiyet düşüncesi sonucunda sağlanabileceği için, yanlış varsayımların umulmadık sonuçlar doğurması tehlikesi her zaman vardır. "Liderler (yöneticiler), arabanın önü ve arkasındaki manzaranın aynı olduğunu düşünürler"; böyle değildir. Organizasyonun hedef ve ilkelerinin iyice anlaşıldığını varsayarlar; bu düşünce de çoğunlukla tartışmalıdır. Sistem ve yapının doğru olduğuna inandıkları için, arabanın aynı yönde itilip - çekildiğini, "veri" kabul ederler. Oysa, yöneticiler çok iyi organize olup hızlı yol aldıklarını düşünürken, "iç ve dış müşteriler", başka bir gerçeği, "mutsuzluğu" yaşıyor olabilirler. Çalışanların yaratıcılıklarını desteklemek, onların kendi fikirlerini uygulama içinde görmesini sağlamak, "daha sıkı" çalışmalarını öğütlemekten iyi sonuçlar verecektir. Öncelikle, arabanın kasasında bir pencere açılmalıdır; manzara, hedef paylaşılmalıdır. Liderler, arabayı iple çektikleri için organizasyonla doğrudan teması kaybetmiş olabilirler. Arabayı elleriyle itenler, tümsek ve çukurları, yani hizmet ve ürüne ilişkin süreçlerin "değişime muhtaç" yönlerini daha iyi hissedebilirler.
* * *
İlk dinlediğimde çok etkilendiğim bu öykünün, aradan yıllar geçmesine rağmen güncelliğini yitirmediğini görmek, aslında beni üzüyor. Arkanıza dönüp baktığınızda, "yolda kalmış, tekerleği kırılmış, yoldan çıkmış veya devrilmiş" pek çok araba göreceksiniz. Bugün hala, "kare tekerlekler" üzerinde yürüyen ve uçurumun eşiğine gelmiş organizasyonlar var.
Çok geç olmadan, arabayı kısa bir süre durdurup, önce tekerleklerine, sonra etrafa ve kaçan fırsatlara bir göz atmalarını öneriririm.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|