|
 |
|
|
Bayan Yaphe
Fikret Bila yazdı, ABD Milli Savunma Akademisi öğretim üyesi Judith Yaphe, "Türkiye'nin Kuzey Irak'taki kırmızı çizgileri birer birer yok oldu. Ne hükümetten tepki geldi, ne askerden...
Suriye'deki ayaklanma, Türk askerini derin şekilde düşünmeye zorladı. Şam'daki isyanın benzeri, (Suriye'deki Kürtlerin birkaç gün süren sivil başkaldırı eyleminden söz ediyor. G.C) Türkiye'de de çıkarsa bunu bastırabilecek mi? AB'den, görüşmelerin başlaması için tarih beklediği bir dönemde, Türkiye, bununla karşılaşmak istemiyor.
Artık tek Türkiye yok, farklı sesler var.
Tehlike algılaması konusunda Türkiye, artık homojen değil; sistemin, stratejik düşünme mekanizması zayıf ve gittikçe parçalanıyor.
Hem Başbakan hem Dışişleri Bakanı, geleneksel bürokrasi yerine işi danışmanlarıyla götürmeye çalışıyor.
Bence Cüneyd Zapsu, bugün Kürt konusunda en güçlü kişi. (R.T.Erdoğan'ın danışmanı. G.C.) Bir mülakatında, açıkça Kürt kimliğine ve Kürt milliyetçiliğine olan sempatisini ortaya koyuyor.
Yani Kürt meselesine bakışta, stratejik birlik yok"
O hanımı tanıdım
Judith Yaphe'yi iki yıl kadar önce Harvard Üniversitesi'nde katıldığım bir seminerde tanımıştım. Emekli Hava Orgeneral İlhan Kılıç'la birlikte salona girdiğimizde o bir konuşma yapıyordu.
Bizi görünce sözünü kesmiş ve "Türk dostlarımız geldi" diye bizi salona anons etmişti.
Sonra "Irak'a yapacağımız harekatta ne BM'ye, ne de başka bir ülkeye ihtiyacımız var... Bize sadece Türkiye'nin tam desteği yeterli" demişti.
Bir kahve molasıydı. Beyin jimnastiğini sürdürüyorduk...
İçlerinde Judith Yaphe'nin ve ABD eski Savunma Bakan Yardımcısı ve Harvard Üniversitesi Savunma Politikaları Merkezi Başkanı Graham Alison'un da bulundukları, küçük grup söyleşimizde, şöyle bir - duyarlı - soru gelmişti:
"Başkan Bush, Başbakanınız Ecevit'e telefon etse... 'Irak'a - olası - askeri harekatımız için sizin tam desteğinize ihtiyacımız var' dese, ne cevap alır?.."
Kılıç Paşa, "Hükümetin tek başına karar yetkisi yok. Kararı TBMM verir."
Bu kez soru bana yöneltilmişti:
"Medya ve kamuoyu, bu istek karşısında ne tavır alır?"
1 Ağustos 2001 tarihli bu köşedeki yazımda, Harvard'daki izlenimlerimi ve konuşmaların tümünü yazmıştım. Hepsi gerçekleşti... Biri hariç. Onu da yazının sonunda vurgulayacağım.
Çifte dikişle
O gün konuşulanlar aynen gerçekleşti.
Bush, "tam desteği" Ecevit'ten istedi.
Ancak, Ecevit hükümetinin bir ayağı çukurdaydı.
Ardından, Bush AKP hükümetinin "tam desteğini" yeni Başbakan R. T. Erdoğan'dan istedi...
Erdoğan'ın AKP'si buna olumlu oy verdi, ama oylar Anayasa gereği aranan "nitelikle çoğunluğa" erişmedi.
Ve...
ABD, bu kez "tam desteği" başka adreslerde Kuzey Irak Kürtlerinde aradı.
Buldu da...
Böylece, ABD ile Kuzey Irak Kürtleri kanka oldular.
Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti artık - fiilen - kurulmuş gibi...
Bağdat'a pamuk ipliğiyle bağlı.
Kerkük ve petrolleri alırsa, her an kopabilir.
Türkiye'nin kırmızı çizgileri de ne yazık ki "teğele dönüşüyor" izlenimi vermekte.
En önemli sorunu olan ülke bütünlüğüne dönük "potansiyel ciddi tehdide" karşı bile, Türkiye yönetiminde irade bütünlüğü yoksa... Böyle - adeta - hafife alınıyorsa, "stratejik düşünme mekanizmasının parçalandığı" söylenebiliyorsa, hazin...
Yazının sonuna sakladığım ve "sadece biri gerçekleşmeyen söyleme" gelince, Judith Yaphe o gün "Irak, kuzeyde Kürtler, ortada Sünni Araplar, güneyde Şiiler olmak üzere üçe... Veya kuzeyde Kürtler, güneyde Sünni ve Şii Araplar olmak üzere ikiye bölünmemeli" demişti.
Böylece Türkiye'ye bir çeşit güvence veriyordu.
Aradan 3 yıl geçti.
Aynı Judith Yaphe, bakınız "Türkiye'nin kırmızı çizgileri tek tek gitti. Ağızlarını açamadılar. Kuzey Irak Kürt yönetimi Kerkük'ü alırsa gene tepki gösteremezler" diyebiliyor.
Oradan, buraya nasıl gelindi?
Bu da "itibarda hortumdur."
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|
|

|