|
 |
|
|
Zirveye doğru... (2)
Ne kadar beraberlik?
NATO'nun Brüksel'deki merkezinde, Genel Sekreter dahil, görüştüğümüz yetkililere göre, İstanbul zirvesinin "bir numaralı konusu" Afganistan sorunu olacak. Bu bağlamdaki beklenti de, NATO'nun Afganistan'daki askeri ve siyasi rolünün genişletilmesi ve üye ülkelerin (başta Türkiye'nin) katkılarının artırılmasını öngören bir kararın çıkmasıdır.
Halen Afganistan'da NATO'ya bağlı ISAF'ın 6 bin askeri, Kabil bölgesinde görev yapıyor. Ancak ülkenin diğer bazı bölgelerinde (özellikle güneyde) durum kontrol dışı. Taliban buralarda hala faal...
Kuşkusuz NATO'nun az bir güçle veya sınırlı bir misyonla da olsa, Afganistan gibi uzak bir diyarda varlık göstermesi çok önemli. Ne var ki, pek çok müttefik, bu misyonun layıkıyla yerine getirilmesi için gereken asker, lojistik, para desteğini üstlenmekte hala tereddüt ediyor.
* * *
Askeri yetkililer, ISAF'ın en az 10 bin kişilik bir güce dönüşmesi gerektiğini düşünüyor. İstanbul zirvesinde ele alınacak tasarıya göre, Kabil'in dışında (kuzeyde) sivil ve askeri personelden oluşan (PRT) "Yeniden Yapılanma Timleri" konuşlandırılacak. İngiltere, Almanya ve Hollanda buna "evet" diyor. Türkiye'nin de (kendi timinin konuşlanacağı bölge belirlendiği takdirde) buna katılması bekleniyor. Bu da bin civarında bir personel gerektiriyor.
Ama Türkiye'nin yapacağı esas katkı, önümüzdeki şubat ayından sonra ISAF komutanlığını - ikinci kez olarak - devralması olacak. Bu konuda mutabakat sağlanmış bulunuyor ve NATO yetkilileri Ankara'nın bu desteğinden övgüyle söz ediyor... Tıpkı NATO'nun Afganistan'daki temsilcisi Hikmet Çetin'in çalışmalarından söz ettikleri gibi...
* * *
İSTANBUL zirvesinden, Afganistan için olumlu bir karar çıkacak. Bildirinin bu bölümü şimdiden hazır bile.
Ama güncel bir mesele daha var ki, üzerinde mutabakat sağlanması çok zor, hatta imkansız. Bu da Irak meselesidir.
ABD (ve İngiltere) NATO'nun Irak'ta da - Afganistan'da olduğu gibi - askeri - siyasi bir rol almasını istiyor. Halen çokuluslu "Koalisyon"da, 17 ülkenin askeri var, ama bu bir "NATO gücü" olarak bulunmuyor. NATO'daki bir Amerikan yetkilisinin dediği gibi, "İstanbul zirvesinde Irak'ta kolektif bir rol bağlamında ne yapılabileceği tartışılacak." Birçok diplomat, "fazla bir şey yapılmayacağı" kanısında. Nedeni, özellikle Fransa'nın buna şiddetle karşı çıkması. Fransızlara göre, "NATO'nun Irak'ta rolü yok ve olmamalı"...
Genel Sekreter Scheffer'e göreyse, "Bu konu iyice tartışılmalı... Eğer Irak Geçici Hükümeti NATO'dan destek isterse, kapıyı suratına vuramayız"... Yeni Irak hükümeti, İstanbul zirvesinden 48 saat sonra Bağdat'ta resmen göreve başlamış olacak. Bir talebi olup olmadığı ondan sonra anlaşılacak.
Ama NATO'da bu çatlak devam ederse, Afganistan'dakine benzer bir NATO gücünün Bağdat'a sevk edilmesi olanaksız. Bu yüzden yetkililer Irak meselesini sonuç bildirisine bile almamak ve onun yerine ayrı bir deklarasyon yayımlamak niyetindeler. Bir yetkilinin deyişiyle, "Bu, genel anlamda bir destek ifadesi olacak, yoksa yeni bir yükümlülük sözü değil"... Bunun - günlük dilde - anlamı şu: Lafta beraberlik!
skohen@milliyet.com.tr
|
|
|

|