|
 |
|
|
Hesap...
Washington'da Kuzey Irak'la ilgili ne tür hesaplar yapıldığı merak konusu... ABD Dışişleri Bakanlığı'nın, ABD'li ve Türk uzmanların katıldığı bir toplantıda, Kerkük ve Kuzey Irak'taki muhtemel gelişmelerle, yine Türkiye'nin muhtemel tepkisine ilişkin görüşlerini dinlediği biliniyor. Uzmanların çeşitli görüşlerini dün yansıtmıştık.
Dış İlişkiler uzmanı Steven Cook, ABD Dışişleri Bakanlığı eski danışmanı Henri Barkey, ABD Milli Savunma Akademisi'nden Judith Yaphe, ABD Kongresi uzmanı Alan Makovsky, Utah Üniversitesi'nden AKP uzmanı Hakan Yavuz gibi uzmanların yaptığı beyin fırtınasında ortaya atılan çeşitli görüşler var. ABD'li uzmanların vardığı ortak sonuçlar üzerinde durulmaya değer.
ABD'li uzmanların saptamasına göre, Türkiye, AB'den tarih almaya kilitlendiği için Aralık 2004'e kadar Kuzey Irak'taki gelişmeler karşısında fazla hareket şansına sahip değil. Özellikle askeri açıdan AB beklentisi Ankara'yı hareketsiz tutabilir.
Uzmanlardan 'ince' politika önerisi
ABD'li uzmanlar Washington'a, Kerkük ve Kuzey Irak'la ilgili olarak ince bir politika öneriyorlar. Bir yandan İslam dünyasının en güçlü ordusu olan Türk Silahlı Kuvvetleri'ni kaybetmemeyi, diğer yandan Irak'ta en büyük destekçileri olan Kürtleri de terk etmemeyi öneriyorlar. Örneğin Steven Cook'un görüşleri böyle.
Washington bu dengeyi tutturabilir mi, bu ince politikayı Türk kamuoyunu ve TSK'yı kaybetmeden yürütebilir mi?
Son gelişmelere baktığımızda bu hiç de kolay gözükmüyor.
Son günlerde terör eylemleri yeniden başladı...
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Edelman, PKK'ya karşı bir operasyon yapmayı düşünmediklerini, tek yöntemin bu olmadığını açıkladı.
Talabani'den örtüşen tavır
Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül ise Irak'taki otorite konumundaki ABD'den PKK'ya karşı beklentilerinin sürdüğünü belirttiler. Aylar önce ABD ile Türkiye arasında ortak eylem planı yapıldığı açıklanmış olmasına karşın, uygulamada bir değişiklik olmadı.
Ankara'yı ziyaret eden Talabani, Türkiye'ye yönelik silahlı saldırılara karşı olduklarını kaydetti, ancak siyasi alanı açık bırakarak, Edelmann'ın "başka yöntemler" yaklaşımıyla örtüşen bir tavır sergiledi.
Terörün tırmanışa geçmesiyle Türkiye'nin yeniden iç güvenliğe yoğunlaşması Kuzey Irak'ta bazı oldubittileri gündeme getirebilir mi? Bir başka ifadeyle, bir oldubitti hesabı nedeniyle mi Türkiye topraklarında terör yeniden tırmandırılmaya başladı?
Bu gelişmelerle Ekim 2004'te Kerkük'te nüfus sayımı yapılacak olması arasında bir bağlantı var mı?
Bu sorular bir süreden beri gündemde yanıtsız bekliyor.
Oyun içinde oyun...
Dışişleri Bakanı Gül, Türkiye'nin Kerkük ve Kuzey Irak'la ilgili hassasiyetini her fırsatta yeniden anımsatmaya başladı. ABD'ye, uzman veya danışman görüşlerini değil, Türkiye'nin resmi görüşünü dikkate alması gerektiğine dönük mesajlar verdi.
Kuzey Irak'la ilgili olarak ABD'nin hesabını tam olarak anlayabilmek güç. Hesap üstüne hesap yapıldığı, oyun içinde oyun olduğuna kuşku yok.
Terördeki tırmanış ve Kuzey Irak'taki gelişmeler karşısında Türkiye'nin hesabı ve hareket tarzı da bir diğer merak konusu.
Türkiye, yavaş yavaş yoklanıyor, sınanıyor gibi..
ABD'nin açıklaması ve yanıt
ABD'nin Ankara Büyükelçiliği, dün yazılı bir açıklama yaparak, dün yansıttığımız, Kerkük ve Kuzey Irak'taki muhtemel gelişmelerle Türkiye'nin muhtemel tepkileri konusunda, yukarıda adı geçen ABD'li uzmanlarla bir Türk uzmanın katıldığı beyin fırtınası toplantısının yapılmadığını ilan etti. Elçilik açıklamasında "Buna benzer haberler daha önce Akşam gazetesi ile Aydınlık dergisinde yer almıştı. İddialara konu olan böyle bir toplantı yapılmamıştır. Esasen toplantıda bulunduğu iddia edilen şahısların bazıları o tarihte ABD'de bile değildi" deniliyor.
ABD Büyükelçiliği toplantı yapılmadı diyor ama, toplantıya katılan Türk Akademisyen, Utah Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Hakan Yavuz'la görüştüm ve bu toplantının yapılıp yapılmadığını, kendisinin bu toplantıya katılıp katılmadığını sordum. Yanıtı şu oldu:
"Bu toplantı yapıldı. Ben de katıldım. Bu toplantıyla ilgili bazı haberler Washington'da da basına yansımıştı. Milliyet'teki kadar detaylı olmamakla birlikte Türk basınında da bu toplantıdan söz eden haberler yer aldı."
Dr. Yavuz, bu tür toplantıların düzenli olarak yapıldığını, uzmanların görüş açıkladığını, fikir-alışverişinde bulunduklarını ifade ettikten sonra, bazı toplantılara Türk gazetecilerin de iştirak ettiğini belirtti.
Dikkat çeken noktalardan biri de açıklamada söz konusu toplantıyla ilgili daha önce başka yayın organlarında da haberlere yer verildiğinin vurgulanması. Bu durumda akla şu soru geliyor; Büyükelçilik bu toplantıya ilişkin açıklamayı o haberler söz konusu olduğunda niye yapmadı? Öte yandan son dönemde ABD Büyükelçiliği tarafından yalanlanan önemli birçok haberin doğru çıktığı da bir gerçek. Son olarak Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay tarafından kaleme alınan ve ABD'nin Türkiye'den yeni taleplerde bulunduğuna ilişkin haber, aynı büyükelçilik tarafından yalanlanmış ancak birkaç gün geçmeden Türk yetkililerince doğrulanmıştı.
fbila@milliyet.com.tr
|
|
|

|